50

174 10 45
                                        





Okulun bodrum katına inen merdivenler her zamanki gibi rutubet kokuyordu. Tepedeki floresan lamba can çekişen bir sinek gibi cızırdayarak yanıp sönüyordu. İlk üç ders boyunca sıramda bir gergin bir şekilde oturmuş, dünkü partiden kalma baş ağrım ve Victoria'nın attığı o lanet mesajla boğuşmuştum: "Öğle arasında eski kazan dairesine in sürtük.''

Paslı demir kapıyı ayağımla iterek açtım. İçerisi karanlıktı ve sadece eski kömür tanklarının arkasındaki o küçük pencereden sızan cılız bir ışık vardı.

Victoria eski bir kalorifer borusunun üzerinde elindeki sigaranın dumanını tavana doğru üflüyordu.Christian ise hemen yanında dikiliyordu.Elinde o buruşuk, lanet mektup vardı. 

"Bakın kim gelmiş." dedi Victoria sigarasının külünü yere atarken. Sesindeki sahte neşe sinirlerimi bozuyordu."Bugün nasılsın Alice?''

''Ne istiyorsunuz?''dedi sıkıntıyla.

''Sana nasıl olduğunu sordum.''

''Sayenizde bok gibiyim!''

Christian pis pis sırıtarak elindeki mektubu havada salladı. "Ama sorun şu ki tatlım..Mac seni ne kadar sert sikerse siksin bu kağıt parçası polisin eline geçtiğinde ikiniz aynı hücreyi paylaşamayacaksınız. Göl evindeki o alevler..Andrew'ün o can havliyle çığlıkları..Şerif ve aptal baban kesinlikle bu hikayeye bayılacak."

''S-siz neden bahsediyorsunuz?''dedim dehşet içinde.

Christian ağır ağır dibime kadar gelip parmaklarını saçıma doğru uzattı. Dokunuşu tenimi kirletiyormuş gibi hissettirirken elindeki kağıdı açıp gözlerimin önüne doğru getirdi.

"Şundan bahsediyoruz küçük sürtük." dedi Christian mektubun en alt kısmını parmağıyla işaret ederek. "Biliyoruz, aptal mektubunda küçük sırlar vardı..Ama biz de altına ufacık bir ekleme yaptık. Senin o tatlı, yuvarlak el yazını taklit etmek inanılmaz kolay oldu."

Gözlerim kağıdın altındaki el yazısına kaydığı an kalbimin durduğunu sandım. Benim yazı tarzımla, benim kalemimle yazılmış gibi duran o korkunç cümleler adeta kağıttan fırlayıp boğazıma sarıldı:

"Daha fazla dayanamıyorum Tyler.. Andrew'ü o gece benim öldürdüğümü ve ardından tüm izleri yok etmek için göl evini ateşe verdiğimi herkes öğrenecek..Ne yapacağımı bilmiyorum.."

"Sen...s-sen kafayı yemişsin!" dedim."Bu sahte! B-bunu ben yazmadım! Polis sizin uydurduğunu anlar!"

"Anlamayacak." diye araya girdi Victoria Christian'ın yanına gelirken. Yüzündeki hastalıklı gülümseme iyice büyümüştü. "Kriminal laboratuvardaki o aptalların el yazısı analizini geçecek kadar kusursuz bir taklit bu. Üstelik üzerinde senin parmak izlerin var ezik varoş..Bu kağıt polise gittiği an kendi ölüm fermanını imzalamış bir katil olarak doğruca parmaklıklar arkasına gideceksin."

''H-hayır! Üzerinde sizin parmak iziniz var! Polise gidip her şeyi anlatacağım!''

''Gerçekten bu kadar aptal mısın?" dedi Victoria."Bu sadece mektubunun aptal bir kopyası..Gerçeği karakolun posta kutusuna, üzerinde tek bir izimiz bile olmadan bırakılacak. Polisin o kağıtta bulacağı tek parmak izi..senin o lanet katil ellerine ait."

Kazan dairesinin duvarları üzerime doğru yıkılıyor gibiydi.

"Belki de polisten önce bunu o çok güvendiğin Mac'e vermeliyiz, ha? Ne dersin? Altındaki kızın ellerinin kanlı olduğunu ve polise teslim olmak üzere olduğunu öğrendiğinde ne yapacak dersin?''

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin