MEDYA: medya yok 😔
Not: koyduğum sınır dolmuyor arkadaşlar. Ayıptır ya. Ona rağmen yeni yıl hatrına, zamanım bile olmadığı halde bölümü yetiştirmeye çalıştım. Hatamız olduysa şimdiden affola. Pek kontrol edemedim. Siz de biraz destek gösterin ama. Olur mu? 💘
SINIR: tekrardan 1200 oy. Bu kez dolmadan atmam. Geçti o işler bizden.⛓️⚒️🪓🔪⚔️
-
Nihayetinde bugün de olduğumuz son sınavımız sonucunda tüm sınavlarımız bitmiş ve okul bizim için kafada sona ermişti. Sadece bir-iki haftası kalmıştı, o kadar. Onlarda da derslerin işleneceğini sanmıyordum.
Zaten Yks de yaklaşıyordu anasını satayım. Bu yıl geçti zaten benden, önümüzdeki yıla kazanırsam kazanırdım Allah nasip ederse. (Sonunda yks'den bahsedildi.)
Aynada son bir kez daha kendime bakıp derin bir nefes verdim. Stresliydim! Çünkü bugün Esat'ın bahsettiği kız meslek lisesine gidip o 11.sınıf öğrencisi Mina'dan şiir yarışması sonucunun değiş tokuşunu konuşacaktık. Daha doğrusu, Esat konuşacaktı.
Yersizdi fakat kıskanıyordum. Hani diyorlardı ya 'dişi sinekten bile...' aynen öyle yahu! Zaten Esat da beni bu yüzden yanında götürüyordu. Yoksa ortalığın yangın yeri olacağını çok iyi biliyordu.
Kırmızı rujumu da sürdükten sonra kapağını kapattım ve makyaj masamın üzerine bırakıp tekrardan kendime doğru baktım.
Hiç öyle dudak büzmeyin valla, kırmızının kadınıyım ben.
Aynanın önüne sabitlediğim telefonumu alıp Kızılcık Şerbeti'nin fragmanına baktığım YouTube sekmesini kapattıktan sonra annemden gelen bir mesajı görmemle duraksadım. Öyle heyecanlıydım ki, mesaj attığını bile fark edememişim.
Hızla mesajını açıp okumaya başladım.
Annem: neden telefonlarıma dönmüyorsun?
Annem: acilen ara beni.
Yüzümde acı bir gülümseme belirdi. Olan biteni öğrenmiş olmalıydı. Ancak ona dönmeyi düşünmüyordum. Tıpkı benim ona ihtiyacım olduğu anda acilen dönmediği gibi.
Telefomu hızla çantama attım ve daha fazla vakit kaybetmeden odamdan çıktım.
•••
Binanın önüne çıktığımda Esat'ı bir arabaya yaslanmış telefonuyla uğraştığını görmemle yanına doğru ilerlemeye başladım.
Birkaç düğmesi açık siyah bir gömlek ve altına da aynı renk bir pantolon giymişti. Gömleğini pantolonun altına sokuşturmuştu. Saçlarını ise alışılanın aksine dağınık ve alnına bırakmak yerine arkaya yollayıp şekillendirmiş, ayrı bir özen göstermişti. Allah Allah ya. Bugün nedense normal giyinesi tutmuş beyefendinin.
Artık tamamen yanına gittiğimde, onu şöyle bir süzdüm ve kaşlarımı çattım. "Bu ne düzen ve tertip?"
Esat anca başını telefondan kaldırıp bana bakarken birden gülümsedi ve başını eğip kendi üzerine bakmaya çalıştı. "Ha bunlar mı?" Telefonunu cebine sokup tekrardan arabaya yaslandı. "İçimden geldi."
Nesin sen Icardi mi?
Ben de güldüm fakat biraz sinir bir gülüştü bu. "Sen kekosun kendine gel ya!" Ardından saçlarına baktım tekrardan. "Neden saçlarını tarayıp şekil verdin? Ben dağınık seviyordum!"
"Bilmem," küstahça süzdü beni. "Belki de senin dağıtmanı bekliyorlardır?" Hah! Ne fenasın sen.
Şüpheyle gözlerimi kısıp "bir baksana sen bana," deyip sesimi en ultra sertliğe bürüdüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MELANKOLİ
Novela JuvenilSevdiği çocuk yerine yanlışlıkla okulun serserisine yazan Ece, başına çok büyük bir bela aldığını fark ettiği an onu engeller. Fakat her şey için çok geçti... TAMAMLANDI✔️ Yarı Texting 240723✨by CHERRYBERRYMANGO.
