Erik kasabaya döndükten sonra işlerin kolaylaştığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Zira lanet şerifin elinden kurtulmak için planlar yaptığımız sırada kaderin üzerime ördüğü ağlardan sıyrılmanın giderek daha da zorlaşacağından habersizdim. Her şey katman katman karmaşıklaşırken, ben tüm bunların ortasında, kasırganın tam ortasında kalmış bir köpek yavrusu gibi ne yana kaçacağımı bilemeden sadece etrafa bakıyordum. Anlayacağınız bir şeyler tam da düzeliyor derken diğer yandan bazı dengeler bozulup yıkılıyordu.
Luna'yı Eric'le birlikte gördüğümde zihnimdeki düşünceler dağıldı. Dolapların önünde duruyorlardı.Eric her zamanki gibi yarım yamalak kapattığı dolabıyla uğraşıyorken Luna da ona ona bir şeyler anlatarak gülüyordu.
"Şunu düzgün kapatmayı bir gün öğreneceksin."
''Aptal kitaplar.''diye homurdandı Eric.
"Kitaplar aptal değil, sen dağınıksın."
Gülümseyerek yanlarına yaklaştım.
"Sen yokken çok şey oldu!" dedi Luna bana dönerek. Gözlerinden ışıl ışıl bir mutluluk saçılıyordu.
"Fark ettim." dedim ve en iyi şaşkın rolümü takınarak Eric'i selamladım.''Dönmüşsün.''
"Sen de." dedi Eric imalı bir gülüşle. Sonra bakışları yavaşça üzerimde gezindi; kıyafetlerimi, saçımı, yüzümdeki en ufak değişimi bile tartar gibi süzdü.
Kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Bir saniye..." dedi, sesi şaşkınlıkla alay arasında gidip geliyordu. "Sen kimsin ve Alice'e ne yaptın?"
Gözlerimi devirdim, ama gülümsemeden edemedim.
"Çok komik..Ama ben hep böyleydim.''
''Duyduğuma göre bu aralar başka eyaletlerde de takılmaya başlamışsın.''dedi Eric.
Bir an durdum. Sonra aynı rahat tonda karşılık verdim."Rosewood'dan hiç çıkmadım, senin aksine."
Luna kaşını kaldırdı. "Hangi eyalet?"
Eric hemen araya girdi."Florida diyorlar."
"Ah.." dedim başımı hafifçe yana eğerek. "Demek haberler çok hızlı yayılıyor."
"Ben de şaşırdım." dedi Eric. "Senin gibi birinin bu kadar hareketli bir hayatı olması..."
Luna gözlerini kısarak bize baktı. "Siz neden bahsediyorsunuz?"
Eric omuz silkti. "Genel bilgi akışı..ve günlük saçmalama-"
Tam o sırada arkamdan gelen sesle keyfimin kaçması bir oldu. Başımı çevirdiğimde Mac'in saçlarını umursamaz bir rahatlıkla düzelttiğini gördüm.
Harika.
"Sana da günaydın," dedi gözlerini üzerimden ayırmadan.Bir eli cebinde, sanki gerçekten de sevgilimmiş gibi kendinden emin bir sırıtışla bana bakıyordu.Ve bu rahatlığı kesinlikle sinir bozucuydu.Bir şey demeden sıkıntıyla Luna'ya baktım. O da bunu anlamış olacak ki ''Hadi sınıfa gidelim, ders başlayacak.''diyerek beni kurtardı. Birlikte koridordan geçip sınıfa yürüdük ve müzik dersi için yerlerimize geçtik. İçeri adım attığımızda hava hemen değişti. Burası okulun geri kalanından daha canlı bir yerdi. Okulun koridorlarındaki o başıboş ve soğuk atmosfer burada yoktu. Duvarlarda rengarenk posterler, ışıltılı perdeler, köşedeki büyük piyano, pembe bir sıranın üzerine rastgele bırakılmış notalar... her şey dağınık ama bir o kadar da canlıydı. Müzik sınıfı ergenler dramaları ve zorbalığın içinden sıyrılıp kendi ritmini yaratmış gibiydi. Odanın ortasında birkaç sandalye dağınık şekilde dizilmişti. Gitarlar, kablolar ve notalar her zamanki gibi düzenlenmeyi bekleyen bir karmaşa içindeydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
AksiÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
