Gözlerimi açtığımda nerede olduğumu idrak etmem birkaç saniyemi aldı.Beynim hala uyuşuktu. Ancak başımı yavaşça çevirmemle yüzümün kızarması bir oldu.Mac, hemen yanımda bana sımsıkı sarılmış bir halde uyuyordu.Dün gece ateş başındaki itiraflar..Rosewood'un karanlık gölgeleri ve o lanet olası öpücük..Hepsi bir rüya gibiydi ama belimdeki sıcak el bunun tamamen gerçek olduğunun kanıtıydı. Nefesimi bile dışarı vermekten korkarak öylece yüzünü izledim. Tanrım, uyurken ne kadar da savunmasız duruyordu.
Yavaşça yutkundum. Kalbimin göğüs kafesimi zorlayan ritmi giderek yükseliyordu. İçimde bir yerlerde hala dünkü sorunun cevapsız yankısı vardı.Mac..gerçekten değişmiş miydi?
Bu sırada Mac hafifçe kıpırdandı. Dudaklarından belli belirsiz bir nefes döküldü ve belimdeki kolunu beni kendine biraz daha çekmek ister gibi hafifçe sıktı. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki sıcak nefesi doğrudan tenime çarpıyordu. Kızarıklığımın tüm boynuma ve göğsüme doğru yayıldığını hissederken Mac'in göz kapaklarının yavaşça aralandığını gördüm.
Göz göze geldiğimizde gerçeğin soğuk duşu üzerime döküldü. Dün gece ne ara bu kadar ileri gitmiştik? Korkumun ardına sığınıp onu yatağıma çağırmış, kollarının arasında kaybolmuş ve beni öpmesine izin vermiştim.
Odada garip bir sessizlik oldu. Ne o kolunu belimden çekti ne de ben ondan uzaklaşmak için bir şey yaptım. Sadece birbirimize bakmayı sürdürdük. Fakat Mac'in o her şeyi analiz eden gözleri yüzümde gezindikçe yanaklarımın alev alev yandığını hissedebiliyordum.Siktir..Kan hücum eden tenimin kızardığına, utancımın dışarıdan ne kadar net göründüğüne emindim. Mac yüzümün aldığı bu hali fark edince gülümsemeden edemedi.
"G-günaydın." dedim.
"Günaydın."Parmak uçları tenimi usulca okşarken gözlerini bir an bile yüzümden ayırmıyordu."Hala korkuyor musun?"
"Hayır." dedim yutkunarak."Şuan d-değil."
Aramızdaki çekim o kadar güçlüydü ki nefesimi tuttuğumu ancak o üzerimdeki elini yavaşça çekip yataktan doğrulduğunda fark edebildim.
"Güzel." dedi yataktan çıkarken dağınık saçlarını eliyle geriye doğru tarayarak."Okula gitmemiz lazım.''
Ben de yorganı yavaşça üzerimden atıp doğruldum.Mac kapıya doğru yürürken tam çıkmadan önce duraksadı ve arkasına dönüp bana imalı bir bakış attı. "Sen burda giyinebilirsin. Ve..sakinleşmeden aşağı inme, yoksa Ali'nin dilinden bütün gün kurtulamayız."
Utanç içinde yataktan fırladım.Tanrım, bu da neydi? Kapı kapandığı an kalbimin çılgınca çarpışına teslim olmaktan başka çarem kalmamıştı. Hemen aynaya bakınca Mac'in ne demek istediğini anladım. Yüzüm domates gibi kıpkırmızıydı..Kesinlikle bu şekilde aşağı inemezdim.
Neyse ki bugün okulda sakin bir gündü. Ya da en azından ben öyle olmasını umuyordum. Öğleden sonraki spor dersi için hepimiz okulun sahasında toplanmıştık. Hava hafif serindi ama koşu yapmak için engel değildi. Spor öğretmenimiz Bay T elindeki düdüğü sertçe çalarak sesini tüm piste duyurdu.
"Pekala gençler! Isınma turuna başlıyoruz, dediğim gibi tempoyu bozmadan toplam on tur!"
Herkes sıraya girip koşmaya başladı. Tempomuz başta oldukça düzenliydi. Ben, Debby ve Ali biraz daha geride kendi halimizde koşuyorduk. Bay T uzun boyluları öne aldığı için Mac ön sırada ki erkek grubunun arasındaydı. Victoria ve Christian da onun arkasında lanet birer gölge gibi takip ediyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
