Part 100 - Final

666 22 13
                                        


Londra


(Soğuk ve karlı bir Londra günü. Genç bir kadın, ikinci el ve antika eşyaların satıldığı bir mağazada dolaşırken, küçük bir resim dikkatini çeker. Peçeteye çizilmiş ve çerçevelenmiş bu resim, eski görünse de renkleri hâlâ canlıdır. Kadın, resmi yakından inceledikten sonra mağazayı gezmeye devam eder. Tam mağazadan çıkacakken, resmi almadan giderse aklının onda kalacağını hisseder. Kararsız kaldığı birkaç saniyeden sonra geri dönüp resmi alır ve kasaya yönelir. Kasada duran yaşlı kadın, çerçevenin barkodunu okuturken kadına gülümser.)


Yaşlı kadın: Yıllar önce gelmişti bu. Peçeteye yapıldığı için midir, neden bilmem ama satılmamıştı. Resmin kendisi de çok eski ama camın içinde olunca yıpranmamış pek.

Genç kadın: İyi ki yıpranmamış, çok güzel. (Yaşlı kadın başını sallar.)


(Kasadaki kadın, genç kadının ödeme yaparken ellerinin soğuktan kızardığını ve birkaç kez ellerini ısıtmak için birbirine değdirdiğini görmüştür. Kadından bir dakika beklemesini rica eder, kasanın yanındaki torbadan bir çift eldiven çıkartıp genç kadına uzatır.)


Yaşlı kadın: Bugün geldi bunlar, daha etiketlerini koyamamıştım. Bensen size küçük bir hediye olsun.

Genç kadın: Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz. (Eldivenleri takıp çerçevenin olduğu torbayı alır.)

Yaşlı kadın: Rica ederim, iyi tatiller. (Noel öncesindeki haftadadırlar.)

Genç kadın: Size de iyi tatiller.


(Genç kadın resmi incelemeye devam ederken mağazanın kapısına doğru yürür.)


İstanbul


(Tüm evrak, noter işleri bitmiş ve Ömer atölyeyi resmi olarak devralmıştır. Bunu kutlamak için küçük bir açılış töreni yapacaklardır. Tuna da törenden iki gün önce İstanbul'a dönmüştür ve noel tatili öncesi hafta olduğu için tatiliyle de birleştirip üç hafta boyunca ailesiyle birlikte kalacaktır.

Kızlar abilerini çok özledikleri için Tuna'nın geldiği gece onunla birlikte uyumuşlardır. Güneş uyandıktan sonra uyku mahmurluğuyla abisine sarılmış, etrafa bakınarak uzanıyordur. Meyra ve Tuna hala uyuyorlardır.

Ömer, odaya girip çocukları uyandırmak istemediği için Güneş'e seslenmeden kahvaltıyı tek başına hazırlar. Tuna geldikten sonraki ilk kahvaltıları olduğu için Ömer namazını kıldıktan sonra mutfağa geçer ve mutlu bir şekilde kahvaltı hazırlamaya başlar. Gamze de uyanıp mutfağa gider, birlikte kahvaltıyı hazırlayıp sofrayı kurarlar. Sofra hazır olduktan sonra Ömer ve Gamze yavaşça Tuna'nın odasının kapısını açarlar. Kapı sesini duyar duymaz Güneş başını kaldırır, anne ve babasını görünce yüzünde kocaman bir gülümseme belirir. Ömer ve Gamze 'Günaydın!' diyerek yatağa, çocuklarının yanına otururlar.)


Meyra: (Esneyerek gözlerini açar.) Günaydın!

Tuna: Günaydın. (Yüzünde canı acıyormuş gibi bir ifade vardır.) Birinizin bacağı benim bacağımın üstünde. (Bacağını hareket ettirmeye çalışır ve aşağıya doğru bakar.) Anne.

Gamze: Çektim. (Bacağını çekip Tuna'nın bacağını okşar.)

Güneş: Ben uyandım, çok oldu. Yatıyordum ama.

ÖmGam: YenidenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin