İntikam...
Tadı acı. Kokusu keskin...
Bir son vardı. Adım adım yaklaştığım. Heyecanını damarlarımda, acısını kalbimde hissediyordum. İntikamın sonuna yaklaşırken olmayan huzurun adını bile kaybediyordum sanki. Boğazıma oturan bir yumru vardı. Yutkunuyordum ama geçmiyordu. Kafamın içinde oradan oraya savrulan düşünceler...Ruhumun bedenime sığmayışı... Kalbimde patlamak için çırpınan pişmanlık...
Geldiğimiz mekan mıydı huzursuz eden, oturduğum sandalye miydi rahatsız olan, yoksa dumanı tüten çorba mıydı? Anlam veremiyordum. Bir şeyler vardı beni rahatsız eden ve hiç kaybolmayan. Belki de hiç kaybolmayacak olan...
Çorbamı içmek için kaşığa uzanacakken yara bandı olan elime takıldı bakışlarım. Dikkatim o kadar derindi ki sanki yara bandının altında ki yarayı görüyordum. Kalbimin derinliklerine gizlediğim pişmanlığa dokunuyor gibi...Çok fazla düşünüyordum, evet. Çünkü çok fazla şey yaşamıştım. Gerilere atmak istesem de olmuyordu.Yaşadığım her şey elimde duruyordu sanki. Daha da derinlere dalıp boğulmadan, özgürlüğünü ilan eden bir tutam saçı kulağımın ardına atıp kaşığı elime aldım. Bu sefer bakışlarımın takıldığı yer kaşığa yansıyan görüntüm oldu. Baktığım gözler benimdi ama benim değilmiş gibi yabancıydı. Yorgunluğumun izleri gözaltında ki morluklardaydı. Kaşığı hafif oynattığımda görüntüm kayboldu ama bu sefer de Kemal Arıkan'ın görüntüsü belirdi. Bir kaç saniye sürdü. Bir his oluştu görüntü sonrası. Ürpermeden biraz daha farklı.Ardımda birilerinin varlığı gibi. Ensemde başlayıp alnıma doğru yol alan.
Düşünce dağınıklığının ve derinliğinin, baş ağrısına dönüşmesi...
Bir kaşık çorba içtim sadece. Açtım ama tadını alamadığım için kaşığı geri bıraktım. Başımı kaldırdığım an Yağız ve Kerem ile göz göze geldim. İkisi de dikkatle bana bakıyordu. Fazlalık hissettiğim elimi nereye koyacağımı bilemezken, ikisi de aynı an da oflaması ve aynı an da başını iki yana sallarken bana bakmayı bırakıp çorbalarından bir kaşık almaları başından beri beni dikkatle izlediklerini gösteriyordu. Bana yapılan sitemi görmemek için kör olmam gerekiyordu. Bu sefer ki sitem bir değil ikiydi. Bakışlarımı kaçırırken dudağımın kenarını ısırdım. Gerçek olduğumu hissedecek kadar hırsla.
" Isırma dudağını."
" Isırma dudağını."
Yankılanan iki ses, sitemin büyüklüğünün ne derece olduğunun habercisiydi. Dudağımı ısırmaktan vazgeçtim. Bu kadar büyük sitemi hak edecek çok şey yapmış olsam da, bunu kaldırabileceğime emin değildim. Ne yapacağımı bilemeyerek yine etrafa bakmaya başladım.
" Yemeğini ye."
" Yemeğini ye."
Kulağıma gelen iki ses...İlk önce Kerem'e baktım. Daha sonra Yağız'a. İkisi de aynı anda hareket etmek için anlaşmış gibi duruyorlardı. Aynı şeyleri söylemek için sözleşmişler gibi.
" Siz. İkiniz." Diyerek elime aldığım kaşığı masaya sertçe bıraktım. Aşırı bir tepki olmuştu ama elimde olmayan bir durumdu. Zaten sürekli düşüncelerimin izlemindeydim. Bir de... "Beni izlemekten vazgeçin." Diyerek üzerim de olan dikkatlerini dağıtmaya çalıştım.
"Sen vazgeçersen biz de vazgeçeriz. Arya abla."
" Yemek yerken, düşüncelerini bir kenara bırakamaz mısın?"
Vazgeçmek...Bırakmak...
Keşke öyle bir imkan olsaydı. İstediğim an istediğim duyguları kenara bırakabilseydim. Canım yandığında acıyı bir kenara bırakabilseydim. Ya da korktuğum da... Veya endişelendiğim de...Ama ne kadar bırakmak istesem de düşünceler beni bırakmıyordu. Kafamı toparlamak için veya dağıtmak için yemek yemek istemiştim ama olmuyordu. Ne kafamı toparlaya biliyordum ne de düşünceleri bir kenara bırakıp kafamı dağıta biliyordum. Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Bugün geldiğim noktada durmak istemiyordum sanki. Biraz daha heyecana ihtiyacım vardı. Devam etmek için dolaşım sistemimi hızlandıran kalbim, burada oturmaktan rahatsızdı. Bir şeyler yapmalıydım. Bu heyecan, bu intikam bana yetmiyordu. Gün bitmeden bir şeyler yapmalıydım. Riske girecek olsam da yerimde oturamazdım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE
Ficción General"Sen bana nefretle bakarken ben seninle ailenden sana kalan en değerli mirasmış gibi sahiplendiğin çayı içmeye can atmaya başladım. Evden nefret eden ben evin mutfağında çıkmıyordum artık. Bıraksam kendimi mutfakta uyuyacaktım, seni daha fazla göreb...
