Her insanın hayat hikayesi önemli olan bir yerden başlar. Peki, benim hikayem ne zaman başlamıştı?
Hikayemin tam olarak nerede başladığından emin değilim. Lakin bir şeyden emindim. Lee Hyun Joon ve ben, birbirimizin kaderiydik. Ne olursa olsun, yine birbirimizi bulacağımız bir kader bu.
#
Sarayda veliaht prensin on sekizinci yaş günü büyük bir şenlikle kutlanıyordu.
Lee Kwan Joon oldukça güzel bir şekilde büyümüştü. Yakışıklı, zeki ve yetenekliydi. Azmi sayesinde babasından bile daha iyi bir kral olacağı söyleniyordu.
Öyle ki, evlilik vakti gelmişti. Veliaht prensin evliliği için sarayda birçok soylu aileden gelen genç kızlar sınavlara tabii tutularak değerlendiriliyordu. Bu beni mutlu etse de, yaşlandığımı hissettiriyordu.
Veliaht prensten sonra iki de kızım olmuştu; Prenses Lee Sung Yeon ve Lee Sung Jung.
Prenses Lee Sung Yeon on beş yaşındaydı. Kitap okumayı seven, zarif ve güzel bir genç kız olarak büyüyordu. Her zaman sessiz ve sakindi. Görenlerin hayran kalacağı kadar da naifti.
Prenses Lee Sung Jung ise henüz on yaşındaydı. Ablasının aksine oldukça hareketli, yerinde durmayan, konuşkan ve içinden geldiği gibi davranan bir kız çocuğuydu.
Veliaht prensin yaş töreninden sonra Kral Hyun Joon ile birlikte konağımda -Hanımefendi Qian Yi'nin göndermiş olduğu- Oolang çayını içiyorduk.
(Qian Yi: Kral Hyun Joon'un öz annesi)
"Yıllar çok çabuk geçiyor, değil mi? Sanırım yaşlandığımı kabul etmek istemiyorum. Umarım kendinize genç ve güzel bir cariye almazsınız."
Kral Hyun Joon'a baktığımda hala çok yakışıklıydı. Yıllar ona hiç dokunmamış mıydı yoksa ben mi ona çok aşıktım?
Elimi tutup gülümsedi.
"Hala çok güzelsin. Her yerin kırışsa bile sen benim için hep en güzel kadın olarak kalacaksın."
Kırk yaşındaydım. Daha yaşlanacağım günler de gelecek miydi?
"Peki ya ölürsem? O zaman ne yapacaksınız?"
"Peşinden geleceğim."
"Şimdilik böyle konuşuyorsunuz. En güzel cariyeyi kendime alıp sefa süreceğim demek kabalık olur çünkü."
Kral Hyun Joon keyiflice güldü.
"Ne duymak istiyorsun, Kraliçe? Ne dersem diyeyim, her zaman bir lafın var değil mi?"
"Tamam, susuyorum."
"Gel buraya."
Beni kendine doğru çekmiş ve sımsıkı sarılmıştı. Her zaman kendimi en güvende hissettiğim yere yani Kral Hyun Joon'un göğsüne başımı yaslamıştım.
***
Ertesi gün, öğleden önce veliaht prensin konağına gelmiştim. Son zamanlardaki düşünceli ve huzursuz tavrı beni rahatsız ediyordu.
Fazla geciktirmeden konuya girmiştim.
"Kwan Joon, bugünlerde oldukça durgunsun. Bunun sebebi nedir?"
Derin bir nefes aldı. Aklında söyleyeceklerini toparlıyor gibiydi.
"Bakan Kang'ın kızıyla evlenmek istemiyorum."
Veliaht prensin evlilik görüşmelerinde öne çıkan soylu hanımefendilerden birisi, Bakan Kang'ın kızıydı. Henüz belli olmasa da veliaht prensin eşinin o olacağı konuşuluyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Joseon: İntikam
Historical Fiction1600'lü yıllarda Joseon Kralı Lee Dong Joon hastalığı nedeniyle vefat eder. Oğlu, veliaht prens henüz 13 yaşındadır. Ölen kralın kardeşi, Büyük Prens Lee Dae Joon, onun tecrübesizliğinden yararlanarak tahta geçer. Buna rağmen veliaht prens ve yandaş...
