"Arya..." Duyduğum sen ile kalbim sevinçle hızlanırken gözlerimi açmaya korkuyordum. Artık ne olduğuyla neler olduğuyla ilgili sağlıklı düşünecek bir akla sahip değildim. Kulağıma dolan ses zihnimin bir oyunuydu. Kimsenin bana seslendiği yoktu sadece Kerem'in cansız bedenini görmemek için durumu geciktirme çabasında olan bilincimin oyunuyla kandırılıyordum.
Bir an da ayak sesleri arttı. Gözlerimi açtığımda etrafımız da ki kalabalık daha da artmıştı. Birleri birilerini tutup çekiştiriyordu. Ama ben hala ne olduğunu anlayamıyordum. Etrafımda oluşan koşuşturma bile beni gerçek dünyaya döndürmeye yetmiyordu. Başım dönerken gerçeklik algımın yitirilmesinin hiç sırası değildi. Şuan en önemli şey Kerem'in yaşıyor oluşuydu ama bakmaya cesaretim yoktu. Uğradığım onca ihanetten yaşadığım onca acıdan sonra bir yenisini daha kaldıramazdım. Etrafımda ki koşuşturmaya bakarken yüzüme dokunan eli hissedince kulaklarım uğuldamaya başladı. Biraz önce duymadığım sesler yavaş yavaş anlam kazanıyordu.
"Arya abla."
"Kerem." Acıdan çatallaşmış sesim çıkarken boğazımı yaktı. Yutkundum. "Kerem." Dedim bir kez daha. Son kez söylüyormuşum gibi hasretle. Bu ismi bir daha söyleyemeyeceğimi düşünmek beni çıldırtan en büyük sebep olmuştu ama söyleyebiliyordum işte. Aslında söylemek önemli değildi önemli olan söyleyebildiğin kişinin hayatta olup sana karşılık vermesiydi. "Kerem."
"Arya abla. Ben iyiyim."
"İyi misin?" Bir anda gözlerimden yaşlar boşaldı. Kerem'in sesini duyana kadar geçtiği yerleri kezzap gibi yakan yaşlar şimdi nisan yağmuru gibi serinlik veriyordu. Bu anı yaşamaya hakkım olduğunu bilmesem de yaşıyordum işte. Kerem'e tek kolumun izin verdiği kadar sıkıca sarılırken gözlerimi kapatıp kokusunu derince içime çektim. Farklı bir şey vardı. Acıyla dolan kalbim yavaş yavaş iyileşiyordu sanki, kanayan yaralara merhem sürülmüş gibiydi. Aklım içime dolan kokuyu ezbere biliyordu. Ruhumu karanlıktan aydınlığa çıkaran, zihnimi karışıklıktan düzene koyan, içimi fırtınadan sakinliğe salan kokuydu bu. Nefes aldıkça nefesimi kesiyordu. Aklım inkar ediyordu ama kalbim biliyordu.
Yağız...
Gözlerimden yaşlar süzülmeye devam ederken hala nefes alıyor olmak aileme ihanetti. Yaşamak, nefes almak, ağlamak, hissetmek... Belki de bunları yaşayan ben değildim. Ne yaşadığımı da tam olarak bilmiyordum. Benim yerime birini bu hayatı yaşasın diye koymuşlar gibi kendi hayatımı dışardan izliyordum sanki. Ağır çekimdeydi her şey. Kerem kucağımdan alındığında gözlerimi ayırmadan alanın kim olduğuna baktım. Tanıdık bir yüzdü ama kim olduğu aklıma gelmiyordu.
Elim tutulunca adama bakmayı bırakıp elime baktım. Tek elim değil iki elimde tutuluyordu ama ben birini hissetmiyordum. Beni rahatlatan hayalim de ki Yağız ellerime bakarken bakışlarında ki öfke korkutucuydu. Ne olduğunu anlamak için ellerime baktım. Bileklerimde oluşan morluk, ipi çözmek için çabaladığımdan yaptığım kesikler, kesiklerden süzülen kan... Ailemin ölümüne sebep olmuşken kendimi bu hale getirmem çok normaldi. Başımı kaldırdığımda Yağız ile göz göze geldik. Hala hayal dünyasında yaşıyordum. Karşımda Yağız yoktu ama ben sanki varmış gibi hayal etmeye devam ediyordum. Hayalim de bile Yağız yaralarıma öfkeleniyordu. Öfkeyle dişlerini birbirine bastırdı. Yüzünde ki çizgiler öfkeye eşlik ediyordu. Her şey bir hayalden ibaretti ama kokusunu nasıl bu kadar canlı olarak alabiliyordum orası garipti. Hissiz kolum kucağıma bırakıldı.
"Durun..." Bir an da yer yerinden oynadı sanki. Duyduğum ses ile sanki çalışmam için düğmeye basılmış gibi yerimden sıçradım. Hayali Yağız bir an da gerçeğe dönüştü. Aldıkları komutla adamlar oldukları yerde kaldılar. Adamların arasında Hakan vardı. Yağız hızla ayağa kalkmasıyla Hakan'ın yere düşüşü aynı anda oldu. Yağız'ın kolundan tutup geri çektiklerinde Hakan yediği yumrukla çoktan yere düşmüştü. Hakan'ın nabzına bakan Cem'in varlığını yeni fark ediyordum. Kucağında Kerem olan adam şaşkınlıkla soluyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE
General Fiction"Sen bana nefretle bakarken ben seninle ailenden sana kalan en değerli mirasmış gibi sahiplendiğin çayı içmeye can atmaya başladım. Evden nefret eden ben evin mutfağında çıkmıyordum artık. Bıraksam kendimi mutfakta uyuyacaktım, seni daha fazla göreb...
