Eve 5 kitapla geri döndüğümde zaman kaybetmeden edebiyat ödevini daha doğrusu ödevimizi yapmaya karar verdim. İyi bir taslak çıkardıktan sonra kitap ve film arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri kağıda geçirdim ve altına ikimizinde adını yazdım. Aslında omzumdaki şeytan ikide bir saçımı çekiştirip Aaron'un adını silmemi söylüyordu ama ona uymamaya çalışıyordum.
Zaten o ufak şeytan zihnimi karıştırmakla fazlasıyla meşguldü. Kitapçıdaki o adam gözlerimin önünden gitmediği için onunda portresini çizmeye karar vermiştim. Tam olarak istediğim kadar güzel yapamamıştım ama yine de belli özelliklerini bir de kağıt üzerinde görmek daha açıklayıcı olmuştu.
Kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. İlk önce babası olabileceğini düşünmüştüm ama bundan pek emin değildim. Ve asıl problem adamın kim olduğu da değildi. Aaron'a söylediklerini düşünüyordum da... Ne kastetmiş olabilirdi ki?
Tüm bu sorular beynimin için ordan oraya savrulurken kendimi çok yorgun hissettim. Yatağıma geçip yeni aldığım kitaplardan birini okurken uyuya kaldım.
Sabah kalktığımda hiç olmadığı kadar yorgun bir şekilde kalkmıştım ve normalde kalktığım saatten daha önceydi. Şu dünyada en nefret edilesi şeylerden biri de alarmdan önce kalkmaktır herhalde. Saate bakarken uyuyabileceğim o muhteşem dakikaların benden uzaklaştıklarını hissedebiliyordum. Kendimi en sevdiği oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi hissedip battaniyemi tekmeleyerek üzerimden attım ama yapacak birşey yoktu.
Belki bu antremanlardan belki de içinde bulunduğum ve başlı başına hayatımı köklü bir şekilde değiştirecek olan şeylerden dolayı tam bilmiyorum ama son birkaç gündür deli gibi iştahım açılmıştı. Normalde kahvaltıyı es geçip okula gidebilecek biri olan ben şimdi birşeyler yemezsem ölecekmişim gibi hissediyordum.
Kahvaltımı yaptıktan sonra odama çıkıp üzerimi giyindim ve çantamı da aldıktan sonra kendime bir kahve yapıp , çıkma saatim gelene kadar odamda beklemeye karar verdim. Telefonum titreşince babamın aradığını düşünerek baktım ama tanımadığım bir numaradan bir mesajdı bu. Daha buradaki kimsenin telefonunu kaydetmemiştim bu yüzden Eric olabileceğini düşünerek mesajı açtım.
'Günaydın. Bugün erkencisin.'
İstemsizce etrafıma bakındığımda bunun Eric olmadığını anlamıştım. ' Çok komik Aaron. Şimdi beni her nerden izliyorsan uzaklaşmanı öneririm.' yazıp gönderdim.
' Yanlış kişi tatlım. Kusura bakma ama ben Aaron değilim.'
' Aynı şeyler senin içinde geçerli o zaman.'
Bir daha mesaj atmayacağını umarak telefonu masaya koyduğum sırada telefon titreşti. Gözlerimi devirip sinirlerime hakim olmaya çalışırken mesaja baktım. Bir şiirdi.
' Kaç şeytan kovalayabilir seni ormanda?
Sence saklanabilir misin çalılıklarda?
Saklansanda seni bulacağım.
İstediğimi alacağım.
Her dakika daha da yaklaştırıyor seni bana
Sessiz ve usulca
Kimse anlamayaca ne olacağını
Hadi aç artık şu kapıyı '
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATEŞLE OYNAMA
Teen Fiction- Sen beni mi izliyordun? - Hemde tahmin edebileceğinden çok daha uzun zamandır. Birden ortadan kayboldu. Etrafıma bakındım. Hayır yoktu. Gittiğini umdum ama birden sağımda belirdi. Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Nefesi kulağımı gıdıklıyordu. - S...
