AARON'UN AĞZINDAN
Bedeni , saçları sıkı sıkı kapattığım parmaklarımın arasından kum taneleri gibi akıp gitti. Alnım yere değene kadar eğildim ve çığlık attım. Bugüne kadar onlarca kişiyle karşı karşıya gelmiş hepsini öldürmeyi başarmıştım. O zaman lanet olası David'i neden öldüremiyordum!! Derin derin nefesler almaya çalıştım. Adena kan yeminini bozmuştu ve ne üzerine söz verdiyse şimdi onu kaybetmişti. Canını..
Yerlerin gıcırdadığını duyunca Adena'nın boşluğunun verdiği histen kurtulmaya çalışarak ayağa kalktım. Titreyen ellerimle belimdeki bıçağa sarılıp kapıya doğru yaklaştım. İçeriye giren adamı görünce kolumla boynunu kavrayıp bıçağı boğazına bastırdım. Tanıdık bir sesin " Lanet olsun benim!! Tanrı aşkına!" diye bağırmasıyla kollarımı boynundan çektim. Bakışları önce boş odada daha sonra da benim üzerimde dolandı. Adena'nın yokluğunu fark ettiğinde beklemediğim bir şekilde bana sarıldı ve " Neler oldu?" diye sordu. Göz yaşlarıma geri gitmelerini emrederken kendimi toparlamaya çalıştım ve " Kan yeminini bozdu. David.. öğrendi." diyebildim.
"Öldüremedin mi?"
" Şu anda orda durup bana ne kadar beceriksiz olduğumu hatırlatmana ihtiyacım yok! Bu yüzden siktirip gidebilirsin!"
Yanımdaki duvara bir yumruk atıp elimin çarptığı sandalyeyide parçalayarak yere çöktüm. Yanıma otururken " Aaron! Kendine gel. Üzgünüm." dedi. Oturduğum yerden kalkpı pencereye bir yumruk attım. Cam kırılarak arka bahçeye düşerken kollarımı kenarına yaslayıp derin bir nefes aldım. Etrafımdaki şeyleri kırıp dökmem onu bana geri getirmeyecekti. Düşün Aaron! Düşün! Ama kalbimde oluşan boşluk tüm düşüncelerimi bir girdap gibi içine çekiyordu. Colin etrafta dolaşırken " Nasıl oldu? Yani na.." dedi ama " Kapa çeneni! Ne yapacağımızı düşünmeye çalışıyorum!" diye bağırarak onu susturdum. Acıyan gözlerle bana bakarken " Gerçekten üzgünüm. Kabullenmek zor ama .. o gitti." dedi. Başımı inkar edercesine salladım ve " Hayır!" diye bağırdım.
" Kan yeminini bozdu.. Aaron."
" Hayır!"
" Onu geri getiremezsin."
" Bir yolu olmalı."
" Yok."
O kadar çaresiz hissediyordum ki. Sanki boğazıma kocaman bir hıçkırık yerleşmişti ve her nefes aldığımda canımı yakıyordu. Vücudum tüm benliğiyle bu çaresizliğin içine gömülmüştü. Tüm bunları inkar edercesine gözlerimi kapattım. Çaresiz karanlığımı bir fener gibi aydınlayan düşünceyle gülümsedim ve " Bir yolu var." diye fısıldadım.
" Ne?"
" Bir yolu var. Hatta çok basit."
" Neymiş o yol?"
" David'in kan yeminlerinde her zaman açık bir kapı vardır."
" Uzatmadan söyleyecek misin?"
" Adena nasıl yemin etti?"
" Ben içerde değildim."
" Duymuş olman lazım Colin! Düşün."
" Sen ölene kadar sana sadık kalacağıma yemin ederim demişti sanırım."
" Colin! Adena'nın yemini David ölene kadar geçerliydi."
" Yani?"
" David ölürse , Adena serbest kalır. David bunu önceden de yapmıştı."
" Nasıl?"
" Ben o zamanlar David'in yanına yeni gelmiştim. Biri kendi hayatı üzerine yemin ettiğinde ve o yemini bozduğunda David kendini sağlama alırdı. Çünkü o süre zarfında öldürülürsa kan yeminini bozan serbest kalır."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATEŞLE OYNAMA
Teen Fiction- Sen beni mi izliyordun? - Hemde tahmin edebileceğinden çok daha uzun zamandır. Birden ortadan kayboldu. Etrafıma bakındım. Hayır yoktu. Gittiğini umdum ama birden sağımda belirdi. Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Nefesi kulağımı gıdıklıyordu. - S...
