Arkadaşıydım

1.5K 144 67
                                        

Umurhan Bey ile yemek yerken ortamda tuhaf bir atmosfer vardı.

Gizli gizli Afşa ile mesajlaşma Reyhan, birbirleri ile flörtleşen abim ve Ceylan, benimle arasını düzeltmeye çalışan Barlas, herkesten kendini soyutlamış Efkan ve kültürel yemeklerini tanıtmaya çalışan Umurhan Bey.

Şu an kültürel yemekleri hiç birimizin ilgisini çekmiyordu. Keşke susmayı akıl etse.

"Bugün Yalçın Bey ile telefonda konuştum." diye söze başlayan Umurhan Bey'e baktım.

"Sizin sağlığınız ve güvenliğiniz için çok endişeliydi. Bu yüzden benden sizi korumak için asker atamanı istedi."

"İyi fikir. Meva'nın güvenliğini sağlamamız şart. Teröristler kendisine tekrar saldırmak isteyebilir." dedi abim.

"Sizi otele geri bıraktığımızda atadığım askerler orada olacak. Bundan sonra sizi, özellikle Meva Hanım'ı, belli bir mesafe ile takip edecekler. Olağandışı bir durum fark ederlerse de sizleri tehlikeli ortamdan güvenli bir noktaya götürecekler."

"Teşekkür ederiz Umurhan Bey." dedim.

"Lafı olmaz."

Ceylan, "Sihirli ormana da yarın girip kitabı aramaya başlarız. Ne kadar hızlı bulup dönersek o kadar iyi." dedi.

"Öyle, Meva'nın güçlerini öğrenmesi gerekiyor." dedi abim.

Umurhan Bey, Efkan'a bakarak "Hepiniz yorgun görünüyorsunuz. Kitabı bulduktan sonra ülkenize dönüp dinlenmek istiyorsunuzdur." dedi.

Umurhan Bey, Efkan'dan cevap beklerken Efkan'ın kendisi ile konuşulmaya çalışıldığından haberi yoktu.

Reyhan, Efkan'ı dürterken ismini seslendi.

Efkan ne olduğunu anlamayarak bize bakınca Umurhan Bey'i fark etti.

"Kusura bakmayın. Meva kaybolunca hepimiz bitkin düştük. O yüzden dalmışım."

Umurhan Bey, ima dolu bir ses tonunda "Hepiniz bitkin düştünüz ama sen daha çok yorulmuş gibisin." dediğinde Efkan ile birbirimize baktık.

"Meva benim çocukluk arkadaşıydım. Abisi kadar olmasa da endişelendim. Anlarsınız."

Arkadaşıydım...

Umurhan Bey, "Artık arkadaş değil misiniz?" diye sorduğunda gözlerim dolmuştu.

"Hayır, arkadaşız. Sadece yorgunluktan ekleri karıştırdım. Zaten yabancı dilim çok iyi değil. Kusuruma bakmayın lütfen."

Efkan'ın yabancı dili her zaman çok iyiydi. Karıştırmadığını biliyorum.

"Müsaadenizle lavaboya gideceğim." dedim ve ayağa kalktım.

Umurhan Bey, "Tabii." derken hızlı adımlar ile tuvalete yürümeye başladım.

Eğer masada biraz daha kalsam dayanamayıp ağlayacaktım.

Tuvalete girdiğimde içeride çok fazla insan olduğunu görüp geri çıktım.

Ne yapacağımı bilemeyerek duvara yaslandığımda bana doğru gelen Barlas'ı gördüm.

"N'oldu?" diye sordum.

"Ağlayacak gibiydin. Seni merak edip geldim."

"Bir şey yok. Geri masaya dönelim." dedim.

Barlas elimden tutup beni durdurdu ve "Ağla da rahatla Meva. Kendini tutmak bir işe yaramaz." dedi.

"Herkesin içinde ağlayamam. Kadınlar tuvaleti de çok kalabalık." dedim.

"Sorun bu mu yani?"

Başımı "evet" anlamında aşağı yukarı salladım.

Barlas tutmayı bırakmadığı elimi çekiştirerek beni koridorun en sonuna getirdiğinde anlamayarak ona baktım.

"N'apıyoruz?"

"Geç şu köşeye." dediğinde ne yapacağını merak ederek köşeye geçtim.

Barlas önümde bir duvarmış gibi durduktan sonra bana dönmeden "Önünde ben varken görünmezsin. İstediğin gibi ağlayabilirsin." dedi.

Şaşırarak "Ciddi misin?" diye sordum.

"Uzun bir süre ortalıkta görünmezsek masadakiler yanlış anlar. Hadi hızlıca boşalt içini."

Dediğine cevap vermeden tuttuğum gözyaşlarımı saldım.

Kolumla gözlerimi kapatırken hıçkırarak ağlıyordum.

Yüzümü Barlas'ın sırtın gömdükten sonra titreyen sesimle "Efkan'ın üzgün olmasına dayanamıyorum. Üzerine beni arkadaşı olarak bile görmüyor ya, canımdan bir parça gidiyor sanki." dedim.

Barlas yavaşça bana döndü ve bir şey demeden bana sarıldı.

Yüzümü göğsüne gömerken ona sarılmamıştım bile. O gücü kendimde bulamıyordum.

"Ben eskiden olduğu gibi Efkan ile samimi olmak istiyorum."

"Eminim şu an olaylar taze diye böyle. İleride aranız düzelir."

"Umarım."

Ruh Temsilcisi Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin