25. Bölüm

74.7K 2.2K 192
                                        

'On dakikaya kapıda olurum. Hazırlandın mı?'

'Kaan gece çok geç geldi. Konuşma fırsatım olmadı. Biraz gecikirim heralde.'

'Sorun değil... Beklerim'

Denizin son mesajını da alınca topladığım eşyalarımı odanın yanına taşıdım. Kendimi süslenecek kadar iyi hissetmediğim için koyu gri bir tayt, üzerine de basit bir tişört giymiştim. Zaten bugün sadece Denize gidip eşyalarımı yerleştirecektim. Belki akşamda yemeğe çıkardık. Aslında Deniz çok iyi bir aşcıdır ama morali iyi olmadığında yemek yapmaz. Bende yemek yapacak havada değilim ve üzerimde hala o halsizlik var.

Tabi birazdan Kaan'a birkaç gün ya da hafta Denizde kalacağımı söyleyeceğim. Bununda etkisi olabilir o halsizlikte.

On dakikayı doldurduğumda camdan Denizin gelmesini bekliyordum. Ama Kaan'a yanlızken söylemenin daha iyi olacağını düşündüm sonra. Valizimin çekerek zor da olsa merdivenlerden indirdim. Ceren'e ve Ardaya sabah bahsetmiştim gideceğimden. Ama Kaan geç geldiği için uyuyordu. Zaten bu saate kadar da uyumuştu. Akşam saat beşe geliyordu.
Kaan koltukta oturuyordu. Sanırım bir maçın tekrarını izliyordu.

"Kaan?" Dedim sesimin sevecen çıkmasına gayret ederek. "Bir bakar mısın?"

Kumandayı dizinin üzerine koyup bana döndü ve gözleri direk valize kaydı. "Eşyalarını mı vereceksin? Ne o, çok kilo aldın sığamıyor musun?" Diyerek dalgaya vurunca kafamı iki yana salladım.

"Birkaç günlüğüne Denizde kalacağım." Cesaret bu olsa gerek ha?

"Hayır." diyerek kestirip attı ve önüne dönüp izlemeye devam etti. Bu kadar mıydı benim bu evdeki özgürlüğüm? Bu kadar mıydı bana olan saygısı?

"Hoşcakal." Dedim kapıya ilerlerken. Kimseye birşey anlatmak zorunda değildim ben.

"Hayır dedim Arya. Sabrımı zorlama." Bana bakmadan konuşmuştu. Hatta konuştuktan hemen sonra tabaktan bir cips alıp ağzına atmıştı.

"Denizin birine ihtiyacı var." dedim sakinliğimi koruyarak. "Onun en yakın arkadaşı benim. Arda'nın yardıma ihtiyacı olsa etmeyecek misin?"

"Evinde kalmanı gerektirmez." Boş salonda yankılanan sesinden dolayı ürkerek bir adım geriye gittim. Kelimelere teker teker vurgu yaparak sesini yükseltmişti.

"Kapıda bekliyor. Gidiyorum ben." dedim son bir kez.

Kumandayı yere sertçe fırlatarak ayağa kalkınca yutkundum ve valizin çekeceğini elimle daha sıkı kavradım. Kararım kesindi benim.

Bana doğru gelirken gözlerinde deminki sakinlikten ya da şakacılıktan eser yoktu.

"Hiçbir yere gidemezsin."

"Gidiyorum." Dedim arkamı dönerken. Zaten arkamı dönmemle kolumdan sertçe tutması bir oldu.

"Sözüme karşı mı geliyorsun?"

"Evet." dedim tereddüt etmeden. "Bana da biraz saygı duy. İnsan olduğumu unutuyorsun." Sakinliğimi korumaya çalışsamda sesim sonlara doğru yükseliyordu.

"İyi, Siktit git!"

Birden gürleyince gözlerim doldu. Bu kadar sert olması gerekmezdi. Sadece arkadaşıma yardım edecektim. Sadece Kaan yoktu hayatımda. Arkadaşlıklarına sorumlu olduğum dostlarım da vardı. Ve her ne kadar haber alamıyor olsamda bir annem vardı.

SERSERİ #Wattys2016Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin