Kitap Kurdu

30K 1.2K 35
                                        

Kitapçı , çok olmasada kalabalık sayılırdı ve düşündüğümden daha da büyüktü. 4 katı , biri aşağıda olmak üzere geniş ve güzel raflarla çevrelenmişti ve tüm o dizili kitaplara bakmak bile huzur veriyordu. Nasıl bir kitap aradığım konusunda en ufak bir fikrim yoktu. Sevdiğim yazarların diğer kitaplarını okuyabilirdim ya da daha önceden de aklımda olan ve okumak istediğim kitaplarda vardı ama şimdi içinde binlerce kitabın olduğu bu kitapçıda dururken kendimi kaybolmuş gibi hissediyordum.

En üst kattan ya da en alt kattan başlayarak tüm kitapçıyı dolaşmak istiyordum. Basamaklara yönelip alt kata inmek için ilk adımımı attığım sırada tanıdık bir sesle irkildim. Ben bir şeylerden uzaklaşmaya çalıştıkça kaçtıklarım beni kovalıyordu. Başımı kaldırıp bir üst kattan gelen sesi dinledim.

'' Şiir bölümü kaçınca katta?'' diye sorduğunda sesin kime ait olduğundan emindim. Görevli '' En üst katta.'' diye cevapladığında aşağıya inmekten vazgeçip yavaş adımlarla yukarıya çıktım. En üst katta şiir bölümünün hemen birkaç raf arkasında kitaplara bakıyor gibi yaparken onu net olarak gördüm. İçimden bir ses Aaron'un buraya şiir kitabı almak için gelmediğini söylüyordu.

Düşüncelerimi doğru çıkarırcasına bir adam Aaron'a doğru yaklaştı ve başıyla selam verdikten sonra sanki kitaplara bakıyormuş gibi yaparken konuşmaya başladı. Adamın '' Ee nasıl gidiyor?'' diye fısıldadığını duyabileceğim kadar yaklaştığımda sırtımı onlara dönüp dinlemeye başladım. Bulunduğum yerden beni görmeleri imkansız değildi. Bu kat diğer katlardan çok daha tenhaydı ama yine de dikkat etmezse benim burda olduğumu bilemezdi. Aaron huzursuz bir sesle '' Bilmiyorum.'' dedi.

'' Ne o yoksa yapamayacak mısın?''

'' Saçmalama.''

'' O zaman neyi bekliyorsun?''

'' Doğru zamanı.''

Adamın ya da Aaron'un raftaki kitapları çıkarıp inceler gibi yaptığını duyabiliyordum. Ne hakkında konuştuklarını anlayamamış olmak sinirlerimi bozmakla kalmıyor beni deli de ediyordu. Bir bölüm yana geçip adamı incelemeye başladım. Bu adamı daha önce bir yerde gördüğüme emindim ve o an dank etti. Otobüse bindiğim bir sırada bu adamı Aaron'la konuşurken görmüştüm. O zamanki sohbeteri de şimdiki gibi keyifsiz ve cansıkıcı görünüyordu. Bu sefer daha yakında olduğumdan gözlerinin ela rengi olmasına kadar herşeyi beynime kaydettim. Adam fırlatırcasına kitabı yerine koydu ve sinirle Aaron'a döndü.

'' Sence bunu doğru bir zamanı var mı ki?''

'' Belki de.''

'' İşi saçma bahanelerle uzatıyorsun.''

'' Bu benim seçimim değil.''

'' Elbette senin seçimin. Daha fazla uzatma ve bitir şu işi.''

Aaron kafasını önüne eğmiş bir şekilde duruyordu. Adam bölümdeki kitapların hepsine bir kere daha göz attıktan sonra '' Belkide bir daha ki sefere şiir bölümü yerine gerilim bölümünde buluşmalıyız ne dersin? Bu şiirler seni yufka yürekli yapıyor. Teşvik edilmeye ihtiyacın var'' dedi ve Aaron'un omzuna vurup arkasını döndü. Aaron sinirli bir şekilde '' Biraz daha zaman dışında hiçbir şeye ihtiyacım yok.'' dedi

'' Zamana da yok. Düşünmeyi bırak Aaron ki Tanrı bilir nasıl saçma şeyler geçiyor kafandan. Sen sadece söylediğimi yap.''

'' Deniyorum.''

'' Daha çok dene.''

Aaron'u arkasında bırakarak rafların arasından geçti ve merdivenlerden indi.

Aaron olduğu yerde durmayı sürdürdüğünde ayağa kalktım. Beni görmesini sağlamalıydım çünkü eğer onunla konuşmazsam meraktan ölürdüm. Bu yüzden elime birkaç kitap alıp şiir bölümünün en sonlarına doğru yürüdüm. Onları dinlemiş olduğumu düşünmesini istemiyordum. Elimdeki kitapları gürültü çıkaracak şekilde yere attım. Yerdeki kitapları toplarken üzerime bir gölgenin düştüğünü fark ettim ve Bingo!

ATEŞLE OYNAMABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin