"Elveda hayat..."
Arabayı çalıştırmak için hareketleneceğim an yanımdan hızla geçen arabadan dolayı arabayı çalıştırmaktan vazgeçip dışarı baktım. Ardı ardına bir kaç siyah araba daha geçti. Her biri Kemal'in evinin kapısının önüne set çeker gibi acı frenle durdu. Asfaltın üzerine çizilen siyah lastik izleri birazdan hiç iyi şeyler olmayacağını söylüyordu. Arabaların kapısı açıldığı an ben de kapımı açtım. Bir ayağı mı arabadan çıkarırken arabadan inen siyah giyimli adamlar araba kapılarını kendilerine siper yapıp silahlarını çıkardılar. Her bir silah Kemal'in evine doğrultulmuştu. Kemal'e ne olacağı umurumda bile değildi ama Kerem'in içerde oluşu korkuyla solumama sebep oldu.
Aldığım her nefes yaptığım hatayı yüzüme çarpar gibi boğazıma batıyor ciğerlerime ulaşana kadar geçtiği yerleri kanatıyordu. Boğulacağımı hissederken kulaklarımın uğuldaması patlayan silah seslerine takıldı. Silahlar ardın ardına atılırken her bir kurşun kalbimde patlıyor gibi canımı yakıyordu. Bağırmak istesem de sesimi bulamıyordum. Eve koşmak için can atsam da ayaklarımı hissetmiyordum. Bu olanların sorumlusu bendim. Kerem'e bir şey olursa eğer bu benim yüzümdendi. Kerem'i kendi ellerimle okuldan getirmiş tehlikenin tam ortasına kendi ellerimle bırakmıştım.
"Hepimizi tehlikeye attın..." Kemal'in sesi kulaklarım da çınlarken gerçekliği kalbime batıyordu. Ben sadece Kerem'e değil ev de çalışan diğerlerinin de zarar görmesine sebep olmuştum. Hepsi benim suçumdu. Böyle bir sonun olacağını bile bile yapmıştım hem de. Ben bir katildim. Katil olmaları için ellerine sebep verdiysem eğer öldüren onlar değil ben oluyordum. Katildim. Hem de en sevdiğimin katili.
Silahlar sustuğunda her şeyin geç olduğunu bu evden kimsenin sağ çıkmayacağını çocuklar bile anlayabilirdi. Ayağımın altında ki zemin kayarken aklım da başımdan kayıyordu sanki. Aklımı kaybetmek istiyordum, kafam kaldırım taşına çarpsın hafızamı kaybedeyim ve geçmiş ile ilgili hiç bir şeyi hatırlamayım istiyordum ama mümkün değildi. Her acıyı tüm canlılığı ile hissettiğim gibi bu acıyı da kalbimin en derininde hissediyordum. Sadece canım değil düşüncelerim bile acıyordu.
"Bak. Kızım. İntikam, en başta intikamı alan kişiye zarar verir. Bunu sakın unutma. Her zaman affedici ol. Çünkü büyüklük affetmekten geçer..."
Babamın sözü zihnimin derinliklerinden çıkıp, sanki babam hiç ölmemiş de yanındaymış gibi kulağımda yankılandı.
Kemal'den intikam aldığımı zannederken aslında kendimden intikam almıştım. Ayağımı atmak için tüm gücümü kullansam da, eve girdiğim an karşılaşacağım manzara , Kerem'in kanlı bedeni odanın ortasın da yatıyorken... Derin derin nefes almaya zorlasam da aldığım nefes ciğerlerime yetmiyordu. Böyle bir manzara ile karşılaşmak ölümden beterdi. Ailemden sonra bir kez daha böyle bir manzara ile karşılaşmak yerine ölmek daha iyiydi. Yerimden kıpırdayamıyordum.
Dünyanın üzerime çöküşüne tanık olurken dizlerimin üstüne çökeceğim an silahlar sustu. Bir kaç adam evden koşar adım çıktıklarında birinin kucağında çırpınan Kerem'i görünce dünyaya gözlerini yeni açmış bebeğin yaşadığı acemilikle nefes almaya başladım. Nasıl tepki vereceğimi şaşırmış durumdaydım. Kemal'in evine benim yüzümden saldırı yapılıp Kerem'in kaçırmalarını sebep olduğum için kahrolsam mı yoksa Kerem kaçırılmış olsa bile sağ salim o evden çıktığına sevinsem mi bilemediğim bir durumun içindeydim. Araf işte tam da bu. Hem karar vermek için çırpınmak hem de verdiğin kararın sonuçlarını yaşarken çırpınmak.
Hayatım bir kitap olsaydı eğer ve ben yaşadıklarımı anlatıyor olsaydım kitabın ilk cümlesi "kararlarım ve pişmanlıklarım" olurdu ve yazacaklarım geçmiş zaman olduğu için hangi duyguyu nereye koyacağımı da çok iyi bilirdim ve her olay sonrası hangi duyguyu yaşayacağımı bildiğimden yazdıklarım hiç sırıtmaz herkese mantıklı gelirdi. Ama anı yaşarken hiç öyle olmuyordu. Olaylara dışardan bakmakla içinde olmak aynı şey değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE
Narrativa generale"Sen bana nefretle bakarken ben seninle ailenden sana kalan en değerli mirasmış gibi sahiplendiğin çayı içmeye can atmaya başladım. Evden nefret eden ben evin mutfağında çıkmıyordum artık. Bıraksam kendimi mutfakta uyuyacaktım, seni daha fazla göreb...
