Güçlü

1.5K 153 54
                                        

"Gençler." diyen Umurhan Bey'e döndük.

"İyi misiniz?" diye soran Umurhan Bey, endişeyle bize bakıyordu.

"İyiyiz. Merak etmeyin." dedim.

"Neler oldu, anlatın bana." diyen Umurhan Bey'e her şeyi detaylıca anlattık.

"Barlas'ı yakalamak için askeriye ile görüşeceğim. Tüm haber kaynakları ile işbirliği yaparak onu arayacağız. Şimdi de askeriyeye haber vereyim, otele Barlas eşyalarını almak için dönerse diye adam koysunlar."

Umurhan Bey'i anladığımı gösterircesine kada salladım.

Umurhan Bey, telefonunu çıkarıp askeriyeye mesaj yazarken abim, "Biz de ülkemize dönüp aramaya oradan katılacağız." dedi.

Umurhan Bey, "O zaman sizi buradan havaalanına bırakayım. Eşyalarınızı da havaalanına getirirler. Özel uçak ile dizi geri gönderelim." dedi.

"Teşekkürler Umurhan Bey." dedi Efkan.

"Görevimiz bu. Yeter ki kitap ve terörist bulunsun." dedi.

Afşa, "Ben de onlar ile gitmek istiyorum Umurhan Bey." deyince Umurhan Bey merakla ona baktı.

"Daha önce tanışmış mıydık?"

"Afşa ben. Saldırı olan otelde vurulan çalışanım."

"Ah doğru. Unutmuşum. Kusura bakma. Söyle şimdi, sen niye gitmek istiyorsun?"

Afşa ne diyeceğini bilemedken onun yerine cevap verdim.

"Bize yardımı dokunacağını düşünüyoruz. Bu yüzden bizimle gelse olur mu?" diye sordum.

"Tabii Meva Hanım. Her türlü yardımı size sağlamak görevimiz sayılır." dediğinde teşekkür ettim.

Reyhan, üzerindeki şüphelere rağmen çöpçatanlığa devam ettiğim için bana bakıyordu.

Ceylanlar ne olduğunu anlamayarak bana bakınca Afşa ve Reyhan'ın aralarında bir şey olduğunu anlatmak için beden dili kullandım.

"Haa." diyen Efkan dikkatleri üzerine çekince konuyu değiştirme ihtiyacı duydu.

"Şifacılar yaralanan askerleri görebileceğimizi söylemişlerdi. Sizi beklemiştik, yanlarına gidelim mi Umurhan Bey?"

"Gidelim. Ben de onları görmek istiyorum. En iyi askerlerimizdi. Nasıl ikisi de yaralandı, merak da ediyorum."

Umurhan Bey ile askerlerin kaldığı odaya gittiğimizde askerler yataklarında doğruldular.

Umurhan Bey, "Rahatınızı bozmayın." dediğinde askerler "Olsun Umurhan Bey. Sizi yatarak karşılamak istemeyiz." dedi.

Dayanamayarak "Sizi bayıltan Barlas mıydı? Yoksa başkaları da var mıydı?" diye sordum.

"Sadece Barlas. O genç... Çok güçlü."

Abimlere "Babamlar haklı olabilir. Normal bir element öğrencisi iki kıdemli askeri dövemez." dedim.

Umurhan Bey, "Yalçın Beyler ne düşünüyordu ki?" diye sorunca Efkan, "Tsunami gücünün element temsilcisi... Barlas olabilir. Yalçın Amcalar gücü çok kuvvetli diye onu gözlemliyorlardı. Biz de birkaç kez olağanın üzerinde gücünü kullandığına şahit olduk." dedi.

Umurhan Bey, "Element temsilcileri hep iyi insanlar arasından seçilir." dediğinde odada bir sessizlik oluştu.

Abim, "Herkes öyle biliyor ama galiba öyle değil. Çünkü Barlas'ın güç seviyesi bir element temsilcisinde olması gerektiği gibi." dedi.

"Bunu da araştıracağım." dedi Umurhan Bey.

"Barlas benim kitabım ile ne yapacak?" diye mırıldandım ve duvara yaslandım.

Kitabın içerisinde tüm güçler, sihirli orman hakkında bilgi olduğunu biliyoruz sadece.

O kitap Barlas'ın ne işine yarayacak?

"Bizim bilmediğimiz bir şey biliyor olmalı." dedi Ceylan.

"Ama o bildiği şey ne?" diye sordu Efkan.

"Umarım o bildiği şeyi uygulamaya koymadan biz onu yakalamaya başlarız. Çünkü yapacakları hiç hâyra alamet gözükmüyor." dedim.

Umurhan Bey, "Saat çok geç oldu gençler.  Şimdi uçağa binseniz hava aydınlandığında anca varırsınız. Geç olmadan sizi havaalanına bırakalım." dediğinde "Çok iyi olur." dedim.

Askerlere, "Sağlığınıza en kısa sürede kavuşursunuz umarım. Bizi korumak için hayatınızı tehlikeye attığınız için minnettarız." dedim.

Askerler bu dediğine içtenlikle cevaplar verdiklerinde vedalaşıp odalarından çıktık.

Şifahanenin çıkış kapısına doğru yürürken Efkan yanıma geldi ve yavaşça elimi tuttu.

Ruh Temsilcisi Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin