58.BÖLÜM- SOĞUK

4.7K 330 153
                                        

"Evet. Ben." Alayla gülümsedim." Beni hatırladın mı Yavuz amca."

Bana saldırma ihtimaline karşı tetikteydim. Kalbim ağzımda atıyordu sanki. Ben öfkeyle bakıyordum. Yavuz inanmayan gözlerle dikkatle bakıyordu.

" Sen." Dedi. bana doğru bir adım atarken. Korksam da geri çekilmedim. Planlarım da ona direk kafa tutmak yoktu ama içim de bastıramadığım hesap sorma isteği geri çekilmeme engel oluyordu. Hatta öyle nefret dolu bir istekti ki, hesabı boğazına sarılıp soracak kadar ayaklanmıştı. " Sen..." Dedi tekrar. Dilime gelen onlarca kelimenin her biri bir anda ortadan kayboldu. Konuşmadım. Hesap sormadım. Cevap vermedim. Elini bana doğru uzattığın da nefesim kesildi ama kalbimin atışları ıssız sokakta yankılanıyordu sanki. Dokunmak için uzatsa da tereddütlüydü. Biraz daha uzansa kalbime dokunacaktı ama uzatmadı. Öylece yüzüme bakmaya devam etti. Gözlerinde ki karanlıkta oluşan anlam garipti. Ben de ki korkunun daha fazlası yaşadığına emindim. Gerçek olduğumu öğrendiği an yıkılmışlığı daha beter bir hal alacaktı. Bastırdığı pişmanlık gerçekliğimle birlikte Yavuz'un boğazına sarılacaktı. Hesap soracaktı.

Saniyeler asırlara bedel bir bakışmadan sonra dokunmaktan vazgeçti. Başını iki yana sallarken elini indirdi. Her şeyden vazgeçmişlikle umursamazlığa sarılıp güldü. Dengesiz adımlarla geri çekildi. Bir kez daha başını salladı. Gözleri tamamen boşluğa boyandı.

" Kandıramazsın beni..." Düşeceği an bahçenin demir parmaklıklarından tuttu." Kimse beni kandıramaz. Sen sadece bir hayalsin. Gerçek değilsin. Arya değilsin. Olamazsın. "Kahkaha atmaya başladı. " Sen sadece onun hayalisin. Hayal. Anladın mı beni... Hayal...Sen diye bir şey yok...Sen sadece benim lanet dünyam da kurduğum hayalsin." Sonra bir an da durgunlaştı. Bana bakmaktan vazgeçti. Bahçe kapısından içeri girdi.

Sözleri kırbaç gibi beynim de ses çıkarırken acısı kalbimin tam ortasına oturdu. Ben onun lanetiydim. Öyle söylemişti. Canım yanmıştı. Buna niye bu kadar takıldığıma şaşırdım. Aslında doğru da söylemişti. Ben artık lanetten öteye gitmezdim. Yaşadıklarım ve yaşatacaklarımdan sonra beni anlatan tek kelime bu olurdu ancak. Lanet.

Söylediği sözleri yutkunup başımı çevirerek Yavuz'un bahçeden geçişine baktım. Savruk dengesiz adımlarla villanın kapısının önüne ulaştı. Kapı zaten açıktı sadece o kendisi açıyormuş gibi hissedecekti. Taksinin bağajında olan çantamı aldım. Anahtarı arabanın üzerin de bırakıp Yavuz'un peşinden yürümeye başladım. Taksinin görevi bitmişti artık. Koray'ın alması için orada bıraktım. Sessiz olmaya çalışmıyordum. Gerek yoktu. Eğer sessiz bir giriş yaparsam korkum beni esir alırdı. Korkuma kafa tutarak dik durmaya çalışıyordum.

Kapının önünde bekleyen ve hala açık kapıyı açmak için uğraşan Yavuz'un tam arkasına gelince durdum. O kadar sorhoştu ki kapıyı değil duvara anahtarı sokmaya çalışıyordu. Açamadığı kapıya küfür savurdu. Sabah evden oldukça dinç çıkan adamın akşam kapıyı bulamayacak hale gelmesi işime gelse de hala garip geliyordu. Kullandığı son gücü duvara omuz atmak oldu. Sonrasında içkinin vermiş olduğu baygınlıkla yere düştü. Tam ayağımın dibine... Gözleri gözlerim de bir kaç saniye takılı kaldı. Uyandığında başına neler geleceğini bilmeden gülümseyerek gözlerini kapattı.

Tüm tuttuğum öfkem, korkum Yavuz'un gözlerinin kapanmasıyla gözyaşı olarak ortaya çıktı. Engel olmadığım gözyaşlarım yanağımdan süzlüyüyordu. Sessizce ağlarken Yavuz'un ayılma ihtimalini göz önüne alarak işimi riske atmamak için çantamdan bayıltan ilaç çıkardım. Yavuz aldığı nefesle birlikte ilacı içine solurken gözyaşlarımı sildim. Artık tamamdı. Yavuz'a işkence yapsam bile gözünü açamazdı. Daha fazla vakit kaybetmeden ayağa kalkıp kapıyı araladım. Yavuz'un iri cüssesini taşımak için öfkemin gücüne sarılıp kollarından tuttum. İçeri sürükleyip Kapıyı ardımdan kapattım. Kapıyı kilitledim. Yan tarafta bulunan ışığı açtım.

TEHLİKEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin