"Sen de kimsin?" Bu soruyu benim sormam kapıyı onun açması kadar saçmaydı.
"Pardon siz kimsiniz?" İkimizin de birbirini incelemesi bittiğin de birbirimize savaş açmış gibi bakıyorduk bir sebebi yoktu ama öyle hissediyordum. Birbirimizi tanımadığımız halde ortamda soğukluk oluşması garipti. Şaşkınlığı atlatıp çabuk toparlanan taraf o oldu. "Kıyafetine bakılırsa misafir değilsin..." Küçümseyen bakışlarla kaşlarını kaldırdı..." Yine kıyafetine bakılırsa bu evde çalışanda değilsin. Zaten çalışan olsan bu saatte işe gelemezsin."
Bu ses tonu, bu itici konuşma kesinlikle bir yerlerden tanıdıktı ama nereden. Hafızam beni bir çok anıya götürdü. En son Kerem'in doğum gününde kaldı. Bilinçaltım bir çok kadın arasından o gece Yağız'la konuşmak için çabalayan gecenin en çekici kırmızı elbiseli kadını tehlike sinyalleri ile birlikte önüme bıraktı. O gece de hiç hoşlanmamıştım şimdi de. Bu kadın o gece ki kadındı ama bu ev de ne işi vardı ki...
"Heyyy... Sana söylüyorum..." İsmini bilmediğim şuandan itibaren öğrenmekte asla istemediğim kadının itici olmasının yanında olukça büyüleyici sesiyle düşüncelerden sıyrıldım. "Beni duymuyor musun?"
"Pardon." İntikam planının son hazırlıklarını yapmak için eve gelmeyi ben istemiştim ama şuan karşımda duran kadın yüzünden bu hiçte iyi olmamıştı.
"Ne pardon..." Kaşlarını çatmış şekilde hala küçümseyen bakışları üzerimdeydi ama benim bununla uğraşacak vaktim yoktu.
"Ben Kerem'in bakıcısıyım." Diyerek konuşmanın daha fazla uzamaması için kestirip attım.
"Bakıcı mı?" Küçümseyen bakışlar şaşkınlığa büründü. "Bakıcı işe bu saate mi geliyor yani..." Alayla gülümsemesi zaten gergin olan sinirlerimi iyice bozdu.
"Bu saatte işe gelmedim. Kerem'i okula bırakıp geldim."
"Ben bir kaç gündür bu evdeyim, Kerem ev de değildi ben de annesinde zannediyordum. Evden okula gitmediğinize göre, Kerem bakıcısında mı kalıyordu yani."
Daha ne kadar sorguya çekileceğimi bilmediğimden bacaklarım şimdiden isyan etmeye başlamıştı. Keşke ön kapının zilini çalmak yerine arka tarafı dolaşıp mutfak kapısından içeri girseydim bu kadınla karşılaşmazdım. Hem kapıyı neden Serap ya da Canan açmamıştı da evin hanımıymış gibi bu kadın açmıştı.
Evin hanımı... Tabi yaa...Bu kadar rahat olmasının başka açıklaması olmazdı. Bu eve Yağız'dan başka kimin için gelecekti ki. Yağız'ın bundan haberi var mıydı acaba? gerçi haberi olsa beni eve getirmezdi ya da bu kadını ben gelmeden evden gönderirdi. Saçma. Neden gönderecekti ki.
Karşımda tüm büyüleyiciliği ile duran kadınla konuşmamak için kendi içimde kendimle çırpınıyordum. Cevap vermeyişim o kadar uzun sürmüştü ki kadının omzumdan itmesiyle saplandığım düşüncelerden sıyrıldım. Dokunduğu yere baktım sonra kadına. Kim oluyor da bana dokunuyor öfkesi beynime sıçradı.
"Sağır mısın?"
"Değilim." İçimde ki öfke ses tonumla gerekli yerlere ulaşmış gibi kadın bir adım geri çekildi. Korktuğu için geri çekilmiş gibi durmuyordu daha çok şaşırmış gibiydi. "Sizi duyuyorum."
"Neden cevap vermiyorsun o zaman?"
"Hafta sonu Kerem ile birlikte geçirdiğimiz için çok yorgunum, bu yüzden galiba."
"Kerem ile nerede geçirdiniz hafta sonunu?" Neden hala sorguya çekiliyordum ki. Öğrense ne yapacaktı.
"Kemal beye ait olan başka bir ev de." Bu söylediğim tamamen yalandı bir an da neden böyle bir yalan söylediğime kendim bile şaşırmış olsam da bir yanım bu durumdan hiç rahatsız değildi. Kıskançlık...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE
General Fiction"Sen bana nefretle bakarken ben seninle ailenden sana kalan en değerli mirasmış gibi sahiplendiğin çayı içmeye can atmaya başladım. Evden nefret eden ben evin mutfağında çıkmıyordum artık. Bıraksam kendimi mutfakta uyuyacaktım, seni daha fazla göreb...
