86.BÖLÜM-İHANET

1K 77 57
                                        

"Benim gerçeğim sendin Arya." Ne olduğunu anlamaya çalışırken şaşkınca kısılan gözlerle Çağan'ın yüzünü incelemeye başladım. Ne kadar incelesem de ne yapmak istediği hakkında bir şey gelmiyordu aklıma. "Anlamıyor musun Arya?"

Anlamıyordum. Anlamakta istemiyordum. Zaten neyi anlamam gerektiğini de bilmiyordum. Bitmiş kapanmış gitmiş bir ilişkiyi sanki dün yaşamışız da yarım kalmış gibi bahsetmesi, sanki ailemin mezarı başında beni terk eden kendisi değilmiş de ben onu terk etmişim gibi konuşması gerçekten çok saçmaydı. Belki bir oyun oynamaya çalışıyordu ama öyle olsa bile bunu Çağan'ın yapması yine saçma oluyordu.

"Arya. Bir şey söylemedin."

"Ne söyleme mi bekliyorsun ki?"

"Benimle ilgili gerçeği merak etmiyor musun?"

"Biraz önce "ben" olduğumu söyledin ya merak etmeme gerek kalmadı."

"Bu kadar mı yani."

"Çağan bak. Ne olduğunu anlamıyorum, ne yapmak istediğini de anlamıyorum. Ben seni terk etmişim gibi davranıyorsun."

"Bilmiyormuş gibi davranıyorsun Arya."

"Bilmiyormuş gibi mi davranıyorum." Bir hesaplaşması varmış gibiydi. Öyle olduğu hissi çok yüksekti ama ne olduğunu gerçekten anlayamıyordum. Garip olan şuydu ki dalga geçmiyordu, söylediklerin de gayet ciddiydi. Ne anladığımı bilmediğimden giderek canım daha çok sıkılmaya başladı. Derin nefes aldım. "Bak Çağan, eğer kafamı karıştırmaya çalışıyorsan yapma. Zaten yeterince karışık bir hayatım var, senin karışıklığına zaman ayıracak ne vaktim ne de sağlıklı bir zihnim var. Ne demek istiyorsan maskelerin ardına saklanma. İmalardan anlamıyorum ben. Direk söyle benim de sana verecek bir cevabım olsun."

"Ne olduğu hakkında ne ufak bir fikrin yok Arya. Neden seni bırakıp gittiğim konusunda bir fikrim yok."

"Bu saatten sonra olmasına gerek var mı?"

"Çağan ne oluyor?" Diye araya giren Hakan'da benim gibi konuyu anlamamış gözüküyordu. "Ne yapmaya çalışıyorsan sonraya bırak şimdi başka bir işimiz var."

"Bu benim için çok önemli Hakan. Şimdi halletmem gerekiyor. Ben yıllarca bu anı bekledim."

"Hangi anı?" Derken kelimeler fısıltıyla döküldü dudaklarımdan.

"Hatırlıyor musun?" Derken Çağan bana doğru bir adım attı. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Gözlerimin içine bakıyordu. Gülümsedi. Sanki kalbimde hala o varmış gibi, hala benim erkek arkadaşımmış hala aşkımız devam ediyormuş gibi derin bakıyordu. Bir şeyler fark etmemi istiyormuş gibiydi. Bir şeyler görmemi istiyordu ve ben ne görmemi istiyorsa görmek için yüzünü incelemeye başladım. Zihnim beni Çağan'ın gözlerinde geçmişe götürüp bıraktı. Çağan ile geçen lise yıllarına.

Çağan Balkır, okulun yakışıklı ve karizmatik çocuğu, kızların dikkatini çeken sadece yakışıklı oluşu değil olgun davranışıyla ve zekasıyla da hayranlık uyandıran kişi. Bana okulun koridorunda aşkını ilan ettiğin de çok şaşırmış çok mutlu olmuştum. Unuttuğum geçmiş, Çağan'ın aşkını ilan edişi ile o an da ayaklarımın yerden kesildiğini söylüyordu. Çağan ile geçirdiğim anılar gerçekten özeldi ama geçmişte kalmıştı. Yüzünü yakından incelemeye başladığım da fark ettiğim şey hiç değişmeyişiydi. Sadece olgunlaşmıştı. Hala karizmatikti şuan lise yıllarından daha yakışıklı duruyordu. Bir çok kadının dikkatini çekerdi ama bu beni ilgilendirmiyordu ki.

Ben tepki vermedikçe yüzünde ki gülümseme yavaş yavaş söndü. Yerini öfke dolu çizgilere bıraktı. Bana öfkelenecek ne yapmış olduğumu düşündüm ama bulamıyordum Çağan'ın benimle hiç bir hesabı olamazdı. Güzel günler geçirmiş olsak da altı yıl önce terk edip gitmişti bir daha da görüşmemiştik. Öncesinde de hesap soracak bir şey yaşadığımızı hatırlamıyordum. Kesin bir oyun oynanıyordu, beni tuzağa düşürmeye çalışıyor olabilirdi ama ben bu tuzağa düşmeyecektim.

TEHLİKEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin