2 gün sonra
Minho'dan
Üç gündür bu hastanedeydim. Üç gündür ayağı bile kalkmama izin vermeyen abim yüzünden yatmaktan başka bir şey yapamıyorum. Hem abim hem de o doktor yüzünden.
İki saatte bir gelip beni kontrol ediyor sonra da gidiyordu. Arada beni yürütmesini istiyordum. Fazla konuşmuşluğumuz da yoktu zaten. Onun dışında iki doktor daha gelip arada bana bakıyorlardı. Biri siyah biri yeşil saçlıydı. İsimlerini öğrenme gereği bile duymuyorum.
Gene sıkıldığım saatlerden birindeydim ve onun gelmesine az kalmıştı. Birazdan gelip beni kontrol edecekti. Daha sabahın erken saatleriydi. Henüz gelmemişti. Hastaneye geldiği gibi ilk bana bakardı. Yani benim gözlemlerime göre öyle.
Şu an gelmesine yarım saat vardı. Abim ve chan hyung yanımdalardı. Chan hyung telefonuyla uğraşıyordu, abim de camdan dışarı bakıyordu.
Zaman geçirmek için telefonumu elime alıp oyalandım. Ben telefonla ilgilenirken kapının tıklatılma sesiyle kimin geldiğini anlamıştım. Tam zamanında gelmişti.
Kafamı kaldırmadan telefonumla ilgilenmeye devam ettim. Kafamı kaldırmadım ama göz ucuyla bakıyordum. Kapının açılması ve kapanması arasında iki saniye vardı. Çok geçmeden de beklediğim sesi duymuştum.
"Günaydın." Ben cevap vermezken chan hyung ve abim cevap verip konuşmaya başlamışlardı.
"Günaydınlar doktor min. Günlük kontrolü yapmaya mı geldiniz?"
"Evet bay Lee. Herhangi bir sorun var mı?" Jisung'un sorduğu soru ile telefonu elimden bıraktım. Abimle konuşan jisung'a baktığımda üzgün durduğunu fark ettim.
"Hayır yok. Sadece çok sıkıldığını söyleyip duruyor." Abimin her zamanki gibi yakınmasıyla gözlerimi devirdim.
"Hyung beni çıkarsanız buradan ben sıkıldığımı söylemem. Sizde rahat edersiniz bende." Abime hitaben konuşmama rağmen jisung cevap vermişti.
"Bir anlaşma yaptık bay Lee. Bir hafta boyunca buradasınız. Bir hafta bile kalmadı hatta." Jisung ile göz göze gelince konuşmuştu. Bu halini seviyordum. Başta sinirlendirmişti beni ama artık hoşuma gidiyordu.
"Doğru, anlaşma anlaşmadır. O zaman beni biraz yürüt." Cevabını beklemeden üstümdeki pikeyi kenara itip, ayaklarımı yere değdirmiştim. Ben daha kalkmadan yanıma gelip kolumdan tutmuştu. Saniyelik ona baktıktan sonra ayaklanmıştım.
Yatmaktan dolayı uyuşan bacaklarım sonunda ayağa kalkınca açılmıştı. Abim ve chan hyung bize bakarken biz çoktan kapıya doğru yürümeye başlamıştık bile. Abimin yavaş yürü, dikkatli ol gibi söylediği uyarıları geçiştirip kapıdan çıkmıştık.
Yavaş yavaş yürüdüğümüz koridorda çok fazla ses vardı ama ikimizinde ağzından ses çıkmıyordu. Ta ki ben konuşana kadar.
"Bahçeye çıkalım. Biraz hava almak istiyorum." Beni kısa bir baş sallamasıyla onayladıktan sonra bahçeye çıkmıştık. Derin bir nefes almıştım. Dışarı çıkmak için sadece jisung'u bekliyordum. Benimle sadece o ilgilensin istiyordum. Neden peki? Neden jisung ile sürekli yan yana olmak istiyordum? Neden benimle ilgilensin, bana baksın istiyordum?
"Şurada biraz oturalım. Yorulmuşsundur." Düşüncelerimden ve kafamdaki sorulardan ayırmıştı beni. Daha yorulmamıştım ama yaram biraz sızlamayan başlamıştı. Gösterdiği banka gidip oturmuştuk yan yana. Aramızda mesafe bırakarak oturmuştu.
"Dört gün sonra taburcu olabileceğim değil mi?" Elbette olacaktım. Sadece konuşmak istiyordum.
"Durumunuza bağlı." Beni yataktan çıkartmıyordu şimdi gelmiş bana durumunuza bağlı diyordu.
"Anlaşmamızı unutma. Sadece bir hafta kalacağımı söylemiştin. Bir gün bile fazla kalmam." Ona bakarak sert bir şekilde konuşmuştum. Ama o benim konuşmamı ciddiye almamıştı. Yüzüme bile bakmadan kısa bir "Peki." Diyip geçiştirmişti beni.
Bakışlarımı jisung'un üstünde tutmaya devam etmiştim konuşmamız bitmesine rağmen. Ona bakmadan duramıyordum. Beni ona çeken bir şeyler vardı sanki. Benden nefret ediyormuş gibi bakıyordu ama ben bunu önemsemiyordum. Herkes benden nefret ederdi. Hepsi nefretini saklardı. Sadece han jisung bana nefretini gösteriyordu. Belki de ilgimi çeken şey buydu. Onun herkesten farklı olması.
"Ne bakıyorsun iki saattir?" Dalıp gittiğimi onun konuşmasıyla fark etmiştim. Ona bakarak düşünmüştüm meğer. Bana bakmadan konuşmuştu. Bense inkar kısmına geçmiştim hızla. "Bakmıyorum."
Fazla üstelemeden, benide zor durumda bırakmadan konuyu kapatmıştı.
Bir süre daha oturduktan sonra da kalkmıştık. Beni odama götürdüğünde bütün gün onu düşüneceğimi bilmeden kapıdan çıkıp gitmişti.
Neredeyse üç buçuk haftadır yeni bölüm atmamışım resmen. Büyük ihtimalle kitabı unutmuş bile olabilirsiniz. Gecikme için herkesten çok özür diliyorum. Okular başladığı için normalden fazla yoğun olacağım. Bölümleri yazmak benim için oldukça zor olacak gibi. Şimdiden de geç gelecek bölümler için üzgünüm.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Doktor ve mafya/Skz Bts
FanfictionHastane koridorunda koşuyordu genç. Koridorda ki hastalar ne olduğunu anlamadan genç doktora bakıyorlardı. Genç koridordan sağa döndü ve ulaşmak istediği kapıya ulaştı. Kapıyı açıp hızla girdi odaya. "Jin hyung acil hasta geliyor!" ‼️Fikir bana aitt...