77

168 8 20
                                        




"Alice.." 

Ona bakmamak için hızla arkamı döndüm. Banyonun içindeki duş perdesini sertçe çekip küvetin kenarına çökerek bacaklarımı kendime çektim. Gözlerimi kapatıp sanki orada değilmişim gibi davranmaya çalıştım.

"Biraz bekleyip konuşmuş gibi yapalım." dedim sesimi olabildiğince soğuk tutmaya çalışarak. "Sonra da defolup gidelim. Buradan kurtulmanın tek yolu bu, Jason."

Jason dediklerimi duymazdan geldi. Ayak seslerini duydum. Yavaşça yaklaşıp tam önümde yere, o soğuk fayansların üzerine diz çöktü. Sonra ellerini sakince benimkilerin üstüne koydu.

"Alice, lütfen." dedi yalvarırcasına. "Lütfen benimle konuş. Bu şekilde olmak..Bu sessizlik, bu öfke..İkimizi de bitiriyor. Seninle böyle olmak istemiyorum." 

Gözlerimi yavaşça açtığımda mavi gözlerindeki yoğun ifadeyle karşılaştım. 

"Seni seviyorum, bunu biliyorsun." diye devam etti, sesi neredeyse bir fısıltı gibiydi ama odadaki tüm duvarlara çarparak yankılandı. "Her şeye rağmen, yaşadığımız her şeye rağmen..seni seviyorum. Bunu çözebiliriz Alice, sadece izin ver yanına gelmeme. Lütfen, beni böyle dışarıda bırakma."

Kalbim göğüs kafesimi dövüyordu. Ona hala çok kızgındım ama burada, dizlerinin üstünde lanet gururunu bir kenara bırakıp bana karşı böylesine savunmasızken ona duyduğum o yoğun aşka karşı koyamıyordum. Elimde değil, içimden bir parça onun bu itirafıyla eriyip gidiyordu.

"Her şeyi çözmek mi?" dedim. "Biz iğrenç bir düğümün içine hapsolduk Jason..ve bu düğümü çözmeye çalıştıkça daha da çok birbirimizi boğuyoruz."

Jason ellerinden birini kaldırıp tereddütle yanağıma doğru uzattı. Dokunup dokunmamak arasında kaldığı o saniyeler içinde nefesimi tuttum.

''Alice-''

"Jason, lütfen." diye sözünü kestim. "Daha fazla zorlama. Biz..Biz sadece kardeş olmaya çalışmalıyız. Başka türlüsü bizi sadece birbirimize olan nefretimizle yok edecek."

Jason'ın yüzündeki o yumuşak ifade bir anda silindi. Göz bebeklerinin derinliklerinde bir şeylerin koptuğunu, o sabırlı ve savunmasız ifadenin yerini az önceki sözlerimin yaraladığı tehlikeli bir gölgeye bıraktığını anında hissettim.

"Kardeş mi?" dedi sertçe. "Hala bunu mu söylüyorsun, Alice?! Hala bu saçmalığın arkasına mı saklanmaya çalışıyorsun?!"
"Bu saçmalık değil!" diye karşı çıktım, gözlerimdeki yaşları tutmaya çalışarak sesimi yükselttim. "Gerçek olan bu! Biz buyuz, Jason! Biz lanet üvey k-kardeşleriz!"
Jason aniden ayağa kalktı. Uzun boyu küçük banyoyu daracık bir kafese çevirirken varlığıyla üzerime karabasan gibi çöktü. Bedenimi sarmalayan o soğuk fayansların üzerinde sinmiş vaziyette ona bakmak zorunda kaldım.
"Bana bak!" dedi. Bağırmıyordu ama sesindeki bastırılmış öfke odadaki her şeyi yakıp yıkabilecek kadar büyüktü. Eğilip iki eliyle kollarımdan tuttu ve beni adeta ayağa kaldırırcasına kendine doğru çekti. "Gözlerimin içine bak ve bana bunun sadece 'kardeşlik' olduğunu söyle Alice! Bizim sadece üvey kardeş olduğumuzu söyle!"
Nefesim kesildi. Kalbim deli gibi atarken mavi gözlerindeki o vahşi parıltı karşısında ne diyeceğimi bilemedim.
"Yapamazsın!" diye devam etti."Çünkü sen de biliyorsun! Üvey kardeşler birbirine böyle bakmaz, Alice.''

Onu itmeye çalışsam da kollarımı sıkan parmakları kıpırdamama bile izin vermedi. Bedenimdeki tüm direnç onun bu tavrı karşısında donup kalmıştı.

"Pes edeceğimi mi sandın?" dedi, dudakları dudaklarıma milim uzaklıktayken. "Benden kaçabileceğini, lanet 'kardeş' yalanının arkasına saklanıp bu ateşi söndürebileceğini mi zannettin? Yanılıyorsun, güzelim. Ben buradayım ve hiçbir yere gitmiyorum. Ve eğer bu bizi yok edecekse..ben buna hazırım."

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin