Büyük Hata!

16K 595 42
                                        

Uzanıp bana sıkıca sarıldı. Yanımda olamsının verdiği huzurla vücudumda ki acıyan yerleri bile hissetmiyordum. Gözlerimi kapatıp kendimi kokusuna bıraktım. Normalde asla uyuyamayan , uyumayan bir insan olmama karşın onun yanında her şeyi yapabilecekmişim gibi hissediyordum.

Adena'nın Ağzından

Sabah uyandığımda günün çok zor , yorucu ve muhtemelen koşturmacayla geçeceğini biliyordum ama tüm bu düşüncelerim Aaron'u yanımda görmemle kayboldu. Sonunda uyandığımda onu yanımda bulabilmiş olmak yüzüme solmayacak bir gülümseme yerleştirmişti.

Akşam olanları hatırladıkça terliyordum. Dudakları sanki hala dudaklarımdaymış gibi hissediyordum. Bir süre ona baktıktan sonra yataktan kalktım. Bir anda belimi saran eller tarafından yatağa geri çekilince gülümsedim. Kalın bir sesle adımı söyleyip inlerken beni yatağa bastıdı. Yorgunluktan daha gözlerini bile açamıyordu ve ağzını kapayan yastık yüzünden " Adenaa!" diye bağırışı boğuk çıkıyordu. Gülümserken " Efendim." dedim. " Gitme." diye mırıldanırken bacağımı yatağa geri çektim. İstesem de gidemezdim çünkü kolunu üzerimden atarak beni esir almıştı.

Zar zor gözlerini açıp bana baktı. Elleriyle saçlarını arkaya ittikten sonra kollarını yatağa bastırdı ve bana bakarken " Çok güzelsin. Sanırım artık buna alışmam gerek." dedi. Gülümsemekten başka bir şey yapamıyordum. Yanaklarım kızarmaya başladığı sırada onu ensesinden tutuo kendime çektim ve dudaklarımızın buluşmasına izin verdim. Yataktan destek alarak kendini daha da üzerime çekti.

Ne yaptığımı anlamadığım bir şekilde elim üzerindeki tshirte gitti ve yırtıp attım. Parçaları odanın kenarına fırlattığımı görünce " Ah! O en sevdiğim tshirtümdü." diye bağırdı. Suratında sinsice bir gülümseme oluşurken dudaklarını boynuma bastırdı. Tırnaklarımı omzuna gerçidiğimde inleyip dudaklarını kaldırdı ve " Adena gücünün farkında olduğunu sanmıyorum." dedi. Canını acıttığımı fark etmemiştim.

Gülümseyip yeniden dudaklarıma yöneldiği sırada kapıda James göründü. Şimdiden küçük erkek kardeşime kızmaya başlamıştım. Şu an pek zamanı değildi ayrıca dün geceden sonra nasıl böyle kolay kalkabilmişti. Gerçi hala kendine gelememişti ve komik görünüyordu. Konuşmasıda üç yaşındaki bir çocuğun ki gibiydi.

" Iy. İğyençsiniz. Lütfen biraz sessiz olun."

Komik konuşması karşısında kahkahalara boğulup Aaron'un üstünden indim ve James'e bakıp " Bize 10 dakika ver. Aşağıya inebilirsin." dedim. James kapıdan uzaklaşırken " Sizin seslerinizi dinlemek istemiyorum. Zaten bir kız arkadaşımda yok." dedi. Tamamen gittiğinde Aaron'a dönüp " Nerde kalmıştık?" diye sordum. Gözlerini devirdiğini görünce dudaklarımı dudaklarına bastırdım ve " Sanırım ona en kısa zamanda bir kız arkadaş bulmalıyım." dedim.

" İyi olur. Çünkü akşamları bizim aramızda uyumak isterse buna izin vermeyeceğim."

" Bende.."

" Sence de James'i bu halde aşağıya , mutfağa göndermek iyi fikir mi?"

Aşağıdan büyük bir kırılma sesi gelince ikimizde yataktan fırladık ve aşağıya koştuk. Mutfağa girdiğimizde James elinde bir tavayla durmuş yerdeki cam parçalarına bakarak " Merak etmeyin ben halledim. Hadlerini bildirdim onlara. İşte bu kadar." dedi. Gülmemek için kendimi zor tutarken parmak ucunda içeriye girip tavayı elinden aldım. Tavayı bırakmamak için sıkıca elinde tuttuğunu görünce " Üzgünüm ama sen birilerini yaralamadan önce seni ayıltmamız lazım." dedim.

Aaron yanıma gelip beni kucağına alarak mutfaktan çıkardı ve " Dikkat et ayaklarına cam batabilir." dedi. Ona giymesi için bir şeyler getirdiğim sırada o da James'i sandalyelerden birine oturttu ve cam parçalarını temizledi. Tshirtünü ona verdiğimde salona geçip kitaplıktaki kitapların hepsini birer birer geriye doğru ittirmeye başladı. Hepsi yerine otururken kıpırdamayan bir tanesini çekip çıkardı. Arkasında gizlenmiş bir kutu vardı. Kutudan beyaz bir hap çıkarıp su dolu bardağa attı. Su kırmızı rengini alırken güç bela James'e hepsini içirdik ve ben de ne olur ne olmaz diye kahve yaptım.

ATEŞLE OYNAMABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin