İspanyolca dersine gitmek için çantamı toplayıp dolabıma gittim. Eric dolabımın önünde bekliyordu. Gülümseyerek her şey normalmiş gibi ona günaydın dedim ve ispanyolca kitabımı aldım. Beraber sınıfıma doğru yürürken '' Sabah seni göremedim.'' dedi
'' Arka arkaya iki edebiyat dersim vardı. Dışarı çıkmadım.''
'' Nasıl geçti? Bay Bardin giriyorsa iyidir. Rahat adamdır.''
'' Evet baya.. Tüm dersin akışını bir öğrencinin isteğiyle değiştiriverdi.''
'' Kim o?''
'' Aaron Andreen.. Ayrıca yanımda oturduğu için ödevlerde de eşim o olacak..''
Aaron'un isminin ona birşeyler ifade edip etmediğine baktım ve istediğim cevabı gözleri bana vermişti. Bir an gözlerinde bir şeyler parladı ve ben onun Aaronu tanıdığına emin oldum. Her şey yavaş yavaş yerine oturacaktı. Tek yapmam gereken sabırlı olmak ve şimdilik diğer iki kişiyi bulmaktı.
Sınıfa gittiğimde gözlerimi açıp etrafıma baktım. Resmen manyak gibi herkesin gözlerinin içine bakıyordum ama kimseye baktığımda ürpertici bir huzursuzluk hissetmedim. Böylece ispanyolca dersimde olmadığını anladım. Ders gayet sakin geçti ve ben bu sırada Eric'in portresini çizmeyi bitirip Leslie'nin portresine geçtim.
Zil çaldığında Eric ve Leslie'yle yemekhanede buluştum ve yemeklerimizi alıp masanın birine oturduk. Etrafıma bakıp Aaron'u aradım ama sanırım yemek yemiyordu çünkü etrafta görünmüyordu. Bu yemek saatinde Leslie'yi tanımaya çalışmaya karar verdim ki yemekten sonraki dersim kimyaydı. Yani Leslie'yle ortak olan dersimiz..
'' Dün benim hakkımda konuşup durduk. Sıra sizde.''
Leslie gülerek yemeğinden bir çatal aldı ve şakacıktan boğazını temizler gibi yapıp '' Leslie Whiston. Whiston ailesinin tek çocuğu. Buraya geçen sene geldik. Yani bende çok uzun zamandır burda değilim. Hım aslında çok anlatılacak bir hayatım yokmuş.'' dedi ve yemeğine geri döndü. Anlattığı hikayenin sahte mi yoksa gerçek mi olduğunu bilmiyordum ama bunu sorgulayacak halde değildim.
'' Aynı şekilde özet geçeyim. Eric Orland ve bende tek çocuğum. Ben 5 yaşımdan beri burda yaşıyorum. Burda büyüdüm denebilir. ''
'' Peki üniversitede ne okumak istiyorsunuz?''
İkiside bir an için birbirlerine bakıp güldürler. Aralarında bununla ilgili özel bir espri vardı sanırım. Bilemiyorum ama kesin benim öğrenmeye çalıştığım şeyle ilgili olmalıydı. Eric gülümseyerek '' Mimarlık.'' diyerek geçiştirdi ve Leslie ' de '' Hukuk okumak hep hayalimdi.'' diye kestirip attı.
Öğle yemeği onların gizli bakışmaları benimde onları analiz etmelerimle geçti ve yemekten sonra Leslie'yle beraber kimya sınıfına gittik. Derste biraz daha konuştuk. Bana gerçek olup olmadığını bilmediğim ailesini , çocukluğunu anlattı ve bende birkaç şey anlattım. Tabi annemi kaybettiğim konusuna daha girmemiştim. Bunun için biraz zaman geçmesi lazımdı ki eğer onlar gerçekten rüyamda gördüğüm kişilerse , ki bence öyleydi , benim hakkımda sandığımdan daha çok şey biliyor olmalıydılar.
Dersten sonra Leslie benimle dolabıma kadar yürüdü ve sonra da kimya ödevinin cevaplarını tartışabilmemiz için bana numarasını verdi. Kağıdı alıp yazılı rakamlara baktım. Eric'in de telefon numarası vardı.
'' Eric'te numarasını vermemi istedi. Bilirsin herhangi birşey lazım olur. Okulla ilgili bir problem çıkar falan diye.''
'' Teşekkür ederim.''
'' Pekala.. Yarın görüşürüz sana iyi dersler.''
'' Sanada..''
Dersim vatandaşlıktı ve genelde bu dersi uyuyarak geçirirdim tıpkı geri kalan tüm sınıfın yaptığı gibi. Ama bu sefer uyumak yerine Leslie'nin portresini tamamlamaya çalıştım. Tam bitmemişti ama iyi görünüyordu. Bu portre çizme işinde giderek iyi oluyordum. Eve gidince özellikle hepsinin gözleri üzerinde renklendirme yapacaktım. Göz demişken tabi dersin ilk 10 dakikası bir psikopat gibi herkesin gözünün içine bakmıştım ama bu derstede yoklardı..
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATEŞLE OYNAMA
Fiksi Remaja- Sen beni mi izliyordun? - Hemde tahmin edebileceğinden çok daha uzun zamandır. Birden ortadan kayboldu. Etrafıma bakındım. Hayır yoktu. Gittiğini umdum ama birden sağımda belirdi. Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Nefesi kulağımı gıdıklıyordu. - S...
