Birbirimizin sevgisinden başka hiçbirşeye ihiyacımızın olmadığının sözünü vermiş bulunuyorduk. Bu zaten ikimizinde bildiği , farkında olduğu birşeydi ama bunu kelimelere dökmek hele ki bunu Aaron'un yapmış olması herşeyi çok daha özel kılıyordu. Aralık pencereden güneş ışıkları içeri giriyordu. Uzanıp beni kendine çekti ve birkez daha öptü. Başka hiçbir şey isteyemezdim. İstediğim herşeye sahiptim. Ona sahiptim. O da bana.
Bu hediye gerçekten de harikaydı. Şuan , Hampton'da ki bu evimizde dururken burayı ne kadar özlediğimi yeni anlıyordum. Burda olmak annemle ilgili hatıralarımı canlandırmıştı. Anlayacağınız bu hediye muhteşemdi. Öncelikle herşey eskisi gibiydi. Burayı hatırladığım gibi. Sanki o yangın hiç olmamış gibi.
Küçükken tüm günümü burda bu odada geçirirdim. Yerden tavana kadar uzanmış olan raflardaki kitaplara bakıp binbir türlü hayaller kurardım. Yerdeki minderlere baktım. Aaron onları aynı yerlerine koymuştu resmen. Annem ve ben bu minderlerin üzerine uzanırdık. Konuşurduk. Bazen susar ve tavana çizilmiş olan yıldızlara bakardık. Bazen de bana masallar anlatırdı ve bende ona inanırdım.
Raflar tamamen kitaplarla doluydu. Bu muhteşemdi. Hala eskisi gibi kokuyordu. Annemin tarçınlı parfümü gibi. Yukarıdaki raflara ulaşmak için kullandığımız merdivenin neredeyse aynısı sayılacak bir merdiven hemen köşede duruyordu. Tek eksik olan şey annemdi. Ama onu hiçbir şey geri getiremezdi ve bende bunu çok uzun zaman önce kabul etmiştim. Aaron geri getirebileceği herşeyi getirmişti. Hatta fazlasını. Hafıza kazınmış halinden çok daha iyi görünüyordu.
" Sen tüm bunları nasıl yaptın? Nasıl bildin?"
" Kızma ama senin evinde kalırken eski günlüklerinden birini buldum. "
Annemin öldüğü zamanlarda bu evide kaybedince büyük bir duygusal çöküş yaşamıştım ama beni kim suçlayabilirdi. Başına böyle birşey gelen herkes yıkılırdı ve bende o yıkıntılardan biriydim. Babam yaka paça beni bir terapiste götürdüğünde de kadın bana bir günlük tutmamın iyi olabileceğini söylemişti. Haklıydı da. Kendimi daha iyi hissedince de yazmayı bırakmıştım. Aaron söyleyene kadar o günlüklerin var olduğunu bile unutmuştum.
Bu ev ilk yandığında çok ağlamıştım. Taşınırken kesinlikle gitmek istememiştim. Ve her bir detayı günlüğüme yazmıştım. Birgün geri dönüp yeniden eski haline getirmek istiyordum ama şimdi Aaron bunu benim için yapmıştı.
" Nasıl kızabilirim. Bu hayatımda birinin bana verdiği en güzel hediye. "
" Tek istediğim mutlu olman."
" Daha mutlu olamazdım."
" Bence erken konuştun."
Anlamsız bakışlarımı üzerinde gezidirirken kapıyı işaret etmesi üzerine " Aaron! Yok artık. Sakın diğer odalarıda yaptım deme." diye bağırdım ama gülümseyerek başını sallıyor oluşu gerçekten de yaptığını gösteriyordu. Kapıdan koşarak çıktım ve üst kattaki odama daldım. Etrafa bakarken peşimden gelip arkamdan bana sarıldı ve boynumu öperken " Beğenmene çok sevindim." dedim.
" Bayıldım. Buraya kadar geldiğine bunları yaptığına inanamıyorum. "
Suratımda silemediğim , hoş silmekte istemediğim bir gülümsemeyle dakikalarca orda durup bir odaya bir de ona baktım. Gülümserken " Geç oldu. İstersen yat." dedi.
" Burda mı kalacağız?"
" Bunun hoşuna gideceğini düşünmüştüm."
Odaya bir kere daha baktım. Yıllar sonra buraya geri gelip böyle göreceğimi , tekrar eski odamda yatacağımı hayatta düşünmezdim. Yatağıma girip eski anıları canlandıran yorganıma sarılırken kenara kayıp ona yer açtım. Önce tereddütle baktı ki bu bakışı bana anlamsız gelmişti. Gözlerimi devirirken " Hadi ama. İki dakika önce bana aşkını ilan ettin ve şimdi yanımda bile uyumayacak mısın?" diye sordum. Ceketini çıkarıp yanıma gelirken " Senin yanındayken uyuyabileceğimi pek sanmıyorum." dedi. Yüzündeki o pis gülümsemeye bakarken kahkaha attım.
Yanıma uzanınca başımı göğsüne yasladım. Yataktan çok daha sıcaktı. Bir süre tavana baktığımı görünce " Biraz uyusan iyi olur." dedi. Sesim titreyerek konuştum.
