27

348 7 25
                                        


Yazar Notu : Bu hikayede tanık olduğunuz şiddet, baskı ve saplantılı davranışlar tamamen kurgusaldır ve hikaye evrenindeki trajediyi vurgulamak için yazılmıştır. Gerçek hayatta şiddetin hiçbir türü (fiziksel veya psikolojik) kabul edilemez ve bir çözüm yolu değildir. Eğer çevrenizde veya kendi hayatınızda benzer zorluklar yaşıyorsanız, lütfen sessiz kalmayın ve bir uzmandan, güvenilir bir yetişkinden ya da yardım hatlarından destek almaktan çekinmeyin. Unutmayın, güvende olmak en doğal hakkınızdır.🩷


Sabah uyandığımda ilk hissettiğim şey soğuktu.O keskin, kuru soğuktan bahsediyorum. Camın kenarından sızan gri ışık odayı doldururken havada asılı duran o kış kokusunu neredeyse tadabiliyordum. Perdeyi araladığımda gökyüzü tamamen kapalıydı. Kurşuni bulutlar kasabanın üzerine çökmüş, güneşi yutmuş gibiydi.İnce ince bir şeyler yağıyordu sanki. Ama sonra bunun karla karışık yağmur olduğunu görünce heyecanla yerimden fırladım. Hemen camı açıp elimi uzattım. Küçük beyaz parçacıklar avucuma düşerken eriyip kayboldu. Kalofirnaya'da büyüyen biri olarak sanırım bu karla ilk tanışmamdı.

Evde ise bambaşka bir hava vardı. Aşağı indiğimde yüzüme vuran sıcaklık, dışarıdaki o keskin soğuğu bir anda unutturdu. Mutfaktan hafif bir tarçın ve fırından yeni çıkmış bir şeylerin kokusu geliyordu. O tanıdık, insanın içini yumuşatan türden bir koku. Bir an durup etrafa baktım.Bayan Patricia Şükran Günü için gerçekten her şeyi düşünmüştü. Merdiven korkuluklarına sarılmış  altın kurdeleler, duvarlara asılmış yaprak süsleri, masanın ortasında duran büyük, özenle hazırlanmış bir balkabığı dekoru.. Her şey benim alıştığımdan çok daha özenliydi. Justin ve diğerleriyle saatler süren uğraşımız gözümün önüne gelince gülümsemeden edemedim.Ah, nedense gerçekten de bu ailenin bir parçası haline geldiğimi hissediyordum. Ama sonra Tyler aklıma gelince gülüşüm soldu. Düşünmem gereken şeyler vardı ve ben bunu kutlamaların sonuna dek ertelemiştim. Çünkü biliyordum.Eğer şimdi durursam... eğer gerçekten oturup düşünmeye başlarsam, içimdeki o karmaşa yeniden yüzeye çıkacaktı. İşte bu yüzden bugün sadece eğlenip arkadaşlarımla vakit geçirmek ve Şükran Günü'nü babam ve sevdiklerimle kutlamak için kendime izin vermiştim.

''Herkes buraya!''

Bay Parkins'in sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Luna'yla koridorda dikilmiş, sohbet ediyorduk. Okul her zamanki gibiydi. Bay Parkins elindeki listeyle gözlüğünün arkasından öğrencilere emir yağdırmaya devam ediyordu.

"Şükran Günü hazırlıkları tamamlanacak. Standlar kurulacak, salon süslenecek, yiyecekler yerleştirilecek. Bugün kimse kaytaramaz!"

Birkaç erkek grubu oflayarak müzik odasının önündeki dekorları alıp taşımaya başladı.Sonra Bay Parkins üst sınıflardan bir kızı işaret ederek"Sen—" dedi."Koridor süslemelerine yardım edeceksin."

Kalabalığın içinden homurdanmalar yükselince Bay Parkins bıkkınlıkla sesin yükseltti.''Tanrı aşkına öğrenci başkanı nerede ?''

Bu sırada uzun boylu bir kız kalabalığı yararak kendinden emin adımlarla ilerledi. Ah, işte bu hiç iyi değil.. Cassie. Öğrenci başkanı olduğundan beri özgüveni ikiye katlanmıştı ve artık sadece popüler değil, aynı zamanda son derece otoriterdi. Özellikle de alt sınıflara resmen böcek muamelesi yapıyordu. Ve en sinir bozucu olan şey de kimse ona  açık açık karşı çıkmıyordu.Çünkü herkes onun kim olduğunu biliyordu, ve neler yapabileceğini.

''O cadının öğrenci başkanı olduğuna inanamıyorum.''dedi Luna bana dönerek.

''Ben de.''dedim sıkıntıyla.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin