76.BÖLÜM- OPİA

1.3K 66 30
                                        

Derin nefes alırken bana bakınca göz göze geldik. Biraz önce hüzünle bakan kendisi değilmiş gibi kendinden emin gülümsemesi yüzüne yerleşince kafam karıştı. Avucumda olan kalbi giderek daha sakin atımlara bırakması, biraz önce söylediği cümlenin üstünü çiziyor sanki zihnim bu anı uydurmuş gibi hissettiriyordu. Bunun üzerinde düşünecek ya da sorgulayacak sağlıklı bir durumda olmadığım için boş vermek en iyisiydi. Belki de gerçekten kendim uydurmuş olabilirdim.

Yağız gibi gülümsemeye çalışsam da sabahtan beri yaşadığım stres yüzünden beceremedim. Zaten onun gibi bir gülümsemeye hayatım boyunca sahip olacağımı da hiç sanmıyordum. Yüzümde öylesine bir ifade oluşması Yağız'ın gülümsemesini daha da artırdı. Ne kadar kendinden emin dursa da bakışlarında ki yoğunluk sanki öyle olmadığını saklanan bir hüzne çekilen perde olduğunu söylüyor gibiydi ama benim perdeyi aralayıp ardını görmeye gücüm yoktu. Belki ışık belki karanlık...

Birkaç saniye süren ama yıllara bedel bakışının ardından gözlerini kapattı. Derin nefes alırken sımsıkı saran kolları arasında çoktan kaybolmuştum. Sarılmak öyle muhteşem bir etki...

Sarılmanın insan üzerinde ki etkisi bir çok araştırmaya konu olmuş bir durumdu. Psikolojik acı hissetme durumunda işleyen beyin bölgeleri ile fiziksel acı hissedilirken işleyen beyin bölgeleri aynıdır. Endorfinler de fiziksel ve psikolojik acının dindirilmesini sağlar. Bu sebeple ağlayan birisine ya da sıkıntılı olan birisine sarılmak onun için oldukça rahatlatıcıdır. Endorfinler aynı zamanda beynin ödül ile alakalı bölgelerini de çalıştırırlar.

Aklımdan geçen bu ayrıntılı bilginin bilinç altıma ne zaman saklandığını es geçip sadece ödül kısmına odaklanan ve heyecanla atan bir kalbim vardı. Yağız'ın sarılmasına karşılık vermek istesem de heyecanım buna engel oluyormuş gibi acemice davranıyordu. Sadece gözlerine bakıyordum.

Bakışlarında öyle derin bir yol vardı ki, hem korku hem aşk ve arasında kalan bütün duygular, o yola girmemek imkansızdı. İçimi kaplayan huzurla yola düştüm, sonsuz bir yol gibiydi. Attığım her adım boşlukta sallanırken ellerimde aynı belirsizlikte ona uyum sağlıyordu. Kalbim Yağız'ın kalbine sahip çıkmak istese de ellerim tam tersi hareketteydi.

Gözlerimi ayırmadan geriye doğru adımlarken ondan neden uzaklaşmak istediğimin bir cevabı olmadığı için boğazım düğümlendi. Mantık ile kalp aşk konusunda hiç bir zaman aynı noktada buluşmazdı. Bir kördüğüm...

Yağız'dan uzaklaşmam yüzünde garip bir ifade oluşturdu. Şaşkınlık değilde sanki kabulleniş gibiydi. Yaptığı bir durum sonrası bunu hakettiğini düşünüyormuş gibi.

Yağız'ı tanıdığım günden beri kendinden emin olan adamın kararsız bakışları hiç alışık olduğum bir durum değildi saniyeler sonra tekrar eski haline döndü. Sabahta aynı şey olmuştu. Ne olduğunu anlamak için zihnim o ana yolculuk yapsa da boşa çabalıyordum, ne olduğunu anlamak için ağzımı açacağım an " Arya bunu kaldıramaz" cümlesi kulağıma dolunca vazgeçtim. Hem deli gibi öğrenmek isteyip hem de hiç istememek. İkisi arasında ince bir çizgi. Zihnim çığlık çığlığa ama kalbim sağır, kayıtsız ve bir o kadar da umursamaz...

Her daim teselli gördüğüm adamı bu sefer teselli etmek geçti içimden belki de sessizliğimin sebebi buydu. Bir şey sorup öğrendiğimde kaldıramayacağımı düşündüğü şeyi Yağız'da bırakıp tereddüt ettiği şeye sarılmak...

Hiç bir zaman normal olmamıştı bizim hikayemiz, şimdi de öyleydi sonrasında da öyle devam edecekti. Uzun bir süre ara verilen bir kitaba geri dönüldüğünde aynı hislerle devam edilemediği gibi. Düzeltmeye çalıştıkça karmaşıklaşan itinayla özenli yazılmış cümlelere inat bozulan duygular gibi.

TEHLİKEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin