Duygu RollerCoaster'ı

1K 50 117
                                        

Meris

Eve varmamıza çok az kalmıştı. Bütün yol aklımı kurcalayan düşüncelerin içinde kayıp bir haldeydim hala. Hande yakınımdayken ondan uzak duramıyordum. Onunla yaptığımız konuşma işe yarar sanıyordum ama görünen o ki sadece konuştuğumuzla kalmıştık. Hande beni seviyordu ve özlüyordu, bundan hiç şüphem yoktu. Ben de Hande'yi seviyordum ve özlüyordum. İkimiz de birbirimizden ayrı kalmak istemiyorduk. Sürekli dokunmak, sarılmak, öpmek, birbirimizle ilgilenmek istiyorduk. Atladığımız kısım şuydu ki, biz ayrılmıştık ve bunu artık yapmamalıydık.

Hande'den gitmemesini istemiştim bugün ama sanırım yanlış yapmışım. Keşke o kadar ısrar etmeseymişim. Hande ona hiç birbirimize dokunmayalım dememişim gibi sürekli sarılıp öpüyordu beni, bu tabiki aklımı alıyordu. Biz onunla beraberken bile bana dokunması beni o kadar etkilerken bunca özlemin üstüne mantıklı davranmamı benden kimse bekleyemezdi. Kim ne beklerse beklesin zaten umrumda değildi, Hande'ye karşı sert olamıyordum. Elimde değildi onu kendimden itmek. Hande bana ne yaparsa yapsın ben onu kendimden uzaklaştıramıyordum.

Hande'yle yaşadığımız her şeyi düşünmüştüm en başından. Tanışmamız, beraberliğimiz, birlikte yaşadığımız güzel şeyler ve aramızda çıkan ufak krizler, bunların hepsi çok güzel gözüküyordu gözüme. Ama öyle bir kısım vardı ki, onu unutmamalıydım. Hande beni bırakıp gitmişti. Olmayacak bir sebeple. Yok yere. Zehra'dan veda konuşmasını bana iletmesini istemişti. Zehra kabul etmiş olsaydı eğer bana kendine iyi bak bile demeyecekti.

Benden ayrıldığı ilk zamanlar, benim onun peşinden koştuğum zamanlar yani, ona sarılmama bile müsaade etmemişti. Bense o bana her geldiğinde onu kabul ediyor, her dokunduğunda ona gülümseyerek bakıyordum. Sevgimizi ya da sevme şeklimizi yarıştıracak değildim. Sevgi şekil alacak, yarıştırılacak ya da ölçülecek bir şey değildi zaten, Hande'nin beni çok sevdiğinden şüphem yoktu. İkimiz de birbirimize nasıl istersek, içimizden nasıl gelirse öyle davranmıştık. Hande ilk başta verdiği kararın arkasında durabilmişti. Beni kendinden itebilmişti. Bense yaptığım uzak duralım konuşmasının üstünden yirmi dört saat geçmeden defalarca kez kabul etmiştim onu. Hande benim en büyük zaaflarımdan biriydi ve bence zaaf güzel bir şey değildi. Yara almaya en açık olduğum konuydu ki daha açtığı yara kapanmamıştı bile.

Evin önüne gelip arabayı park ettiğimde dalgındım hala. Hata yaptığımı düşünüyordum. Galiba Yasemin haklıydı, barışmak için umut vermiştim galiba ona. Evet Hande'den uzak duramıyordum ama güvenmiyordum da hala. Elimde değildi.

Bir sigara yakıp eve doğru yürümeye başladım. Yanımda Deniz ve Yasemin vardı. İkisi de bana bir şeyler olduğunu fark etmişti ve sanırım ikisi de bunun sebebini anlamıştı, hiç sormuyorlardı o yüzden. İçeri girmek yerine bahçedeki koltuklara oturmuştuk. Birkaç dakika içinde Hande'ler de gelmişti. Hande'nin yanıma oturacağını tahmin edebiliyordum, bunu engellemek için Zehra'yı kolundan tutup yanıma çektim ve oturmasını sağladım. Hepsi yaptığıma şaşırsa da Hande bunun sebebini anlamıştı sanırım.

Hepsi yine sohbet etmeye daldığında ortamdaki ses fazla gelmeye başladı bana. Balkona gitmek istiyordum ama oda artık Hande'nindi ve o duş almaya gitmişti. Kaçacak yerim olmadığını fark ettiğimde mutfağa girmenin mantıklı olduğunu düşündüm. Hem yemek yaparken kafam biraz dağılabilirdi. Kızlara ne yemek istediklerini sorup yapmak üzere mutfağa ilerledim.

Müzik eşliğinde yemek yapıyor bir yandan da hala kafamın içindeki düşüncelerle uğraşıyordum. Bir süre sonra bir şey almak için arkamı döndüğümde kapıda dikilmiş beni izleyen Hande'yle göz göze geldik.

Hande: Korkuttum mu?

Meris: Hayır.

Hande: Yardım-

Şans Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin