"Ailenin trafik kazasında öldüğünü daha önce söylemiştin." Kafamın içinde bu eve geldikten sonra Kerem ile konuştuğum her anı tek tek taramaya başladım ama bir faydası yoktu. Söyleyip söyleyemediğimi hatırlayamıyordum. "Unuttun mu?"
"Unutmuş olabilirim." Diye itiraf ettim gerçekten öyle bir şey hiç hatırlamıyordum. Hatırlasam daha az rahatsız edici olurdu ama hatırlayamadığım için Kerem'in belki de bunu benden duymadığı başkasından öğrendiği düşüncesi rahatsız etti.
"Olsun. Unutabilirsin. Sen de insansın sonuçta." Geriye doğru çekilirken yüzünde muzip bir gülümseme vardı.
"Bak sen!..." Geriye doğru çekilirken yüzünde muzip bir gülümseme vardı. Kaşlarımı kaldırarak konuşmak sahte bir kızgınlıktı.
"Öyle ama..." Biraz önce hiç bir şey olmamış, ikimiz de birbirimize sarılıp ağlamamışız, canımız yanmamış gibi gülümsedik. Gülüyorduk ama garip değildi.
Ne kadar büyük acı yaşarsa yaşasın bir insan bazen gülebiliyordu. Zor oluyordu ama gülüyordu bazen de istemeden oluyordu. Acı bir yere gitmiyordu sadece bazen geriye çekilip izin veriyor, daha sonra bir anda ortaya çıkıp tekrar tekrar canını yakmak için pusuda bekliyordu.
"Tamam tamam dahi çocuk." Ayağa kalkacağım an elimi tuttu.
"Nereye?"
"Okuldan geldin acıkmışsındır."
"Canım yemek yemek istemiyor."
"Benim de canım bazen yemek yemek istemiyor ama...
"Abim zorla yediriyor de mi?" Sözümü kesip söylediği cümle kalbimi kesip canımı yaktı. Hiç bir şeyden haberi olmadığı için konuşması normaldi. Oysa abisinin neler yaptığını bir bilseydi o zaman canım yanmasın diye bu kadar rahat konuşmazdı. Gerçi Yağız'ın neler yaptığını ben de tama olarak bilmiyordum ama benim kaldıramayacağımı bildiğine göre hatta ailemden sonra ne kadar büyük bir acı yaşayıp kaldırabildiğimi bilmesine rağmen bunu söylüyorsa, sakladığı şey bundan daha kötü olmalıydı. "Abimle aranız da bir şey mi oldu?" Evet çok büyük bir şey olmuştu fakat bir şeyi de fark etmese olmazdı sanki.
"Boş ver şimdi sen bunları. Yemek yememek için lafı değiştirme."
"Öyle bir amacım yok. Sadece..." Konuşsa gerçekleri söyleyecekti ama konuşmaması gerekiyordu. Kendimi toparlamam çok zor olmuştu çünkü. Hala da tam olarak toparlanmış değildim.
"Sadece yorgunum." Gülümsemeye çalıştım. "Yemek hazırdır.
"O zaman burada yemek istiyorum."
"Bahçede mi?"
"Evet." Konuşmak istemediğimi anlayıp ısrar etmemesi Kerem'in anlayışlı oluşuna bir kez daha minnet duymama sebep oldu.
"Tamam. Ben getireyim."
"Sen otur. Evdekiler hazırlar sofrayı."
" Ben de hazırlayabilirim."
"Ama elin yaralı."
"Parçalanmadı ya. Sadece küçük bir kesi. Sen ellerini yıkayana kadar sofra hazır olur."
"Ellerimi bahçede yıkayacağım eve girmek istemiyorum." Ben de eve girmeyi hiç istemiyordum bu bahçe de yemek ikimize de iyi gelecek gibiydi.
"Arya." Kerem'in yanından ayrılacağım an Canan mutfaktan çıktı.
"Efendim."
"Sen burada mıydın?" Omuzlarımın kaldırıp indirdim.
"Evet."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE
Ficção Geral"Sen bana nefretle bakarken ben seninle ailenden sana kalan en değerli mirasmış gibi sahiplendiğin çayı içmeye can atmaya başladım. Evden nefret eden ben evin mutfağında çıkmıyordum artık. Bıraksam kendimi mutfakta uyuyacaktım, seni daha fazla göreb...
