Arkadaşlar selam, yuh bana yine çok geç geldim ama geldim.
Yorumlarınızı bekliyorum.
Hande
Meris'in gitme dememe rağmen gitmesinden sonra yatağa oturmuş ve kalmıştım. Ne yaşamıştık biz az önce? Hala anlayamıyordum. Meris'in bu konuya bu kadar sinirlenmesini hiç beklemiyordum. İçten içe kurduğu o cümleyi sinirle söylediğini biliyordum ama bu bana böyle bir şey söyleyebileceği anlamına gelmiyordu. Ona ciddi ciddi vurmuş olmak da bana kendimi kötü hissettiriyordu. Kendimi tutamamış ve bir anda vurmuştum. Şu an bunu düşündüğüme bile inanamıyordum, normalde biri bana bu tarz bir şey söylese onu büyük ihtimalle parçalardım. Karşımdaki kişi çok iyi tanıdığım ve ne kadar çok sevdiğime her gün şaşırdığım insan olunca tüm o sinirin yanında pişmanlık da hissediyordum. Kızların hala evde olup olmadığını bilmiyordum, kalkıp salona geçtim.
Zehra: Hande iyi misin?
Hande: Değilim.
Deniz: Meris gitti mi?
Hande: Gitti. Sana zarar vermek istemez Deniz, biliyorsun. Sert itti evet ama-
Deniz: Hande ne anlatıyorsun? Alışığız biz ona, kavgalarını ayırırken ya da sakinleştirirken az dayağını yemedim böyle. O da benim aynı şekilde, iki hafta kolu bacağı mor dolaşmışlığı var benim yüzümden.
Hande: Doğru, salak sevgilimi herkese karşı koruyup savunmalıymışım gibi hissediyorum. Pardon.
Zehra: Ne oldu? Neden gitti?
Hande: Ben giderim yine diye korktu sanırım. Tartışınca ikimiz de sakinleşemiyoruz, o sinir geçene kadar uzak durmak en iyisi. Meris zaten genelde de sinirle hareket edersem saçmalıyorum ben o yüzden biraz kendime gelmem için durmam gerekiyor, diyor hep.
Deniz: Saçmaladı yine dimi?
Hande: Hem de çok. Sen tanımadığın insanlara bile samimi davranıyorsun yardım ediyorsun dedim, bana dedi ki sen sana yavşayan birine nasıl yardımcı olmayı düşünüyordun
Zehra: Ne? O ne demek ya?
Deniz: Sinirine tükürdüğümün salağı. Lütfen bana Meris'e kafa attığını söyle Hande. En yakın hastaneye gidiyordur umarım şu an.
Hande: Tokat attım.
Deniz: Az olmuş ama neyse, anlamıştır o. Çenesi falan çıkmıştır inşallah, gerizekalı ya.
Zehra: Hande haklısın da, nereye gitti bu?
Deniz: Bırak ne bok yerse yesin, dönecek illa.
Deniz'in benden çok sinirlendiğini görebiliyordum. Meris'i benden çok daha iyi tanıyordu, o dönecek diyorsa öyledir. Sinirinin tek sebebi benim kırılmış olmam mıydı? Meris'in ima ettiği şey miydi? Yoksa bambaşka bir şey miydi bilmiyordum, şu an bunu düşünmek de istemiyordum. Derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım ve Zehra'nın sorduğu soruyu düşündüm. Nereye gitmişti? Aklıma gelen şeyle panikle kalktım olduğum yerden.
Hande: Meris o yavşağı bulup döversem ben mi suçlu olacağım dedi. Olursam olayım dedi. Deniz bir şey yapmaz dimi? Çok büyür o olay, adam sporcu. Hepimizin başı yanar, Meris'le olmamı bile istemez kulüp.
Deniz: Ya bir sakin ol yengecim, otur yerine. Yapmaz bir şey merak etme. Tanımaz etmez nereden bulacak zaten.
Hande: Ya bulursa?
Deniz: Bırak bulmayı aklından onu aramak bile geçmiyordur şu an eminim. Ya bizim bara gidip kendimi kulise kapatmıştır, ya uçurumdadır ya da şehirden uzaklaşana kadar araba sürüp sakin bir yer bulup oraya çöker.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şans
FanficHande Baladın fan kurgudur. Hande takımdan kimseyle shiplenmeyecek, hatta takım ve kamp konusu doğru düzgün işlenmeyecektir. Canım sıkıldığı için yazıyorum.
