16.Bölüm✔️

50.1K 2.5K 695
                                        

Keyifli okumalar.
🇹🇷BOZKURTÇA BAKTIM SANA YAKTIN BENİ ASENA...🇹🇷

______

Omuzumun üzerinden Yiği'e baktım. Gülümseyip tekerlekli sandalyeyi itmeye devam etti. "Sen ciddi misin? Umarım şakadır. Çünkü bu kadar da olmaz." dedim. "Abarttın Umay." dedi. "İyileştim ben. Bunun farkında mısın?" dedim. Gülümsedi. "Mutluyum." dedi. Göz devirip arkama yaslandım.

"Dedem duyarsa seni vurur." dedim, rahat bir şekilde. "Ben zaten vurulmuşum." dedi. Bu adam neden beni anlamak istemiyordu? "Bu arada dedenin izni var. Öykü bu aralar biraz yoğun. Sana bakacak birinin olması gerekir. O şanslı kişi benim." Ne şans ama? "Ailen evde. Kalabalık olur." Bacak bacak üstüne attım. "Akşam eve dönecekler." Her şeye de bir cevabı varya.

Hastane çıkışında Ömer bizi bekliyordu. "Sonunda çıktın Vampirli Kurt." Cebinden sarımsak çıkarınca yüzümü buruşturdum. "Bak işte; ben size demiştim." Göz devirip ayağa kalktım. "Cebinde sarımsak taşımanı kim normal karşılayabilir ki?" Tekrar cebine koyup arka kapıyı açtı. "Vampirleri kendimden uzak tutmamın başka yolu yok." Bu akıl Ömer'e fazla. Arabaya bindim. Yiğit yanımda oturmuştu. Ömer sürücü koltuğuna geçti.

"Ben sizin şoförünüz müyüm? Niye ikiniz de arkaya geçtiniz?" Yiğit sıkıntılı bir nefes alıp verdi. "Arabayı çalıştırman için ve susman için on saniyen var. On birinci saniye de kendini hastanede bulursun." dedi Yiğit. Ömer arabayı çalıştırıp kısık sesli bir müzik açmıştı. Kıkırdadım.

"Kurtları kendinden uzak tutamıyorsun galiba." dedim. "Ona bir çare bulamıyorum. Ve birgün o kurtlar çoğalacak. O zaman ne yapacağım?" Kaşlarım havalandı. "Akrep!" Yiğit değil Bozkurt konuşuyordu.

Yolculuğumuzun geri kalanı sessiz geçmişti. Yiğit konuşmamızı yasaklamıştı. Arabadan inip Ömer'e döndüm. "Okan nerede?" Sırıtmaya başlamıştı. "Öykü ile beraber. Revire ilaç taşınacakmış galiba. Yardım ediyor." Gülümsedim. "Pek bir yardımsever, maşallah." dedim. İlerlemek için attığım adım ile Yiğit'in beni kucağına alması bir oldu.

"Ne yapıyorsun sen?" dedim, şaşkın bir şekilde.

"Pek bir yardımsever, maşallah." dedi Ömer.

Yiğit ile beraber Ömer'e ters bir bakış attık. Omuz silkip apartmana girdi. "İndirir misin beni?" dedim. "Yorulmanı istemem." dedi. Dudaklarımı aralayacağım sırada araya üçüncü kişinin sesi girmişti.

"Umay abla geçmiş olsun." Başımı çevirip Ozan'a baktım. "Beni indir Yiğit. Aksi taktirde istemediğim şeyler yapabilirim." dedim sahte bir gülümsemeyle. Beni yere indirince Ozan'a yaklaştım. "Teşekkür ederim canım." Ozan ile aynı boya gelebilmek için eğildim. "Neyin var? Yiğit abi çok korkmuştu. Vuruldun mu?" Bunu bir çocuğa nasıl izah edebilirim ki? "İyiyim artık. Bana bir şey olmaz ki." Elindeki çiçek buketini bana uzattı. "Bunu senin için aldım." Çiçeği alıp burnuma yaklaştırdım. Çok güzel kokuyorlardı. "Çok mutlu oldum. Çok teşekkür ederim." Yanağıma minik bir buse kondurup kaçtı.

Doğruldum. "Bir çocuk kadar olamadın. Bak ne güzel çiçek almış." dedim. "İstediğiniz çiçek olsun Umay Hanım." dedi. Eliyle apartman kapısını gösterdi. Gülümseyip ilerledim.

Evin olduğu kata çıktık. Merdivenlerden çıktığımız için biraz nefes nefese kalmıştım. Elim yaralı bölgenin üstündeydi. "Bir kere inatçılık yapmayıp beni dinleseydin böyle olmayacaktı." dedi Yiğit. "Ufak bir sızlamaydı. Önemli değil." dedim. Zile basılı tutup bir anda beni kucağına aldı. "Yok artık! Annen ve baban evde." Başını geriye doğru çekmişti. "Şu çiçeği ağzımın içinden çıkarır mısın? Yiyeceğim şimdi." dedi. Çiçeği daha çok yaklaştırdım. "Beni de ye." Gülmüştü. "Sözüm olsun." Kaşlarımı çattım. O sırada evin kapısı açıldı.

UMAYBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin