Yağız'ın eli karnıma doğru uzanınca hızla bir adım geri çekildim. Kendimi zorladığım için canım çok yanıyordu.
Ruhumda ki acı ile bedenimde ki acı yarışıyordu resmen. Ama yarışın mağlubu yoktu. Acı olan bir gerçek vardı ki ikisi de canımı yakmakta birinciydi. Canım yansa da sürekli aynı cümleyi tekrarlıyordum.
" Bir şey olmadı."
" Arya."Yağız bir adım atınca aynı saniyesin de bir adım daha geriledim.
" İyiyim diyorum. Bir şey yok diyorum niye anlamıyorsun ki!"
" Uzaktan bakan biri bile iyi olmadığını anlar. Niye sürekli iyiyim diye yalan söylüyorsun."
Kaçmama fırsat bırakmadan hızla uzanıp gömleğimi tuttu. Yağız'ın bana acımasını istemiyordum. Ben acınacak biri değildim. Yaralarımı tedavi etmesini de istemiyordum. Hiçbir şey istemiyordum. Sadece bir an önce buradan uzaklaşmak istiyordum. Tüm acımı içime gömerek engel olmak için gömleğimi tutan eline sarıldım. Yağız'ın gücü karşısında iki elimi kullanmak zorunda kalmıştım. Aramızda kalan kısacık mesafeyi açmak için geriye çekilmek istesem de izin vermedi.
" Ya kendin ne olduğunu söylersin." Gözlerinde ki kahverengi gittikçe siyaha bürünüyordu. "Ya da ..." konuşmadan sadece bekledi. Bir şeyi fark etmemi ister gibi. " Ya da..." dedi .aynı kelimeleri sürekli tekrar ederken gözlerimin içine bakması psikolojik baskı gibiydi. Bu bakışma çok uzamıştı. Ayakta durmakta zorlanıyordum. Cümlesini tamamlaması için dişlerimin arasından konuştum.
" Ya da ne?"
" Ya da.... ne durumda olduğunu zorla öğrenirim." İki elimle bileğini tutmama rağmen gömleğimi çekmesine engel olamadım. Alttaki iki düğme koptu. Karnım açılmadı ama biraz sonra herşey ortaya çıkacaktı. Yağız'ın dikişlerimi gördükten sonra yüzünde oluşacak ifade zihnimde canlanması birkaç saniyemi bile almadı.
Yağız dikişlerimi görecek. Dikişlerimle birlikte kazada oluşan birkaç çizik gözüne çarpacak. Sonrasında yüzünde alaylı gülümseme yerleşecek. Beni tanıdığı için söylediği cümleleri tekrar etmesine gerek kalmadan bakışlarıyla her şeyi anlatacaktı.
" İmkansızın peşinden koşarsan canın çok yanar demiştim."
"Sadece hayatına devam etsen her şey senin için daha kolaydı."
"Bu acıyı yaşamayı sen istedin."
" HERŞEY SENİN SUÇUN...."
Kafamın içinde yankılanan düşünceler acımı daha da katlıyordu. Bu kadar acının üzerine başka ne yaşayacağımı merak ediyordum. Acının oluştuğu kocaman boşlukta sallanırken gittikçe derinlere çekiliyordum. Acıdan dolayı gözüm yaşardı. Başım çatlayacaktı resmen.
" Bırak..." dedim dişlerimin arasından zorla çıkan sesimle." Bırak. Tamam.... " Acı çekmem Yağız'a zevk veriyormuş gibi durmuyordu. Bir iki saniye de sürse bakışlarında endişe oluştu. Bu tamamen benim uydurmam da olabilirdi. Belki endişe belki değildi. Gömleğimi tutan elini çekmedi. Sinirlerim tavan yapmıştı.
" Eğer bırakırsan ne olduğunu söyleyeceğim." Dedim. Gömleği bırakması için.
" İlk önce nasıl olduğunu söyle?"
" Lütfen Yağız bırak.."
Adını söylememle bir an afalladı. Bakışlarında ki gariplik rahatsız ediciydi. O kadar acının içinde Yağız dememe mi takılmıştı? Derin bir nefes aldım.
" Yağız bey. İyi değilim. Lütfen bırakır mısınız?"
" Hayır."Zaten ayakta güçlükle duruyordum. Bedenim, acısını dindirmek ister gibi Yağız'ın derinlerde hissettirdiği şefkate koşmak için can atıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE
General Fiction"Sen bana nefretle bakarken ben seninle ailenden sana kalan en değerli mirasmış gibi sahiplendiğin çayı içmeye can atmaya başladım. Evden nefret eden ben evin mutfağında çıkmıyordum artık. Bıraksam kendimi mutfakta uyuyacaktım, seni daha fazla göreb...