" Ya bütün bunlar rüyaysa."
" Nasıl yani?"
" Ya evimde , yatağımda uyanırsam ve sende yanımda olmazsan. Bilemiyorum hala ellerinden alevler çıkaran bir kız olma fikri pek inandırıcı gelmiyor."
" Ben burdayım. Ve tamamen gerçeğim."
" Birkaç ay önce bana gelip eğer o kasabaya taşınırsan başına korkunç şeyler gelecek ve birkaç kez ölümle yüz yüze geleceksin desen korkardım."
" Ama?"
" Ama aynı zamanda senin gibi birine sahip olacağımı söyleseler gözümü bile kırpmadan bavulumu hazırlamaya başlardım."
Gözlerimi kapatırken tekrar bir fısıltı halinde " Lütfen bir rüya olmasın." dedim. Sırtımdaki eli beni kendine daha çok bastırırken " Merak etme. Eğer bu bir rüyaysa uyanmana asla izin vermem. Sonsuza kadar uyuruz." dedi.
Anılarımın süslediği rüyalarıma dalmadan önce tek hatırladığım Aaron'un elinin saçlarımda dolaşıyor oluşuydu. Hayatımda hiç bu kadar huzurlu bir şekilde uykuya dalacağımı düşünmezdim.
Kuş cıvıltıları.. Gerçekten kuş cıvıltıları duyuyordum. Delawere'deyken kuşların cıvıltılarıyla uyandığımı bile hatırlamıyordum. Gerçi ordayken uyuyamıyordum bile.. Burayı seviyordum. Hampton'ın kendine ait hoş , sıcak bir havası vardı ve burda olmak bile insana huzur veriyordu. Sanki burası tamamen başka , paralel bir evrendi. Burda herşey daha güzel , daha masumdu. Yani baksanıza masallardaki gibi kuşların cıvıldamasıyla uyanıyordum.
İlk önce nerde olduğumu anlamam biraz zaman aldı. Son zamanlarda o kadar farklı yerlerde uyanmıştım ki algılama gücüm zayıflamıştı. Elimi yanıma uzatınca soğuk bir boşluğa çarptı ve bu beni ani bir şekilde uyandırdı. Aaron yanımda değildi ama aşağıdan tıkırtılar geliyordu. Kalkıp yüzümü yıkadım ve aşağıya indim. Tahmin ettiğim gibi mutfaktaydı.
Bir süre kapıya yaslanıp onun çaresizlik içerisinde elindeki yumurtaları mahvetmesini izledim ama daha sonra dayanamayarak kahkahalara boğuldum ve yanına gittim. Kahkahamı duyunca bir an korkmuş olacak ki elindeki yumurtayı sıkı verdi. Kırılan yumurtanın sarıları yere akarken bana bakıp " Tabi gül sen. Sana da günaydın." dedi. Ellerini yıkarken " İstersen nasıl yapıldığını gösterebilirim." dedim. Yerdeki yumurta kalıntılarını temizledikten sonra dolaptan yeni yumurta çıkardım. Sanırım dün akşam ya da bu sabah gidip alışveriş yapmıştı..
Tavayı ocağa koyup yumurtaları kırarken " Ellerinden alevler çıkarabiliyorsun ama bir yumurtayı kıramıyorsun. Bu moral bozucu olmalı." dedim. Uzanıp beni öperken " Ellerimden alevler çıkarmak hayatta kalmamı sağlıyor. Ayrıca yumurta kırabilirim." dedi. Saçındaki bir parça kabuğu alırken " Pek öyle görünmüyor ama.. Bence gidip bir duş almalısın." dedim. Beni bir kere daha öptükten sonra mutfaktan çıkıp gitti.
Yumurtaları pişirip ekmek kızarttığım sırada masadaki telefonun titrediğini gördüm. Fazlasıyla meraklı biri olmama rağmen bu zamana kadar insanların özel eşyalarını kurcalamamıştım ama bu sefer merakım ağır basıyordu çünkü arka arkaya beş tane mesaj gelmişti. Yani kim ısrarla bu kadar çok mesaj atabilirdi ki? Neydi bu kadar önemli olan? Telefona uzandığım sırada kendi kendime sürekli saçmalama Adena diyordum ama yine de mesajı açtım.
Numara kayıtlıydı ama tam bir isim yerine sdece " E.M." yazıyordu. Kimdi bu? İşte o an dank etti. Aaron , beni bu evi yeni baştan yapabilecek kadar iyi tanıyordu ve ben onun hakkında çok az şey biliyordum. Buna bu ' E.M.' adlı kişide dahildi.. Mesajı okudum.
' Akşam onu getiriyorsun dimi?'
' Herşey hazır.'
' Nerede olduğunu biliyorsun zaten.'
' Umarım bir aksilik çıkmaz.'
' Saat tam 19.00'da.. Oyun başlasın :)'
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATEŞLE OYNAMA
Novela Juvenil- Sen beni mi izliyordun? - Hemde tahmin edebileceğinden çok daha uzun zamandır. Birden ortadan kayboldu. Etrafıma bakındım. Hayır yoktu. Gittiğini umdum ama birden sağımda belirdi. Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Nefesi kulağımı gıdıklıyordu. - S...
