Babamlar ile eve geldiğimizde hava çoktan kararmıştı.
Verilen karar ile üçüncü ülkeye yarın sabah erkenden gidecektik. Onun heyecanı tüm vücudumu sarmıştı.
Annem, "Dilay Teyzenlere gideceğiz birazdan. Haberiniz olsun." dediğinde "Çanta hazırlayacaktım. Ben evde kalsan olur mu?" diye sordum.
Abim, "Alt tarafı bir çanta. Gelince hazırlansın." dedi.
"İlk kez böyle bir macera yaşayacağım. Heyecanımı ala ala çantamı toplamak istiyorum." dedim.
Babam, "İstediğin gibi takıl." dediğinde gülerek teşekkür ettim.
"Dolapta yiyecek bir şeyler olacaktı. Isıtıp yersin." dedi.
"Tamam. Siz beni merak etmeyin." dedim ve odama çekildim.
Telefonumu elime aldığımda Barlas'ın mesaj yazmış olduğunu gördüm. Onunla olan sohbete girdim.
"Meva."
"Selam "
"Nasılsın diye sormak istedim."
"Seninle aramız bozuldu diye çok üzüldüm."
"Her şeyi altüst etmenin pişmanlığı da var."
"Neyse."
"Sen bana müsait olunca yazarsın."
"Ben daha fazla mesaj yazıp seni rahatsız etmeyeyim."
"İyi akşamlar."
Barlas için üzülmüştüm. Annesi küçük yaştayken onu bırakmıştı ve üvey annesi ile babası evlenince hayatı zorlaşmıştı.
En sonunda ise küçük yaştayken yetimhanede yaşamaya başlamıştı.
Mesajlarına cevap verdim.
"Ailemin yanındaydım, mesajlarını o yüzden görmedim."
"Ben iyiyim. Yarın için de baya heyecanlıyım."
"Galiba biraz da stres oldum."
"Sen nasılsın?"
Annem içeriden, "Biz çıktık! Aç kalma!" diye seslendiğinde ona "Tamam! Görüşürüz!" diye bağırdım.
Ev kapısının açılıp kapandığını duyduğumda geri telefonuma odaklandım.
Barlas çevrimiçi olur olmaz cevap yazmaya başladı.
"İyi olmana sevindim. Ben de iyiyim."
"Galiba ben de stresliyim."
"Müsait isen arayayım mı? Seni merak ediyorum."
"Olur. Arayabilirsin." yazdığımda Barlas uygulamadan çıktı.
Birkaç saniye sonra aramaya başlayınca telefonu açıp kulağıma götürdüm.
"Alo."
"Alo! Selam. N'aber?" diyen Barlas'a "İyiyim. Az önce de yazdığım gibi... Sen nasılsın?" diye sordum.
"Ben de iyiyim. Az önce dediğim gibi."
"İyiymiş." diye mırıldandım.
Barlas, "Ailen beni sevdi mi? Merak ediyorum." dedi.
"Sevmişlerdir herhalde. Eve geldiklerinde sorarım."
"Yalnız mısın ki?" diye soran Barlas'a "Evet. Annemler Efkangile gitti." dedim.
"Anladım."
"Öyle işte. Birazdan da yemek yiyip yolculuk için çanta hazırlayacağım." dedim.
"Ben de birazdan hazırlarım galiba."
"Almam gereken herhangi bir şey var mı? Sen daha iyi biliyorsun." dedim.
"Özel olarak bir şey almana gerek yok."
"Tamamdır. Sağ ol."
"Bir de bir şey isteyebilir miyim?" diye sorduğunda "Tabii." dedim.
Barlas konuşmadan zil çalınca "Bir saniye beklesene, annemler bir şey unuttu galiba." dedim.
"Tamam."
Gidip kapıyı açtığımda gördüğüm, elinde poşet olan Efkan ile "Hoş geldin." dedim.
"Hoş buldum."
Efkan içeri girdiğinde kapıyı kapattım.
"Efkan iki dakika beklesene, telefondayım."
Efkan beni onaylayıp mutfağa gittiğinde peşinden mutfağa gittim.
"Barlas sen ne diyordun?" diye sordum.
"Reyhan da bizimle gelmek istiyor. Yalçın Bey'e sen sorabilir misin?"
"Reyhan eşyalarını hazırlasın. Ben babamla konuşurum."
"Teşekkürler."
Barlas'a cevap verecekken Efkan bardak kırınca dikkatim dağıldı.
"Barlas seninle sonra konuşsak olur mu?"
"Tabii görüşürüz."
"Görüşürüz."
Telefonu kapattışımda endişeyle Efkan'a baktım. Elinden zemine kan damlıyordu.
"İyi misin?"
"İyiyim. Sen yerinden kımıldama. Cam her yere saçıldı. Üzerine basarsın." dedi.
"Bir şey olmaz." diyerek Efkan'a yaklaştım ve eline baktım.
"Az dikkatli ol be oğlum."
"Bardak dolabın tam ucuna konulmuş. Benim suçum yok."
"Gel şu elini temizleyelim." dedim.
Birlikte mutfaktan çıktığımızda "Sen oturma odasına geçip otur. Ben de banyodan elin için birkaç şey alıp geliyorum." dedim.
"Tamam, bekliyorum."
Hızlıca banyoya gittim ve ilkyardım dolabını açıp içinden gerekenleri aldım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ruh Temsilcisi
FantasyTüm ara elementlerin koruyucu hayvanını canlandırmak için çalışan bir gezegende doğan ana karakterimiz element taşını bulmak için girdiği sihirli ormanda beklenen kişi olduğunu öğrenir. "Güneş Parlarken" adlı kitabın ikinci kitabıdır.
