Mia'nın sesiyle derin rüyalarımdan uyandım. Sabah olmuştu. Dirseklerimin üzerinde hafifçe doğruldum ve Mia'ya uykulu uykulu bakmaya başladım. İçerisi buz gibiydi.
''Hadi kalk! Okula geç kalacağız.''
''Ahh, burası çok soğuk.''
Şöminenin ateşi söndükten sonra içerisini buz kesmişti. Halının üzerinde uyuyakaldığım için bütün bedenim sızlıyordu. Esneyerek ayağa kalktım. Yanıbaşımdaki boş battaniyeleri birkaç saniye süzdükten sonra ceketimi aldım ve hızlıca giydim. Bu lanet yerden ne kadar çabuk kurtulabilirsek o kadar iyiydi. Banyodaki aynanın karşısına geçip yanağımdaki yara bandını kaldırdım ama bu sandığımdan daha acı verici olduğundan ağzımdan kaçan bir iniltiyi durduramamıştım. Gözlerim kıpkırmızıydı ve altındaki halkalar mosmor haldeydi. Darmadağın saçlarımı ellerimle yatıştırmaya çalıştım. Gece boyunca dönüp durduğum için örgülü saçlarım çözülmüş, uçları birbirine girmişti. Solgun tenimde stresin bıraktığı izleri takip ettim. Bu gördüğüm kişi..ben miydim? Kendimi tanımakta zorlanıyordum.
"Kendine gel, Alice...Güçlü olmak zorundasın."
diye fısıldadım kendime, ama sesim çatallı ve güvensizdi.
''Kimseye bir şey söylemeyeceğiz. Eric için birini ayarladım, birkaç gün daha iyileştikten sonra okula dönecek.''
''Saçmalama! Onu burada tek başına bırakamayız.'' dedim bunu duyunca.
''Daha iyi bir fikrin var mı?''
''Hayır ama..''dedim ne diyeceğimi bilemeden.''Ben..ben onunla kalırım. Siz gidin. ''
Nate saçlarını düzeltirken yanımıza yaklaştı. ''Bak, haklısın, tamam mı? Ama Andrew'u duydun. Ona güvenebilirsin..Bizim okula dönmemiz lazım.''
''Evet.'' diye başıyla onayladı Mia. ''Fred bıçaklandığını duyarsa hepimizi öldürür. Onu burada bırakmaktan başka çaremiz yok.''
''Ama-'' diyerek duraksadım. Bu iyi bir fikir değildi. Koltukta baygın gibi yatan Eric'e baktım. Rengi daha solgun görünüyordu. Şimdi ne yapacaktık? Aptal bir kavga yüzünden bu hale düştüğüme inanamıyordum. Ne tür bir belaya bulaşmıştık biz böyle ?
Kimse cevap vermedi. Sözüm havada kaldı.
Bu durumu kabul etmekten başka çarem kalmamıştı. Ve güvenmekten bahsediyoruz, hepimizin bildiği Andrew'a güvenmekten..Dün gece söyledikleri kulaklarımda tekrar tekrar yankılanırken okul yolunu yarılamıştık bile. Neden bunu yapıyordu? Bu işin içinde kesinlikle başka bir şey olmalıydı..Crimson High'la ilgili olay neydi? Bütün gece bazı olaylardan bahsedip durmuşlardı ancak halen anlayamamıştım. Andrew'un kızlara yaptıklarını düşündüğümde ise içim ürperiyordu. ''Koleksiyonumun en güzel parçası olacaksın..ve en korkak.'' Hayır, buna asla izin vermeyecektim. Onun koleksiyonunun bir parçası olmayacaktım. Onun foyasını ortaya çıkartıp bütün okula rezil etmek için elimden ne gelirse yapacaktım.
Okula vardığımızda beni karşılayan Luna oldu. Telaşlı bir şekilde neler olduğunu sorup duruyordu. Aslına bakarsanız dün gecenin bilançosu çok da hafif sayılmazdı, üst sınıflardan pek çok kişi okula gelmediği gibi gelen birkaç kişinin de kolu-bacağı kırılmış gibi görünüyordu. Herkes yara bere içindeydi. Luna'ya olanları anlatmaya çalışırken müzik odasının önünde şerif ve birkaç polisin durduğunu görünce iyice panikledim.
Umarım babam burada değildir...
''Tanrım, neler oluyor?''
''Bilmiyorum.'' dedim sakin görünmeye çalışarak.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
