70.BÖLÜM-MEKTUP

3.3K 237 219
                                        

" Ne olursa olsun. Sizi asla bırakmam."

Bir sözdü bu kendime verdiğim. Tıpkı intikam almaya yemin ettiğim gibi. Bırakmak istediğimde hatırlayıp gitmemek için...

Saniyeler dakikaları yanına alıp saate taşırken bu kadar zaman uyuyabileceklerini düşünmediğim için garip gelmişti. İzlemeye doyamayacağım bir manzaraydı. Huzurla uyurken arada gelen sıkılganlığı birbirlerine sarılarak atlatmaları, Yağız'ın Kerem'i gözlerini açmadan sakinleştirmeye çalışması, Kerem'in o küçük elinin abisinin yüzünde olması... Çok güzeldi. Her defasında şaşkınlıkla kaşlarım kalkarken, mutlulukla kalbim gülümsüyordu.Her halleri aklımın her köşesine kazındı. Nedense bir resmi olsun istedim. Hiç silinmeyecek. Oyunun sonunda ne olacağını ikimiz de bilmiyorduk. Beni koruyan birileri vardı. Yağız bana bir şey olmasına asla izin vermezdi;ama aklımın beni terk etmeyeceğine kim garanti edebilirdi.

Çay en sevdiğim içecekti ama daha bir bardağın bile yarısına ancak gelmiştim. Karşımda ki görüntü çaydan daha güzeldi, yudum yudum içiyordum sanki. Bir saattir elimde tuttuğum bardağı masaya bıraktım. Uzun süredir oturduğum için uyuşan ayağım yüzünden ve manzaranın güzelliğini bozmamak adına yavaşça yerimden kalktım. Çantamı dün bıraktığım yerden alıp banyoya geçtim. Dizlerimin üzerine çökerek çantamı yere boşalttım. Telefon kartımı arıyordum ama bulacağıma pek emin değildim. Yanımda pek taşımadığım kartımın çantamın içine koyduğumu hatırlamıyordum çünkü. Umutsuzca iç gözüne bakarken elime gelen küçük plastikle gözlerim parladı. Kartımı bulmuştum. Yıllar önce ailem varken kullandığım kartımdı. Ailemin tüm resimleri bilinmeyen bir sebeple gitmişken sadece bir resmi kalmıştı o da bu karttaydı.

Kartı elimde çevirirken derin nefes aldım. Telefonumu açıp içine yerleştirirken ellerim titriyordu. Uzun bir aradan sonra ailemin resmine bakacaktım. Hem de Yağız'ın evinde... Garip bir duygu vardı içimde, yüzümü gülümseten. sanki gizli bir şey yapmıştım da aileme yakalanmamak için telefonu kapatmışım gibi bir his. Açınca babamın ve annemin cevapsız aramalarını görecektim. Öyle garip bir duyguydu.

Telefonu korku ile açıp babamın Neredesin sen? diye hem endişeli hem de kızgın sesini duymak için nelerimi vermezdim. Yağız ve Kerem dışında yaşadığım her şeyin rüya olması için neleri feda etmezdim. Ama imkansızdı.Giden hiç bir şey geri gelmiyordu. Kalbimden geçen her güzel duyguya sarılışım saniyeler sürse de zihnimde yıllar geçti. Görüntü açıldığı an yaşadığım güzel yıllara koştum. Hasretle dokundum yüzlerine, hissettiğim tek şey parmak uçlarımda ki soğuk ekran oldu ama hatıralar sıcacık karşıladı beni. Gözyaşlarımın yanağımdan süzülürken gözlerimi kapattım. Silik olan görüntüler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Ailemle olan görüntülerin güzelliği yüzümü gülümsetti ama aklıma gelen düşünce ile kalbim acıdı.

Yağız'ın bahsettiği buydu. Benim sahip olup kaybettiğim, O'nun ise asla sahip olamadığı görüntüler. Bir babanın gülümseyerek bakması...Bir annenin merhametle yaklaşması...Bir kardeşin sarılarak...

İşte O'na sahipti...

Yere döktüğüm eşyalarımı hızla çantaya koydum. Telefonu kapatmadan banyodan çıktım. Heyecanım o kadar arttı ki, adımlarım öylesine atılıyordu sanki. Bir yandan uyanmadan yetişmek için acele ederken, diğer yandan uyanmasınlar diye yavaş hareket ediyordum. Karşılarına tekrar geldiğimde garip bir haldeydim. Telefonu düşürme korkusundan daha çok heyecandan sıkıyordum. Biraz daha sıksam neredeyse telefonu kıracaktım...

Kanepenin yanına diz çöktüm. Nefes dahi almayacak kadar hareketsiz kaldım. Telefonu yavaşça yakınlaştırdım. Görüntünün en net olduğu an tuşa bastım. Resme bakmaya bile gerek duymadan hızla ardıma sakladım. Ellerim ardımdayken dizlerimiz üzerine oturdum.Kalp atışlarım o kadar hızlı ve sesliydi ki ayaklarımın beni taşıyamayacağını hissediyordum.

TEHLİKEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin