Küçük bir sinek öğretmen masasının üzerinde kanat çırpıyordu. Bayan Godville masadaki deney tüplerini eline alarak konuşmaya başladı.
"Bugün, her biriniz kendi deneyinizi yapacaksınız," dedi, sesi odanın köşesine kadar yankılandı. "Ama unutmayın, bilim sadece formüllerden ibaret değil..Dikkat, sabır ve cesaret gerektirir.."gibi klişe sözlerine devam ederken herkes yerlerini almaya başlamıştı.
Bayan Godville deney tüplerinden birini eline alıp içinde koyu kırmızı bir sıvı olan tüpe baktı. "Bu sıvı, oldukça reaktif. Eğer karışımları doğru yapmazsanız, sonuçları tehlikeli olabilir. Yani en azından.."
''Tanrım, işte başlıyoruz.'' diyerek ofladı Jordan.
''O halde belki de bu işe hiç kalkışmamalıyız Bayan Lydia.'' dedi birisi.
Sınıftaki birkaç kişi gülüştü.
''Komik.'' Bayan Lydia'nın yapay gülümsemesi yüzünden silinirken sivri gözlükleriyle hepimizi süzmeye devam etti.
Elimdeki tüpü kavradım. İçinde parıldayan mavi bir sıvı vardı. Deneyi yapmak için diğer tüplerdeki sıvılarla karıştırmam gerekiyordu. Doğrusu, kendimi pek de iyi hissettiğim söylenemezdi, bu küçük cam tüpler de tıpkı ruhum gibi kırılgandı. Ben de bu tüpler gibi her an paramparça olabilecek bir haldeydim. Bu lanet Rosewood'a geldiğimden beri şansım hiç de yaver gitmemişti.
Tyler'ın dikkatli bakışları altında geçen hafta yaşadıklarımı düşündükçe hissettiğim gerilim ellerimi titretirken deney tüpünü dikkatle diğer sıvıyla birleştirdim. Karışım aniden köpürmeye başladı, içinden hafif bir duman yükseldi. Harika koktuğu söylenemezdi.
Bayan Godville yanımıza yaklaşarak. "Çok iyi, Alice." derken gözlerindeki bakıştan bunun ironi olup olmadığını anlayamamıştım.
Öğle arası olduğunda koridorda yankılanan ayak sesleri şimdi yerini neredeyse tamamen sessizliğe bırakmıştı. Işıklar donuk, sarı bir solukla titriyordu. Duvarda kocaman beyaz saat her şeye inat usulca ilerliyordu. Her saniye, okula döndüğümden beri her saniye içimde bir şeylerin kırılacağı korkusu daha da büyüyordu. Luna hissettiklerimi anlamış olacak ki ''İyi misin?''diye sordu.
''İyiyim, e-evet iyiyim.''
''Emin misin?''
''Kesinlikle!''
Çantam omzumda ağırlaşmıştı. Kendimi daha mutlu göstermeye çalışırken okulun soğuk koridorunda ilerledim. Dışarıda yaz güneşinin sıcaklığı neredeyse hayal gibiydi; bu soğuk ve lanet kasabada gökyüzü iyice kararmış, ince bir yağmur atmaya başlamıştı. Adımlarımı sessizce hızlandırıp köşeyi döndüm ve dolabımı açtım.
Ve dolabın kapağını açmamla kalp atışlarımın boğazımda atması bir oldu. İçerideki metal rafa sıkıştırılmış küçük kağıdı görünce elim ayağım titredi:
"Gece yarısı, spor salonunun arkasında. Her şey orada başlıyor."
Panikle yere düşürdüğüm notu kaptığım gibi tekrar ve tekrar okudum. Bu sırada telefonum cebimde sessizce titredyince birden yerimde sıçradım, az kalsın kalp krizi geçirecektim. Babamdan gelen mesajı apar topar başımdan savarak yanıtladım, dolabı hızla çarpıp kapatarak tuvalete koştum.
Mac ve Andrew..Bana yeni bir komplo kuruyorlardı. Evet, kesinlikle o ikisi beni yeni bir tuzağa çekmek için böyle bir plan yapmışlardı. Bu düşünceyle içim öfkeyle doldu taştı. Yumruklarımı sıkarak bütün okulun içinde deli gibi Mac'i aradım ama sonra bugün okula gelmediğini hatırlayınca öfkem anında sönüverdi, ayaklarım geri geri gitti. Hayır, tüm o yaşananlardan sonra Andrew'la yüzleşmeye cesaretim yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
AksiyonÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
