Abimle konuşurken başımızda bekleyen Utku Bey'e baktım. İsmini beni yedi gündür tuttuğu nezarethanede öğrenmiştim. Gıcık adam.
"Görüşme süreniz bitmek üzere. Son sözlerinizi söyleyin." diyen Utku Bey'i takmadan abime "Barlas"ı hala bulamadınız mı?" diye sordum.
"Hayır. Yurdunda bu sihirli kitap hakkında birçok kaynak bulduk. Senelerdir bu konu üzerine çalışıyormuş ama sebebini bulamadık."
Sıkıntıyla yüzümü astım. Bu sorunlar artık bitsin istiyordum.
"Bir kez daha Ceylan'a yazsana. Belki Efkan'ın durumu hakkında bir gelişme olmuştur." dedim.
"Güzelim daha önce de dediğim gibi şifacılar uyanmasını bekliyor." diyen abim ile gözümden bir yaş süzüldü.
"Dilay Teyze ve Gökbay Amca ziyaretime hiç gelmedi. Efkan'ın durumu çok kötü olmalı."
"Daha önce de dediğimiz gibi durumu kritik. Herkes perişan. Bu yüzden Dilay Teyzeler seni görmeye gelemedi." dedi abim.
Ofladım.
"Efkan'ı görmek istiyorum. Onu özledim. Ona bir şey olacak diye çok korkuyorum." dedim.
"Sen şu an kendi durumunu düşün. Annemler de seni buradan çıkartmak için çalışıyorlar."
Gözyaşlarım arasından "Efkan'ı düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum ki. Özellikle dört gündür içimde öyle bir his var ki... Canımı çok yakıyor." dedim.
Abim bir şey diyecekken Utku Bey, "Bu kadar yeter. Görüşme bitti." dedi.
"Sohbetimiz bitseydi." dedim.
"Sohbetinizi bitirin diye önceden görüşmenin biteceğini haber vermiştim. Bitirmemeniz sizin hatanız."
Bu adam şansını çok zorluyordu.
"Görüşürüz." dedi abim.
"Görüşürüz."
Abim nezarethaneden çıktığında sırf Utku Bey sinir olsun ve Efkan hakkında daha iyi bilgi edinebileyim diye aklıma bir fikir geldi.
Gözlerimi kapattıktan sonra yumruklarımı sıktım ve "Ben ruh temsilcisi Meva. Toprak elementinden Oflaz'ın ruhunu yanıma çağırıyorum." dedim.
Utku Bey, "Bunu yapamazsın!" diye bağırırken onu umursamadım.
Odada bir rüzgar esince Oflaz Amca'nın ruhunun geldiğini hissettim.
Gözlerimi açtığımda karşımda duran Oflaz Amca'nın canı sıkkın duruyordu.
"Oflaz Amca." dedim.
"Efendim güzellik."
"Seni annemler ile hala görüştüremedim. Olaylar çok karıştı. Üzgünüm." dediğimde Oflaz Amca, "Bunca derdinin arasında bunu düşünme. Annenler ile her türlü gelecekte görüşme imkanım olur." dedi.
"Oflaz Amca sana bir soru sorsam bana dürüstlük ile cevap verir misin?" diye sordum.
Oflaz Amca ne soracağımı fark etmişti. Yüz ifadesinden bu anlaşılıyordu.
"Efkan nasıl? Bana sadece durumu kritik deniliyor. Daha detaylı bilgiye ihtiyacım var." dedim.
"Onlar ne diyorsa öyledir." diyen Oflaz Amca ile başımı öne eğdim.
"Oflaz Amca görüntülü sohbet başlatın, biraz gösterin diyorum. Hayır diyorlar. Bir fotoğrafını çekip gösterin diyorum. Cevapları yine hayır. Yara falan mı oluştu? Üzülmeyeyim diye mi göstermiyorlar? Burada onlara inanmayıp bilgisiz oturmak canımı çok yakıyor."
Oflaz Amca, "Olanları benim söylemem doğru olmaz." dedi.
"Lütfen söyle Oflaz Amca." dedim.
Oflaz Amca tereddütte kalırken önünde diz çöktüm ve "Yalvarırırım Efkan'ın durumu hakkında bir şey söyle. Canım çok yanıyor." dedim.
Oflaz Amca hızla beni ayağa kaldırırken "Yalvarma." dedi.
Söylememek için kendiyle mücadele ediyordu.
"Eğer sen benim yerimde olsaydın ve yaralanan annem olsaydı ne hissederdin? Sana açık olunmadığı için meraktan ölüp ölüp dirilmez miydin?"
Güzel bir noktadan vurmuştum. Oflaz Amca duraksamıştı.
"Buradan kaçıp şifahaneye gitmek istiyorum ama bu sadece durumu daha da kötüleştirir diye burada duruyorum ama kimse bana detay vermiyor."
"Şifahaneye gitmen bir işe yaramaz." diyen Oflaz Amca'ya anlamayarak baktım.
"Niye?"
"Çünkü Efkan şifahanede değil."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ruh Temsilcisi
FantasyTüm ara elementlerin koruyucu hayvanını canlandırmak için çalışan bir gezegende doğan ana karakterimiz element taşını bulmak için girdiği sihirli ormanda beklenen kişi olduğunu öğrenir. "Güneş Parlarken" adlı kitabın ikinci kitabıdır.
