Miller'ın o ruhsuz odasında yankılanan tek ses benim hıçkırıklarımdı. Yatağın üzerine büzülmüş, dizlerimi göğsüme çekmişken tavanın yabancı boşluğuna bakıyordum. Babam yan odada huzurla uyuyordu ama benim dünyam enkaz altındaydı.
Ah, hayat gerçekten çok tuhaftı..Daha birkaç gün öncesine kadar Tyler'ın ellerinden kaçıyor, Jason'ın Cassie'den ayrılması için dua ediyordum. Ama şimdi buradaki bu "güvenli" yalnızlık her şeyden çok daha korkutucuydu. Onu özlüyordum, tamam mı? Jason'ı o kanlı kavgadan saniyeler önce, dudaklarımız arasındaki o çekimin en yüksek olduğu andaki haliyle özlüyordum. Ve ona daha yeni kavuşmuşken babam bizi lanet birer suçlu gibi ayrı hücrelere kapatmıştı.
Ve aslına bakarsanız, içimdeki bu sızı sadece bir özlem de değildi. Sanki babam ve Bayan Patricia gerçekten boşanmış, kurmaya çalıştığımız o tuhaf, çarpık ama mutlu aile daha asla birleşmemek üzere parçalanmış gibi hissediyordum. Bayan Patricia'nın o yumuşak sesini, Justin'in mutfaktan gelen komik gürültülerini, hatta Tyler'ın her an bir yerden çıkıp huzurumu bozacağı o tehlikeli gerginliği bile arıyordum.
Şimdi sadece ben ve babam vardık. Miller'ın evindeki bu tozlu sessizliğin içinde Jason'ın kokusunu unutmaktan korkarak ağladım. Lanet olsun. Yastığa yüzümü gömüp fısıldadım: "Sadece bir gece oldu... Sadece bir gece ve ben şimdiden nefes alamıyorum."
Pencereden vuran ay ışığı bu yabancı odanın duvarlarında soğuk gölgeler oluştururken Jason'ın şu an kendi odasında ellerindeki yara izlerine bakarak beni düşünüp düşünmediğini merak ediyordum. Babam beni ''üvey kardeşlerimden'' ayırarak ateşi söndürdüğünü sanıyordu ama bu ayrılık içimdeki o karanlık özlemi dev bir yangına dönüştürmekten başka bir işe yaramamıştı.
Yeni evimizdeki ilk sabahta babamın arabasına binmek üzere bahçeye çıktığımda gördüğüm manzarayla biraz olsun modum yerine gelmişti. Birkaç ev ileride Erik elinde bir defterle kaldırımda yürüyordu. Göz göze gelmesek de kalbim hızla çarptı, aynı mahalledeydik. Babam bizi şehirden uzaklaştırdığını sanırken aslında beni -şuanki- tek dostuma daha da yakınlaştırmıştı.
Okula gider gitmez ona bir mesaj attım: "Eski temizlik odasının oraya gel. önemli.''
"Yani...Sonunda oraya yerleştiniz ha? Bizim mahalleye...Kasabanın en uğursuz yeri."
''Babam yüzünden.''dedim.'' Böyle her şeyin çözüleceğini sanıyor..Ama o ev...o kadar büyük ve sessiz ki. Bazen duvarların üzerime geldiğini hissediyorum."
Erik çakmağı kapattığında metalik ses odada yankılandı. Bakışlarını bana çevirdi. O her zamanki umursamaz maskesinin ardında aslında ne kadar yalnız olduğunu görebiliyordum.
''Kasabanın yarısı o evin lanetli olduğunu düşünüyor, diğer yarısı da babandan korktuğu için kapının önünden geçmez herhalde.''duraksadı.''Neyse ki ben arka bahçesindeki tellerin nerden kopuk olduğunu biliyorum."
''Bu arada..Miller nerede?''diye sordum.
"Miller mı? Avrupa'dadır herhalde...Nişanlısıyla oralarda takılıyor diye duydum. Yani, muhtemelen öyledir.''
''Babamla çok yakınlarmış.''
Erik konuyu daha fazla uzatmak istemiyormuşçasına "Neyse, boş ver Miller'ı. Kimya ödevini yaptın mı?"dedi.
"Yarısını bitirdim sayılır. Ama kafam o kadar karışık ki odaklanamıyorum. Sen?"
''Ben kapağını bile açmadım.. Muhtemelen son dakikada bir şeyler uydururum..''ve gözlerime bakmadan kapıya doğru yöneldi."Hadi, gidelim artık. Burası iyice Godville'in lanet sınıfı gibi kokmaya başladı.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
AcciónÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
