Birbirlerine girmişlerdi. Karanlıktan ve zehrin üzerimde yarattığı etkiden dolayı kim kime ne yapıyor anlayamıyordum. Jason , Aaron'u tutup fırlattı. Aaron birkaç metre yukarı fırlayıp tribünlere çarparak yere düştü. Hareket etmek isteyerek kıpırdandım. Altımdaki sandalyenin dengesi kayboldu ve yere kapaklandım. Her yerim acıyordu. Başımı kaldırıp Aaron'a baktım. Tribünlerin arasından çıkıp aşağıya , Jason'ın üzerine atladı ve yumruğunu savurdu.
Kapıların açıldığını duydum. Zorda olsa başımı çevirdiğimde Leslie, Eric , Harry hatta Aqua bile orda duruyordu. Bunun bir halüsinasyon olmadığından emin olmak için gözlerimi açıp kapattım ama gerçekten de ordaydılar. Gerçekten de gelmişlerdi. David kahkaha atarken " Ayak takımını da topladın demek. Siz hala cidden bu adama yardım mı ediyorsunuz?" diye sordu. Bu sorularla onları kışkırtabileceğini düşünüyordu ama Eric onu dinlemeden David'i tutup kaldırdı ve potanın direğine çarparak sarsrtı. Daha sonra duvara dayadı ve vurmaya devam etti. Onların arkasından odaya birkaç kişi daha girmişti ama onları tanımıyordum. Bizden olduklarını da sanmıyorum. Demek David'de hazırlıklı gelmişti.
Eric'i daha önce hiç böyle görmemiştim. Bu kadar kızgın ve sert. David , Eric'in damarına basıp duruyor ve susmuyordu ama Eric söylediklerini duydukça daha da çok sinirleniyor daha sert vuruyordu. Bir süre sonra onu yere atında suratından kanlar akan David'e baktım. Halinden memnun görüntüsünün ardına gizlediği endişe ve acıdan hiç eser yoktu.
Bu sırada içeriye girmiş diğer kişler bizimkilere saldırmıştı. Leslie adamlardan birinin kolunu tutup çevirdi ve belinden çıkardığı bıçağı ona sapladı. Adam önce sanki ne olduğunu anlamıyormuş gibi durdu. Sonra bedeni titredi ve yere düştü. Leslie çıkardığı şişedeki sıvıdan bir damla üzerine damlatınca bir anda alev aldı. Cayır cayır yanıyordu. Birkaç saniye içinde geriye küllerinden başka birşey kalmamıştı.
Aynı şey Harry'nin dövüştüğü adama da oldu ve sonra da Aqua'ya yardım etmeye gittiler. Beraber diğer adamada aynı şeyi yaptılar. Sanırım bunu daha önce birçok kez yapmışlardı. Şimdi geriye sadece David ve Jason kalmıştı. Jason ve Aaron tribünlerin arasında birbirlerine girmiş halde dövüşüyorlardı. Görüşüm bulanıklaştığında onları kaybettim ve tekrar görmeye başladığımda ortada yoktular. Tribünlerin arasında babamı gördüğümü sandım.
Sanırım sözüne ettiği halüsinasyonlar başlamıştı. Salona göz gezdirdim ama onları bir türlü bulamadım. Bu sırada gördüğünü sandığım babamsa ortadan kaybolmuştu. Gözlerim Eric'in üzerinde sabitlendiğinde ten renginin mora döndüğünü gördüm. Bu çok korkunç birşeydi. Halüsinasyonların bu kadar gerçek hissettireceğini düşünmemiştim. Eric bana doğru yaklaştı. Kollarımı çözeceği sırada David arkasından " Eric! Kız kardeşinin nasıl öldüğünü bilmek ister misin?" diye bağırdı.
Eric durdu. Yakınımdaydı bu yüzden suratındaki o öfkeyi , o kırgınlığı birtek ben görebildim. Sinirle arkasını dönerken gözleri donuktu ve doğrudan David'e bakıyordu. David ayağa kalkarken gülümseyerek " Gözlerindeki ışığın geçen her saniyede nasıl sönüp gittiğini , nasıl yalvardığını bilmek ister misin? Hepsini nasıl yaptığımı , onu özel olarak benim öldürdüğümü.." diye bağırdı.
Eric'in olduğu yerden fırlaması saliseler içinde olmuştu. Ama gözünü öyle bir öfke bürümüştü ki David'in elinde tuttuğu ufak bıçağı fark edemeden ona doğru koştu. David sert bir hamleyle bıçağı Eric'in karnına sapladı ve gülümseyerek anında kayboldu. Adını haykırdım ama yerde kıpırdamadan durmuş karnını tutuyordu.
Salonun zeminine yayılan kanların arasında benim tek yapabildiğim ağlamaktı. Leslie hemen yanına koştu ve yere çarpmak üzere olan başını kucağına yasladı. Eric'in teni yavaş yavaş parlamaya başlamıştı ama bunun bir halüsinasyon olmadığına emindim. Harry yanına koşup Eric'e baktı ve elini Leslie'nin omzuna koyarken " Leslie merak etme iyi olacak.. Onu hemen çıkar burdun. İrina'naya haber gitmiştir. Onu alacaklar. Tamam mı?!" dedi. Leslie gözlerindeki yaşları silerken Eric'in kolunu omzuna attı ve salondan çıktılar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATEŞLE OYNAMA
Teen Fiction- Sen beni mi izliyordun? - Hemde tahmin edebileceğinden çok daha uzun zamandır. Birden ortadan kayboldu. Etrafıma bakındım. Hayır yoktu. Gittiğini umdum ama birden sağımda belirdi. Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Nefesi kulağımı gıdıklıyordu. - S...
