38

49.8K 3.1K 253
                                        

"Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının
     Haykırışları içinde duruyorum:
Ve altın kum taneleri tutuyorum avucumda."
-Edgar Allan Poe

"-Edgar Allan Poe

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Gözlerimi açtığımda her yer bembeyazdı. Gözlerimi tekrar açtığımda ise kapkaranlık. Yatağımda doğruldum ama küvetteydim. Su sesleri kulağıma dolarken ben boğuluyordum. Ayaklarım zeminle buluştu ama ben uçuyordum. Daha önce görmediğim bir tablo duvarımda asılıydı. Ağaçların sadece tepeleri bakıyordu gökyüzüne ve sislerle kaplıydı. Hemen ileride ise uluyan bir kurt göğe yükseliyordu. Kibriti tutuşturdum ve tablo yanmaya başladı. Kurt yanımda belirdi ve benimle beraber yanan tabloyu izledi. Gözlerindeki hüzün beni kızdırdı. Gittikçe küçüldü ve küle döndü.

Gözlerimi yeniden açtığımda ise ağlıyordum. Odamdaydım ve yeni bir tablom yoktu. Yatağım aynıydı ve çalışma masam.

"Ne oldu, neden ağlıyorsun?"

Ezgi hemen yanımda belirdi. Gözyaşlarımı hızla sildim. Önce ne olduğunu hatırlamalıydım. Alice'in evindeydik ve ben havuza düşmüştüm. Hala üşüdüğüme göre oldukça soğuk olmalıydı.

Ve hemen ardından Cesur'un yüzü gözümün önünde belirdi. Havuzun tam karşısında, insanların içinden bana bakıyordu. Onu görmüştüm, hayal görme ihtimalim çok azdı.

"Cesur," diye söylendim etrafa bakınırken. Odada yoktu. "Onu gördün mü?"

Ezgi şaşırmış gibiydi. "Cesur mu? Neden onu göreyim?" Omzuma dokundu ve bana anlamsızca baktı.

"Alice'in evinde, partideydi. Havuz başında, karşımızda duruyordu. Görmedin mi?"

Ezgi kafasını salladı. "Hayır görmedim. Sarhoştuk. Yanlış görmüş olabilirsin ya da birine benzettin." Omzumdan ittirdi ve yatmamı sağladı. "Biraz dinlen. Çocuklar seni zor çıkardı havuzdan. Neredeyse donuyordun. Hasta olmanı istemiyorum."

"Yani Cesur burada değil mi?"

Ezgi kaşlarını kaldırdı. "Hayır değil." Üzerimi örttü.

Belki de haklıydı. Alkolü fazla kaçırmıştık ve benim de aklım yerinde değildi. Büyük ihtimal birini ona benzetmiştim. Yine de küçücük bir yanlış anlaşılma da bile bu kadar etkilenmem sinirimi bozdu. Onu gördüğümü sandığımda bile kendime hakim olamıyordum. Duygularım aniden çoşuyordu ve ben bundan nefret ettim. Cesur'u bir daha görmek istemiyordum. Onun için her şeyimi vermişken kolayca vazgeçilen kişi yine ben oldum.

Üzerimdeki şoku hızla atlatıp ertesi gün işime geri döndüm. B!sorf yine her zamanki gibi sıkıcı ve neşesizdi. Birikmiş işlerim bütün günümü aldı. Yemek bile yemeden harıl harıl çalıştım ama henüz bitirememiştim bile. Saat çoktan beşi göstermişti. Ezgi'yi arayıp mesaiye kalmam gerektiğini söyledim. Yarına yetişmesi gereken bir sürü dosya beni bu duruma itmişti ne yazık ki.

MühürHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin