Parmaklarının tenimle olan teması kesilince ayağa kalktım ve dönüp ona baktı. Kremin kapağını kapatıp bana uzatırken oda ayağa kalkınca sessizce " Teşekkür ederim." dedim. Gözlerini üzerimde gezdirirken " Benim için bir zevkti." diye fısıldadı.
Normalde bu dediğine gözlerimi devirirdim ama şimdi bunu bile yapamıyordum. Uyuşmuş gibiydim. Yine de birşey söylemem gerekiyordu bu yüzden gözlerinin tam içine bakarak " Sürdüğün için değil. Onu kendimde yapabilirdim. Getirdiğin için." dedim.
Sadece gülümsedi. Sanırım onun da beni sinir edesi yoktu. Ama erken konuşmuşum. Tekrar koltuğa otururken " Rica ederim. Bugün fazlasıyla hırpalandın. Hatta gidip yatsan iyi olur." dedi.
" Sende evimden çıksan iyi olur."
" Hala beni burda istemiyor musun?"
" Tabiki de istemiyorum. Dinlenmem lazım."
'' Ah tabi.. Seni eve bırakırken Eric yarının uzun bir gün olacağını ve dinlenmen gerektiğini söyledi zaten. Değil mi?''
'' Sen beni mi izliyordun?''
Tüylerim diken diken olmuştu. Bana karşı tuhaf ve rahatsız edici bir ilgili ve yakınlığı olduğunu biliyordum ama hiç beklemediğim anlarda bile beni izliyor olabileceği düşüncesi beni bitirmişti. Bana yaklaşırken eğilip '' Hemde tahmin edebileceğinden çok daha uzun bir süredir.'' diye fısıldadı. Ayaklarım zemine çivilenmiş gibi hareket edemeden olduğum yerde durdum. Odama doğru koşup kapımı kilitlemek istiyordum ama bırak koşmayı nefes bile almaya cesaretim yoktu.
Birkaç adım atıp sağıma geçti. Sanki saldırmaya hazır bir aslan , zavallı küçük ceylanın etrafında dönüyor ve ziyafetini çekmeden önce son bir kez eğleniyordu. Eğilip '' Seni izliyorum.'' diye fısıldadığında kulağım gıdıklandı. Kendimi biraz geri çeker gibi oldum ama bedenim bedenine çarpınca olduğum yerde durmaya devam ettim.
Arkamdan geçerken saçlarımın uçlarının nefesiyle kıpırdadığını hissettim. Sol tarafıma geçince yine aynı şekilde eğilip fısıldadı ama onun fısıltısı bana dünyadaki tüm çığlıklardan daha yüksek geliyordu.
'' Seni dinliyorum.''
Çarpık gülümsemesi giderek yüzüne yayılırken yeniden önüme geldi. Şimdi arkamda boşluk olduğu için olabildiğince büyük adımlarla geriye doğru yürüdüm. Ta ki sırtım soğuk duvara değene kadar. Tablolardan biri duvardan çıkıp yere düştü ama ikimizinde umrunda olmadı. Kenara sıkıştığımı bildiğinde yüzündeki gülümseme daha da genişledi.
Sanki aramızda mesafeler varmış da orda olmalarına dayanamıyormuş gibi biraz daha yaklaştı. Artık yaptığım duvarlarımı yıkmak üzere olduğumu hissediyordum. İradeli bir insandım ama herkes gibi bu iradenin de bittiği bir yer vardı ve Aaron bu kadar yakındayken irademinde tükendiğini hissediyordum. Ona doğru sürüklenmek kaçınılmaz olmuştu ve aslında tam olarak benim üzerimde nasıl bir etki bıraktığını bildiğini sanmıyordum ama ben bunu en ücra köşelerdeki hücrelerimde bile hissedebiliyordum.
Ondan daha önce duymadığım kadar zarif bir sesle fısıldadı.
'' Seni hissediyorum.''
Hiçbir şey söyleyemiyordum. Hiçbir şey yapamıyordum. Sadece orda durmuş gözlerinde kaybolmuşken kurtarılmayı bekliyordum. Baş parmağı önce köprücük kemiklerimde sonra boynumda daireler çizerek dolandı.
Çenemden yanaklarıma , ordan da dudaklarıma geldiğinde içimde gözlerimi kapatmak için karşı konulmaz bir istek uyandı. Gözlerimi kapatıp bitmiş irademi bir kenara bıraktım. Neyi beklediğimi bile bilmiyordum. Ama tenimdeki sıcaklık veren o his kaybolduğunda bir süre daha bekledikten sonra gözlerimi açtım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATEŞLE OYNAMA
Novela Juvenil- Sen beni mi izliyordun? - Hemde tahmin edebileceğinden çok daha uzun zamandır. Birden ortadan kayboldu. Etrafıma bakındım. Hayır yoktu. Gittiğini umdum ama birden sağımda belirdi. Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Nefesi kulağımı gıdıklıyordu. - S...
