Yorum oy ve desteklerinizi bekliyorum <3
İçine girdiğim ev büyüktü. Çok büyüktü hatta. Korunun içindeki bir malikaneydi. İçeride dolaşan görevliler vardı. Biri bana kapıyı açmıştı ve ona eşlik etmem için bekliyordu.
Ayaklarım beni dinlerlerse eğer adım atacaklardı. Belki de geri geri adım.
Yanımdaki kadında anlamamıştı belli ki gergin bir şekilde yüzüme bakıyordu. Merdivenden gelen adım sesiyle başımı kaldırdım Han Ezel. Üstünde güzel bir takım elbise vardı ve rahat duruyordu. Zaten onu hep takım elbiseyle görmüştüm sanırım.
Baban.
Öyle mi?
"Fatma sen işinin başına dönebilirsin." Dedi yanımdaki kadına doğru, yumuşak ve samimi bir sesle. Karşımda durmuştu ona olan bakışım stabildi yüzümde mimik olduğunu sanmıyordum ama ellerim titriyordu ve göğsüm sıkışıyordu.
"Hoş geldin Aliva." Dedi yüzüme gülümseyerek.
"Hoş buldum." Dedim bakışımı yüzüne çevirirken. Benden uzundu sert duran ama yakışıklı bir yüzü vardı. Kaçıncı karşılaşmamızdı? Üç? Dört?
Kaçıncı konuşmamızdı? Bilmiyorum. Karşılıklı ilkti ama. Yalnız başımıza olan ilkti. Belki de Yamaç beni bırakıp gitmemeliydi ama yalnız konuşmanız gerekiyor demişti.
Gittiğini de sanmıyordum aslında. Kapıdan çıksam orada olurdu mesela.
Nereden biliyordum bilmiyorum ama biliyordum.
"Burada kalmak istersen tabii ki bekleyebiliriz ama benim fikrimi sorarsan salon daha rahat. Dinlenmek istersen yukarıda odan da var." Sakince hiç acelesi olmadan söyledi bunları.
"Yukarıda odam mı var?" Dedim başımı kaldırıp gözlerinin içine bakarken.
Gülümseyerek başını salladı. "Doğduğun gün yaptırdım. Her yaş gününde o yaşına göre yenilendi."
Yüzümdeki ifade nasıldı bilmiyorum yüzüme bakınca açıklamaya devam etti. "Bir gün evine gelirsin diye bekledim." Diyerek tamamladı. Ardından eli koluma temas etti. İlk temas.
Aliva. Baban.
Beni içeriye doğru yönlendirdi. Adım atabilmeye başladım. Arkamda yürürken büyük girişin sağında kalan salonu gördüm ve içine yönlendim. Ev sade tasarlanmıştı ama ağırlığı vardı. Otoriterdi sanki salondaki bitkilerin yapraklarının yerleri bile özenle ayarlanmış gibiydi. Beyaz ve açık gri tonlarında döşenmiş bir salondu ve rahat elli kişi ağırlanabilirdi. Belki de yetmiş?
Koltukların birinin köşesine oturduğum zamanda çaprazımdaki koltuğa da Han Ezel oturdu. Beni izliyordu ve analiz ediyordu.
Aynı şeyi benimde yapmam lazımdı babam olduğunu bilmesem burada ona hesap soracak cüretim bile olurdu şimdi ağzımı açamıyordum.
"Yemek yer misin ya da bir şey içer misin?" Dedi. Benimle konuşmak istiyordu farkındaydım ama ben ne yapabilirim bilmiyordum. Dilim yoktu sanki.
Ben cevap vermeden içeriye başka biri girdi.
"Han Bey yemek hazır, Almira en sevdiğin yemekleri hazırladım bugün." Dedi içeriye giren kadın. Ona doğru baktığımda büyük bir sevgiyle bana bakıyordu.
Sonra benim Almira olmadığımı fark etti.
"Ah- kusura bakmayın. Almira'nın yerinde oturunca ve yan çehreniz bu kadar benzeyince ben karıştırdım." Dedi mahçup bir şekilde.
"Sorun değil Ayşe Hanım biz yemek yiyeceğimiz zaman size söyleriz." Dedi benim cevap vermeyişimden sessizleşen salonda.
"Almira'nın yeri mi burası?" Dedim en sonunda. Tebrikler Aliva bak ağzın varmış.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZEVAHİR
Подростковая литератураBazen hayattaki yerinizi sorgularsınız. Kim olduğunuzu ya da kim olmak istediğinizi. Ne kadar hayatınızı kendi başınıza yönetmek isteseniz bile ne seveceğiniz adamı, ne de geçmişinizini seçebileceksiniz. Ben Aliva Gürsoy; Dünya Boks Şampiyonu olabi...
