30 olur olmaz atacağım demiştim. Attım da. Şimdiki sinirimiz: 35 oy. Verin öpeyim. Muah.
Not: 2.2'yi okumayı unutma kanka.
-
"Ne diyorsun?" Diye sordum ona doğru şaşkınlıkla bakarken. "Tekrardan söyler misin?" Anlamadığımdan değil, inanamadığımdan!
"Nesini anlayamadın?" Sorusundaki bu samimiyetsizlik de neyin nesi lan?
"Duydun işte." Deyip kaldığı yerden devam etti. "Telefonum evin içinde kaldığı için ve bu binada da bir seni tanıdığım için çilingirci Hakkı ustanın numarasını isteyecektim senden."
"Çilingirci Hakkı ustanın telefon numarası ne arasın bende be?!" Kaşlarım anında çatılırken o ise omuz silkmişti. Ne sanıyordu beni? Biri bana 'burcun ne?' diye sorduğunda 'burcu kim?' diye sorduğumu mu? Hakkı denen çilingirin telefon numarası bende ne arasın lan?
"Hakkı usta işinde çok iyidir."
"Ee sonra?"
"Ne bileyim kızım hiç mi kapıda kalmadınız?" Artık onun sesinde de biraz agresiflik vardı ve her an birbirimize girebilirdik. "Biz bunu her ay bir iki kere yaşıyoruz."
"Yok abi Hakkı usta falan." Tam kapıyı yüzüne kapatıyordum ki ellerini araya koyup buna engel olduğunda yerimde kalakaldım.
Ne çekiyoruz yaz dizisi falan mı? Hayır yani bu hareketler ne?
"Ne yapıyorsun?" Kapıyı büyük bir inatla tekrardan kapatmaya çalışırken o ise yersizce gülüyordu. "Kızım sen manyadın mı?"
"İmdat!"
"Lan!" Kapıyı sonunda bana karşı koyup ittiğinde aksine kapı tamamen açıldı ve sinirle üzerime doğru eğildi. "Neyin peşindesin sen?!"
"Sana yardım etmek istemiyorum ya!"
"Nedenmiş o?"
"Çünkü seni-" bir kaşık suda boğmak istiyorum, diye devam edemedim ve birazdan yaptığımız performans yüzünden kapı arkadan öyle bir bana vurdu ki dengemi kaybedip binanın koridoruna doğru adımlamayayım mı?
Hassiktir.
Ve kapı arkamdan kapandı!
"Hayır!" Sesim anında ağlamaklı gibi olurken ellerimi yumruk şekline getirip kapıya doğru asıldım. "Hayır, hayır! Şimdi ben sokakta mı kaldım?!" Ardından bir anlığına duraksadım ve arkamda rahat bir şekilde bana doğru bakan Esat'la karşılaştım.
Elleri cebinde, ifadesiz yüzüyle birlikte beni öylece seyrediyordu. Hırsla ona doğru döndüm ve "demin kapıya kapatmayayım diye nasıl da Can Yaman gibi engel olmuştun?" Diye sorup alayla güldüm. "Peki kapı demin kapanırken neredeydin?"
"Sen birden..." dedi gözlerini bir an bile olsun kırpmadan bana doğru bakarken. "Çünkü seni, diye cümle kurunca-"
"Söylesene ne yapacağız şimdi?!" Diye inleyip çıplak ayakla binanın koridoruna doğru adımlaya adımlaya etrafa bakınmaya başladım. En azından onun ayakkabısı vardı, biz kapının önüne ayakkabı koymazdık temizlikçi kızıyor diye. Ulan temizlikçi Emine. Keşke seni dinleyip kaldırmasaydım ayakkabıları cenabet karı. Baksana başıma ne geldi.
"Hani çilingirci Hakkı'ya ihtiyacın yoktu?" Sorusu sonrası tek kaşı havalanırken hayretle ona doğru baktım. "Erkekler ne de meraklı tek bir yere abone olmaya." Ee ama öyle değil miydi? Berberlerini bile ölseler değiştirmiyorlar.
Kuzenim Gürbüz abiden biliyordum. Berberi dükkanı kapatıp memlekete gittiği için beş ay boyunca saçı sakalı birbirine karışmıştı.
"Hakkı usta işinde ustadır." Allah aşkına böyle bir anda, böyle bir espriyi nasıl yapabiliyor?
"Hay senin de-" son anda duraksayıp genzimi temizledim. Yemin ederim ki zaten deminden beri ona ters cevaplar vere vere ölüm fermanıma adım adım yolculuk ediyordum. Çocuk beni şuracıkta öldürse hakkı vardı. Hakkı olmak? Hakkı usta!
Yemin ederim ki adam bana musallat oldu ona bir iki laf ettim diye. Yoksa bunun başka bir açıklaması olamaz.
"Senin yüzünden." Esata doğru en ultimatik bakışımı atarken o ise sanki bundan haberi yokmuş gibi öylece duruyordu. "Eğer kapıma gelip de o lanet olası çilingircinin numarasını sormasaydın şu an ben evimde oturmuş Getir'den gelen siparişlerimi yiyor olurdum."
Tam da o an asansör kapısı açılıp Getir'in kuryesi belirmesin mi?!
Adam, Esat'la beni es geçip evimin kapısına doğru yöneldi ve zili çaldı. Ardından da sanki arkasında atlılar varmış gibi koşarak asansöre yöneldi ve kapısını açtığı gibi gözden kayboldu.
Ulan hayat.
"Bunlar da ne?" Esat poşetime doğru alıcı gözüyle bakarken içinde gözüken abur cuburlarla derin bir nefes verdim. Göz hakkıdır.
İçinden bir kinder süt dilimi çıkarıp ona doğru uzattım. "Yersin mi?"
Serseri çocuğa süt dilimi yedirtmedim de demem.
Hiç hayır bile demeden aldı ve yere oturdu. Yere oturmak? Haaa. Serseri ya. Ondan.
Ben de serseri serbest stilimi gösterip hemen onun yanındaki yerimi aldım ve kendime de bir süt dilimi çıkarıp yemeye başladık.
-
***hatirlatma: sinir 35 oyy 🌸🌸
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MELANKOLİ
JugendliteraturSevdiği çocuk yerine yanlışlıkla okulun serserisine yazan Ece, başına çok büyük bir bela aldığını fark ettiği an onu engeller. Fakat her şey için çok geçti... TAMAMLANDI✔️ Yarı Texting 240723✨by CHERRYBERRYMANGO.
