11. BÖLÜM- YARIŞ

8.5K 601 198
                                        





VİDEO: 11. BÖLÜM -YARIŞ FRAGMANI

VİDEO TELEFONLARDA ÇIKMAYABİLİR. BUNUN İÇİN VİDEONUN KÖŞESİNDEKİ YOUTUBE YAZISINI TIKLAYIP DİREK YOUTUBE DEN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

Öğreneceğim bilgilerin heyecanı ile titreyen ellerimle bilgisayarın düğmesine bastım. Her ne kadar bedenimin tepki vermesine heyecanım etkili olsa da korktuğum gerçeğini inkar edemezdim. Korkuyordum, öyle çok korkuyordum ki nefesim bile kesilebilirdi.

Öğreneceğim şeyler Ailemin ölümüne kanıt olabilecek bilgilerde olabilirdi ya da daha da karanlık işlerde... Nelerle karşılaşacağım, sonunda beni hangi karanlık yollara sokacağını kestiremiyordum. Korkum karanlıktan değildi.Ben zaten ailemi kaybettikten sonra karanlığa gömülmüştüm ama bu benim olan karanlığımdı. Etraf ne kadar karanlık olsa da atacağım adımları kendim belirliyordum. Bu yüzden karanlıkta olsa kendimden emin duruşum vardı. Ama bu bilgileri öğrendikten sonra... Kemal sadece benim aileme zarar vermemişti. Birçok aileye ya da kişilere zarar verdiğine emindim. Zarar verdiği başka kişileri de öğrenince ne yapacaktım peki. Ya da zarar vermeye çalışacağı kişiler olursa engel olabilecek miydim?

Bu durum kalbimi daha da yakıyordu. Elim düğmedeydi dinlemek için can atıyordum ama bir yanım öğreneceğim karanlık dünyayı kaldıramayacağımı söylüyordu.

Öğreneceğim bilgilerle attığım her adım karanlık boşlukta sallanacaktı. Belki de bir çok kez vicdan azabı yaşayacaktım. Ve ben düşmemek için daha çok çabalayacaktım. Belki de bazen karanlık boşlukta boğulacaktım.

Ekranda beliren mailin yeşil ışığı yanıp sönünce düşüncelerimden sıyrıldım.

Artık dönüşüm yoktu. Yok olacaksam da tek başıma yok olmayacaktım. Kimin karanlığında kaybolacağım önemli değildi. Önemli olan yok olacağım karanlıkta benimle birlikte başkalarını da yok etmekti.

Kemal Arıkan'ın telefon kayıtları yavaş yavaş adrese gelmeye başladı. Önüm de beliren birçok mailden ilk gelene tıkladım. Açılmadan önce kuruyan ağzımı ıslatmak için kendime kahve yaptım.

Çünkü çay yalnızlığın, kahve yorgunluğun ilacıydı.

Yorulacağım için kahveyi tercih etmiştim. Açtığım maili yazdır tuşuna basarak çıktısını aldım. Kırmızı tükenmez kalemimi alarak, koltuğuma oturdum.

Rehberde kayıtlı 38 numara vardı. Bu kadar az olmasına şaşırsam da sonuçta Kemal zeki bir adamdı ve bunu inkar edemezdim. Bunun dışında kullandığı telefonlarda vardı ama genelde kullandığı telefon virüsü gönderdiğim telefondu.En sık görüşülen numaralar arasında;İlk sırada sekreteri Selcan Bulut vardı.

Kemal'ın artık kadınlarla bir ilgisinin olmadığını bilmesem aralarında ilişki olduğunu düşünürdüm ama sütten ağzı yanmış gibi Asuman'dan sonra kimseyle görüşmemişti.Varsa yoksa çocukları ve canını dişine katarak çalıştığı işi...Hayatının en önemli kısmını bunlar kaplıyordu. Geri kalanına ise kadın sığdıramayacak kadar hırs doluydu.

İkinci olarak tüm yaşamını ezbere bildiğim Yavuz Kurttu.

Yavuz'la aynı aranma sayısına sahip Metin Çınar diye bir isim vardı. Metin Çınar ismi bir şeyler çağrıştırıyordu, kaşlarımı çatıp gözlerimi kısarak hatırlamaya çalıştım. Bu ismi daha önce bir yerlerden duymuş gibiydim ama nerden?...bir türlü hatırlayamıyordum.

Sonrasında birkaç isim daha vardı ama çok fazla aranmamıştı. Sonlara doğru ise Cemile Hanım, Kemal Arıkan'ın şoförü, Kerem hepsi tanıdıktı ve son olarak hiç aranmamış olan Yağız'ın numarası vardı. Hiç aranmaması şüpheli gibi duruyordu. Yağız'ın babasıyla arası pekiyi olmasa da Kemal oğlunu seviyordu. Hatta sevgisi ileri boyutlara atlamış Yağız'dan deli gibi korkuyordu.Acaba Yağız'la görüştüğü başka telefonu daha mı vardı? Yanlış telefona virüs yollamış olamazdım. Sürekli yanında taşıdığı telefon buydu. Kesinlikle emindim. Ama baba oğulun hiç görüşmemesi ya da benim bunu bilememem canımı sıkmıştı. Derin bir iç çekerek sıkıntımı dışarı üfledim. Mesaj bölümünün çıktısını elime alınca kısa bir şok yaşadım. Elimde tuttuğum kağıt da tek cümle vardı.

TEHLİKEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin