30.Bölüm

78.2K 2K 592
                                        

Kaan arabadan çıkarken arkamı dönüp koşmaya başladım. Yüz yüze gelmek istemiyordum. Hatta sesini bile duymak istemiyordum. Başkalarına dokunarak mutlu oluyorsa öyle yaşasın. Nasıl mutlu oluyorsa artık.

Sokağın sonuna geldiğimde kolumdan çekerek beni durdurdu. Nefes nefese kalmıştım.  Yorulmuştum ve şu an karşımda duruyordu. Tam karşımda.

Kolumu elinden kurtardım. "Birdaha bana sakın dokunayım deme." diye konuştum dişlerimin arasından,

"Niye kaçıyorsun?" Dedi alaycı ve sinirli tavrıyla. "Hoşuna gitmedi mi?"

"İğrençsin." Titrek bir nefes aldım. "İğrençsin."

"Ödeştik." dediğinde kafamı iki yana salladım.

"Sarhoştum gerizekalı! Kötü birşey yapmışım gibi davranma bana!"

Kolumu tutmaya çalıştığında bir adım geriye gittim. "Bana zarar vermek hoşuna mı gidiyor? O zaman istediğin kadar dövebilirsin. Ama bunları yapacaksan birdaha sakın karşıma çıkma." dedim titreyen sesimle.

"O herifin evinde kaldığından beri kavga çıkıyor!" diye gürlediğinde sesi, boş sokakta yankı yaptı.

"Herşeyi ona bağlayıp durma."

"Bugün eve geleceksin." diye tısladığında "Kolaysa getir." diye diklendim ne akla hizmetse.

Beni omzuna atacağı sırada birkaç adım geri kaçtım ve elime yerden bir taş aldım. "Yaklaşma atarım."

"Atsana."

"Piç gibi sırıtıp durma gerizekalı! Git Şebnemle işini bitir sen!" diye bağırdıktan sonra taşı omzuna attım.

Etki etmedi. Beni zorla arabaya bindirdikten sonra bilmediğim bir yere doğru götürmeye başladı.

---

Kaanın göğsünde yatarken elimle karnında daireler çiziyordum. Bu çocuk gerçekten gönlümü almayı çok iyi biliyor.

Bİr saat kadar öncesinde yaşananları tekrardan zihnimde canlandırdım. Sonra kendime gülümsedim.

Beni getirdiği tek katlı, kırmızı evin bahçesinden içeri doğru yürüyorduk. Kapıya giden yol taştandı.İki yanında ise mor ve kırmızı çiçekler vardı. Tam anlamıyla zihnimde sürekli canlandırıp durduğum hayalimdeki ev tanımına uygundu. Küçük ve sıcak.

Kaan anahtarı sokup kapıyı açtığında beni içeri itekledi. "Yavaş ol." dedim dişlerimin arasından. Hem beni zorla buraya getiriyor, hemde daha birde kötü davranıyordu.

İster istemez etrafı incelemeye başlamıştım. Bakışlarımı etrafta gezdirirken Kaana göstermeden gülümsemiştim. Koyu mor renginin Hakim olduğu bir salondu. Moru severdim. Fazlasıyla. Tasarımı da güzeldi. Özenle yapılmış gibiydi.

"Beğendin mi?" diye sorduğunda saflık yaparak "Evet, çok güzel." dedim. Sonra öksürerek kendimi toparladım. "Niye getirdin beni buraya?" dedim ona dönerek.

"Evim." dedi yarım ağız gülerken. Dediği şey sinirlerimi bozmuştu. "İyi de ben ne yapayım?" dedim sesimi yükselterek. Cevap vermek yerine kaşlarını çatmış yere baktığını görünce ellerimi sertçe havaya kaldırıp indirdim. "Evine de sana da! Gidiyorum ben!"

Kapıya ulaşana kadar tek bir laf bile etmedi. Fakat sonradan ondan her zaman duymadığım sevecen bir tonda "Tasarımını ben yaptım." dedi. 

Ses tonu beni kısa bir süreliğine durdurmaya yetmişti. "Yani?"

"İkimiz için." dedi ensesini kaşırken. "Beraber yaşamak için yani." diyerek düzeltince arkam ona dönük olduğu için hafif bir gülümseme yüzümü kapladı. İkimiz için ev mi tasarlamıştı? Ah, pardon beraber yaşamak için...

"O piçle kalmana daha fazla izin vermem." dedi o maço tavrını takınarak. Eh, tabi Kaanın romantikliği iki cümle sürüyor anca.

Gülümsememi bastırmaya çalışarak ona döndüm. Elini ensesinden indirip cebine koyduğunda çenesiyle koridoru gösterdi. "Diğer odalara bakmadın."

Çantamı çıkarıp masanın üzerine koyduktan sonra koridora doğru ilerledim. Mutfağı, çalışma odasını, giysi odasınıda gezdikten sonra sıra yatak odasına geldi.

"Mor." dedim başımı beğenmişcesine sallarken. 

"Evet."  "Sıcak renk."

Gözlerimi kapatıp ona döndükten sonra karışık yüz ifadesini süzdüm. "İntikamını aldın mı?" diye sordum düz bir sesle. Şebnemle yaptığı şeyden bahsediyordum.  Konuşmak yerine sessiz kalınca iki elimi kotumun arka ceplerine soktum ve olduğum yerde sallandım. "Aldıysan biraz uyuyalım mı?" diyerek gülümsediğimde onun da yüzünü çapkın bir gülümseme aldı. 

"Yani eğlenceyi geceye saklayalım diyorsun."  o çapkınca sırıtmaya devam ederken gözlerimi devirdim. 

"Olabilir. Ama şimdi sadece uyuyalım." dedim yatağa yürürken.

"Çıplak uyuyacaksak bana uyar." dediğinde tişörtümü başımdan çıkardım. "İç çamaşırları kalacak." dedim itiraz istemeyen bir tonda. "Şansını zorlama yoksa-"

"Isırırsın biliyorum." derken pantolonunu çıkarıyordu.

"Neden gülüyorsun?" dediğinde başımı göğsünden kaldırıp çenemi göğsüne dayadım. "Bir haftadır yaptıklarını düşünüyordum. "

Sonra bilmiş bir şekilde sırıttım. "Yanında olmadığımda dengen bozuluyor senin." dedim aynı bilmiş tonda.

 Kaan saçımı çektiğinde göğsüne geri yattım ve kolumu üzerinden uzattım. Bu sıcak evde, Kaan ve ben. Yaşayacağımız anıları kafamda canlandırmaya başlamıştım bile.

Eveet :) Bu bölüm güzel bitti. Kaanın, Arya Denizde kalmasın diye ev tasarlaması hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Multimedia Arya Ve Kaan son sahne.Evin resimlerini Bölümler halinde yayınlayacağım.

SERSERİ #Wattys2016Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin