"Çünkü Efkan şifahanede değil." diyen Oflaz Amca'ya anlamayarak baktım.
"Ne demek Efkan şifahanede değil? Çıktı mı ama öyle olsa bana söylerdi. Durumu nasıl? Yoksa... Yoksa kaçırıldı mı? Dilay Teyzeler hastanede. Aklı olan kimse Dilay Teyze'nin oğlunu kaçırıp kendi ölüm fermanını imzalamaz."
Ben daha konuşmaya devam edecektim ki Oflaz Amca beni durdurdu.
"Kaçırılmadı."
"Ne oldu öyleyse söyler misin Oflaz Amca? Kafayı yiyeceğim birazdan." dedim.
"Üzgünüm kızım." diyen Oflaz Amca ile ne diyeceğimi bilemedim.
"Üz...üzgünüm mü? Oflaz Amca."
Oflaz Amca başını öne eğerken dizlerimin üzerine düştüm.
"Efkan!" diye acıyla bağırırken gözyaşlarım hızlı yanaklarımdan akıyordu.
Oflaz Amca yanıma otururken "Meva." dedi.
Titreyen sesimle "Ölmedi de, Oflaz Amca. Yaşıyor, de. Lütfen." dedim.
"Üzgünüm."
"Barlas'ı kendi elimle öldüreceğim!" diye bağırdım sinirle.
Utku Bey, "Bu itiraf sayılır." dediğinde öfke ile ayağa kalktım ve ona doğru bir adım attım.
"Seni de öldürebilirim. Hem de tam şu an. Ne dersin?" diye sordum.
Utku Bey benden korkarken Oflaz Amca, "Meva kendine gel." dedi.
"Oflaz Amca, Efkan öldü diyorsun! Ben nasıl kendime geleyim?" diye bağırdım.
"Buna mecbursun."
"Umurumda değil! O Barlas'ı ve onunla olan tüm herkesi geberteceğim! Efkan'ın intikamını alacağım!"
"Acıdan düzgün düşünemiyorsun. Kendine gel!" diye bağıran Oflaz Amca ile durdum.
Oflaz Amca'ya baktım.
Oflaz Amca yavaşça bana yaklaştı ve bana sarıldı.
Sakinleştirici bir ses tonunda "Rahatlayana kadar ağla ve mantıklı düşünmeye başla. Sinirle hareket edersen bu anca senin zararına olur." dedi.
Oflaz Amca'ya sarıldığımda hıçkırarak ağlamaya başladım.
"Oflaz Amca ben Efkan olmadan ne yapacağımı bilemem. O benim canımdan bir parça. O... Her şeyim."
Oflaz Amca saçımı okşarken "Biliyor musun, bunların benzerlerini annen de beni kaybedince söylemişti. Canının hala yandığını biliyorum ama o ayakta durup hayatına devam etmeyi başardı. Bu da bana en büyük hediye oldu." dedi.
Oflaz Amca'dan ayrıldım ve "Annem onları söylerken ne hissettin?" diye sordum.
"Aynı onun gibi canım yandı. Bir daha onunla iletişim kuramayacak olduğumu düşünüp tüm vaktimi yas tutarak geçirdim. Anneni ne kadar görsem de ben de onsuz kalmıştım. Ben de o olmadan nasıl zamanın akacağını bilmiyordum."
"Efkan da mı böyle hissediyor?" diye sordum.
Oflaz Amca silikleşirken "Eminim ki öyle hissediyordur." dedi.
"Onu çağıracağım." dedim.
"Çağır." diyen Oflaz Amca saniyeler içerisinde gözden kaybolunca ağlamamı durdurmaya çalıştım.
Odaklanıp Efkan'ı çağırmam lazımdı. Gözlerimi yumdum ve avuçlarımı sıkarak güç toplamaya çalıştım.
"Ben ruh temsilcisi Meva. Tsunami gücünden Efkan'ın ruhunu yanıma çağırıyorum."
Hiçbir şey olmazken gözlerimi açtım.
Niye başaramamıştım?
Yoksa iyi yapamamış mıydım?
Gözlerimi tekrardan kapattım ve "Ben ruh temsilcisi Meva. Tsunami gücünden Efkan'ın ruhumu şu an yanıma çağırıyorum." dedim.
Esen rüzgarı hisseder hissetmez gözlerimi açtım.
Efkan karşımda ruh halinde durduğunu gördüğümde koşarak ona sarılmaya çalıştım.
Ona dokunamadığımda anlamayarak "Niye sana dokunamıyorum? Oflaz Amcalar ile temas edebiliyordum." dedim.
"Ruhum daha taze olduğu için olmalı." diyen Efkan'ın gözlerine baktım.
"Sana sarılmak, öpmek istiyorum."
"Benim de içimde bunları yapmak için fırtınalar kopuyor." dediğinde tekrardan hıçkırarak ağlamaya başladım.
"Ne zaman oldu bu?"
Efkan başını öne eğerken "Dört gün önce." diye cevap verdi.
"Dört gün önce öldüm."
Ağlamam şiddetleşirken Efkan, "Ağlama lütfen. Ben hep seninleyim. Ölü ya da diri." dedi.
Hiçbir şey diyemezken Efkan, "Lütfen ağlama. Kıyamıyorum." dedi.
Gözümden akan yaşları ellerimle sildikten sonra ona baktım. Bunlar gerçek olmamalıydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ruh Temsilcisi
FantastikTüm ara elementlerin koruyucu hayvanını canlandırmak için çalışan bir gezegende doğan ana karakterimiz element taşını bulmak için girdiği sihirli ormanda beklenen kişi olduğunu öğrenir. "Güneş Parlarken" adlı kitabın ikinci kitabıdır.
