Ben geldiiiimm
65 BÖLÜM OLMUŞ ARKADAŞLAR YUHHHHHHH YORUMA BOĞMAZSANIZ VALLAHİ DE BİLLAHİ DE YAZMAM BÖLÜM
Hayat her zaman mükemmel ilerlemiyor, bazen çok üzüldüm demek bile ne kadar üzüldüğünüzü anlatmaya yetmiyor. Oluyor bazen böyle şeyler
Meris
Ölüyorum yorgunluktan. Normalden daha kalabalık bir grubu eğlendirmek çok daha zormuş. Hele bu grubun gözü sürekli sizin üzerinizdeyse bu daha da zormuş. Söylediğim şarkı bittiğinde son molamızı verip kulise döndüm. Arkadaşlarım da benimle geliyordu tabi. Sevgilime kilitlenip adımlarımı hızlandırdım ve oturduğu sandalyeyi yana çevirip göğsüne bastırdım kafamı. Elleri saçlarımı ve sırtımı buldu.
Meris: Geberiyorum Hande! Seninle voleybol oynamaya çalışmak daha kolaydı.
Eda: Sen niye milli sporcuyla voleybol oynuyorsun ki Meris?
Meris: Hiç sorma abla, işini benden bir tık fazla sevmesi bana da sürpriz oluyor her gün.
Hande gülerek başımı göğsünden kaldırmış ve gülmesem de belli olan gamzelerimin üstünden öpmüştü beni. Eridim. Masadaki suya uzanıp dudaklarıma yaklaştırdığında şişeyi eliyle birlikte kavrayıp hiç düşünmeden kafama diktim. Sevgilim bir yandan da masadaki peçeteyi almış alnım ve boynumdaki terleri siliyordu.
Derin: Oha Meris, o kadar suyla dört gün geçinen kabile var
Meris: Ben bir filim Derin. Ve filler sinirlendikleri şeyin üstüne basar, bil diye söylüyorum.
Zaten götümden soluyorum yorgunluktan, takıldığı şeye bak. Biraz daha kendime geldiğimde biz sahnedeyken gelen ve onlara eşlik eden güvenlikle kulise aldırdığım İlkin ve Elif'e ilerledim. İkisine de aynı anda sarıldım, kendimi kollarına attım desem daha doğru olur tabi.
Hande: Aynen böyle hep destek çıkın Meris'e tamam mı her hatasını destekleyin saklayın benden falan. Sizi yanyana görmek hala sinirlerimi bozuyor.
Of Allah'ım beni al. Yetti bana bugün ya al da bir dinlendir beni. Sahne yetmezmiş gibi bir de Hande'den laf yiyorum hala. Hayır ben de beni terk ettiği için trip atayım diyorum da atamıyorum ki, hep bana kaçıyor.
Sahnede yaşadığım şey gerçekten değişikti. İnsanlar sürekli videomuzu çekiyordu ve ben bu kadarına alışık değildim. Tuhaf bir şekilde kulise geçme girişiminde bulunmamıştı hiç kimse. Kızlara ve hayatlarına duydukları saygıyı takdir etmiştim. Keşke aynı saygıyı bana da duysalardı. Önüme gelen istek kağıtlarının yüzde 99'u Hande ve benimle ilgiliydi. Olumlu ve destekleyici şeyler görmek güzel tabiki ama onların dışında Hande'ye vermemi istedikleri kağıtlar, Hande'ye şarkı söylememi isteyenler, Yasemin'den gördükleri kendi şarkılarımı söylememi isteyenler falan bile vardı. En çok sinirimi zıplatan şey ise boşa düştüğünde ara diyerek bir telefon numarasının yazıldığı kağıt gelmesiydi.
Deniz: Yenge biri Meris'e numarasını yazdığı kağıdı göndermiş.
Sağol Deniz çok yardımcı oldun hayatım. Ben de diyordum ki omzumdaki eksik sorun hangisi? Hande'min kıskançlığıymış meğer. Ağzını açmasına izin vermeden sevgilime döndüm.
Meris: Aşkım attım. Hiçbir şey de söylemedim. Densizlik işte boşver. Hatta seninkiler seni o kadar çok seviyor ki beni denemeye bile kalkmış olabilirler.
Hande: Numara göndermek ne demek Meris?
Meris: Tamam güzelim çok haklısın. Çıkınca garson arkadaşlara söylerim, üzerinde gerçekten istek parça yazmayan kağıtları bana getirmezler. Tamam mı sevgilim?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şans
FanfictionHande Baladın fan kurgudur. Hande takımdan kimseyle shiplenmeyecek, hatta takım ve kamp konusu doğru düzgün işlenmeyecektir. Canım sıkıldığı için yazıyorum.
