68

172 8 20
                                        





"Eric?" dedim sesim boğazımda düğümlenerek. "Senin..s-senin burada ne işin var? Bu halin ne? Neden kapüşon takıp kaçıyordun?!"

Eric çamurlu elleriyle yüzünü silmeye çalışırken nefes nefese kalmıştı. Gözleri korkudan irileşmişti, sanki gördüğü şeylerden sonra aklını yitirmek üzereydi. "Benim..b-benim gitmem lazım." diye kekeledi. 

''Ne diyorsun?!''dedi Mia şaşkınlıkla onun suratına bakarak.

Kanımdaki sakinleştirici yüzünden zihnim bir sis bulutunun içindeydi. Nasıl bir tepki vereceğimi bile bilmeden Eric'in yüzüne salak salak bakıyordum.

Mia, Eric'i yerden kaldırdı. "Seni burada bırakmayız dostum! Her yerde seni arıyorlar..Siktir! Benim evime gidiyoruz.'' 

Mia'nın söylediğini yapıp o eski model arabasına doluştuk. Evine vardığımızda atmosfer daha iç açıcı değildi. Salonun orta yerinde Mia'nın annesi koltukta yığılmış bir vaziyette elinde sigarasıyla oturuyordu. Arada bir kendi kendine mırıldanıyor, sarhoş gözlerle televizyona bakıyordu. Arka taraftaki karanlık odadan ise büyükannesinin kısık sesli öksürükleri geliyordu. Kimse bizim geldiğimizi fark etmemişti bile.

Mia beni doğrudan odasına sürükledi. Kapıyı kilitlediğinde odadaki huzursuzluk bizi karşıladı. Eric odanın bir köşesinde sanki bir gölgeye dönüşmüş gibi dizlerini kendine çekmiş oturuyordu. Yüzü mosmordu ve daha da zayıfladığını ancak şimdi farkedebiliyordum. Tanrım, başına neler gelmişti?

Mia eline tutuşturduğu sigarayı hırsla yaktı. "Bu nasıl oldu?!" dedi bir aşağı bir yukarı yürürken. "Eric, ne haltlar karıştırdın? Bize neden haber vermedin?! Ne bok peşindesin?!"

Ben ise az önceki hapın verdiği uyuşuklukla Eric'in yanına gittim. Ağlayamıyordum, duygularım bir cam duvarın arkasındaydı. Yavaşça yanına çöküp yorgun bedenine sarıldım. "Eric." diye fısıldadım başını omzuma yaslarken. "İyi misin?"

Eric cevap vermedi, sadece olduğu yerde sallanmaya başladı. Mia sigarasını parmaklarının arasında ezerken odada sadece dumanlı bir sessizlik vardı. Şuanda hiçbir şey gerçek değilmiş gibiydi. Jason'ın geleceği, Tyler'ın baskısı, Eric'in bu hali, Mia..Hepsi birer parça gibi zihnime oturmaya çalışıyordu ama ben sadece Eric'in o soğuk tenine tutunabiliyordum.

Bu sırada telefonum tekrar çalmaya başladı. Tyler görüntülü arıyordu.

''Nerdesin sen?!''dedi Tyler sert bir ses tonuyla.

''Tyler..ş-şey, Mia'yla karşılaştık da..Bu gece burda-''

''Mia mı?''dedi kaşlarını çatarak. 

Tam o sırada Mia kadraja sert bir giriş yaptı. Elindeki sigaradan derin bir nefes çekip dumanı kameraya doğru üfledi. "Tyler, sakin ol dostum." dedi Mia."Sevgilini bir geceliğine çaldım, tamam mı? Senin o sıkıcı dünyandan biraz uzaklaşıp kız kıza dedikodu yapacağız, biraz sigara falan içeceğiz.''

 Tyler birkaç saniyeliğine sustu, sonra gözleri benimkilere odaklandı. ''Neden bana haber vermedin?''

''Ben..''diye cümleye başlasam da Mia telefonu elimden alıp ''Çünkü arkadaşlarıyla takılmak için sana hesap vermesine gerek yok Tyler!" dedi birden.

''Sen neden karışıyorsun?!''dedi Tyler bundan hoşlanmayarak.''Telefonu ona ver!''

''Al lanet telefonunu!''dedi Mia gözlerini devirerek ve telefonu tekrar elime tutuşturdu.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin