Bana Şiir Okur Musun?

18.3K 756 81
                                        

Daha fazla konuşmama müsade etmeden beni kolumdan yakaladı. Meriallerin arasından sıyrılıp tekrar arabaya bindiğimizde " Colin.. Şimdi ne yapacağız?" diye sordum. Başını sallarken sıkıntıyla " Bilmiyorum. Düşünmem lazım." dedi ama arka koltuktan gelen bir ses bize gerekli cevapları vermişti. Aaron gülümserken konuştu.

" Ama ben biliyorum."

Colin arabayı çalıştırdığında Aaron onun omzuna dokunarak yer değiştirmeleri gerektiğini söyledi ve araba ani bir frenle durdu. Aaron öne geçerken Colin'de arka koltuktaki yerini aldı ve merial bölgesinin kuzeyine doğru yol aldık. Önümüzde ormandan başka bir şey yoktu. Oraya gireceğimizi düşünürken Aaron sert bir şekilde arabayı bir dükkanın önünde durdurdu ve eline aldığı kağıt kalemle bir şeyler yazıp Colin'e uzattı.

" Bunlar da ne?"

" Senden bunları almanı istiyorum."

" Neden ben?"

" Dostum saçmalama da al şunları. Çocuk gibi mızmızlanmayı bırak. Ben bu halde nasıl çıkabilirim?"

İlk defa birileri Colin'e haddini bildiriyordu ve dikiz aynasından görebildiğim kadarıyla Colin'in o muhteşem havası tamamen sönüp gitmişti. Colin tecrübeli olabilirdi ama unuttuğu bir şey vardı. Aaron burda büyümüştü ve ondan daha çok şey biliyordu. Colin arabadan çıktığında içimde sakladığım kahkahayı serbest bıraktım. Aaron'a dönerken " Onlar ne için?" diye sordum.

" Sonra anlatırım."

" Neden şimdi anlatm.."

Sorum dudaklarımı bulan dudaklarıyla yarıda kesildi. Üzerime doğru eğildiğinde tüm o pisliğimize rahmen hala muhteşem olan kokusuyla karşılaştım. Beni koltuğuma bağlayan emniyet kemerini çözdüm ve ona doğru eğidim. Biliyorum belki şu an ne zamanı ne de yeriyidi ama onu anlatamayacağım kadar çok özlemiştim. Bir bacağımı üzerinden atarak kucağına oturdum ve ellerinin belimi sarmasına izin verdim.

Parmaklarım belirgin elmacık kemiklerinin üzerinde dolaşırken onun da eli belimden saçlarıma doğru yol almıştı. Kendime hakim olabileceğime karar verdiğimde dudaklarımızı ayırdım. İkimizde nefes nefese kalmıştık ama gülümsüyorduk. Sessizce " Bunu yapmayı ne kadar uzun zamandır bekliyorum biliyor musun?" diye fısıldadı.

" Bunu yapmanı ne kadar zamandır bekliyorum asıl sen biliyor musun?"

" Tahmin edebiliyorum. Beklemekten nefret ederim."

Gülümserken tekrar beni öptü. Kendimizi ne kadar kaptırdığımızı fark etmemiz Colin'in kapıyı açıp yüksek sesle öğürmesiyle oldu. Aaron'un kucağından inip geri yerime oturduğumda aynadan Colin'in suratındaki abartılı tiksinmeye baktım. Gözlerini dikip bana bakarken " Ögh! biraz daha bekleseniz ya. Ya da kendinize bir oda bulun!" diye bağırdı.

Aaron arabayı çalıştırıp gaza basarken aynadan ona bir bakış attı ve daha sonra içinde kaybolmaktan büyük keyif aldığım siyah gözlerini bana çevirdi. Yavaşca dudaklarını yaladıktan sonra beni boydan boya süzüp " İnan bana şu an bir oda çok işime yarardı." diye cevap verdi.

Colin'in giderek ekşiyen suratı keyfimi iki katına çıkarıyordu. Onu bu kadar kolay sinir edebileceğimizi düşünememiştim. Aaron'un gözleri hala üzerimdeydi ve yola bile bakmıyordu. Bir ağaca çarpmaktan kıl payı kurtulduğumuzda Colin elini ileri uzattı ve sallarken " Tamam aşk böcekleri ne yapacaksanız burdan çıkınca yaparsınız yoksa üzerinize kusacağım." dedi.

Aaron bakışlarını yola çevirdi. Başta gireceğimizi sandığım ormana girdik ve yolun bitmesinden sonra yaklaşık 3-4 kilometre daha gittik. Araba durunca dışarı çıktım ve ormanın havasını içime çektim. Aaron , Colin'in aldıklarına bakıyordu. Yere alınan 3 çantayı ve diğer malzemeleri yığdıktan sonra başlarına çöktü. Malzemeleri çantalara koyarken " Şanslıyız ki daha hava kararmadı." dedi. Colin hazır olan çantayı omzuna asarken " Kararınca ne yapacağız?" diye sordu.

ATEŞLE OYNAMABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin