70

144 9 24
                                        




Hava kasabanın üzerine çöken o boğucu gerginliği hafifletecek kadar ısınmıştı. Çıkış zili çaldığında arka bahçeye koştum ve Jason'a sarıldım. Berbat halde olduğunu biliyordum ve şuanda elimden gelen tek şey buydu.

"Bugün ben süreceğim." dedim Jason henüz anahtarı cebinden çıkarmaya hazırlanırken. Gözlerini kısıp bana baktı ama itiraz etmedi. 

Sakin bir yolculuğun ardından kasabanın çıkışındaki virajları aşıp kimsenin uğramadığı, ağaçların göle gölge düşürdüğü o tenha kıyıya arabayı sürdüm. Motoru kapattığımda kuş seslerinden başka hiçbir şey duyulmuyordu.

"Neden buraya geldik?" diye sordu Jason bakışları gölün durgun sularında gezinirken. 

Cevap vermek yerine uzaktan yaklaşan araba sesine odaklandım. Mia'nın eski arabası toz kaldırarak durduğunda Jason yerinden doğrularak baktı. Eric ve Mia arabadan indiklerinde Jason'ın bakışları Eric'e kilitlendi. Şaşkınlığı gözlerinden okunuyordu.

"Mia her şeyi biliyor..Ona her şeyi anlattık." dedim elini tutarak.

Mia ağzında sigarasıyla arabanın bagajından eski bir örtü ve büyük bir poşet çıkardı. Örtüyü göl kenarındaki çimlere yaydı, poşetin içindekileri döktü. Birkaç sandviç, içecekler, bir deste iskambil kağıdı, sigaralar ve biraz ot. Eric Jason'ın omzuna dostça bir darbe indirip yanına oturduğunda Jason'ın yüzündeki sert ifade ilk kez gevşedi.

''Madem ikimiz de o lanet yerden atıldık, artık mezuniyet balosunda kravat düzeltmekle uğraşmayacağız demektir. Sence de bu hayatımızın en iyi kararı değil mi?"

Jason Eric'in bu şaka yollu çıkışına ilk başta şaşkınlıkla baktı, sonra yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. "Evet, sanırım.''

"Aynen öyle." diye araya girdi Mia sigarasını parmaklarının arasında çevirerek. "Artık o lanet binanın dışındayız. Kurallar yok, sınıflar yok, sadece biz varız..Hepsini sikeyim!"

Eric elindeki kartları karıştırmaya başladı. Kartların birbirine çarpma sesi beynimizdeki sıkıntıları yavaş yavaş dağıtıyordu. O an kasabanın boğucu sınırlarından kurtulmuş olmanın verdiği tuhaf, ürkütücü bir özgürlük hissi içimi kapladı. Her şeye rağmen biraz olsun nefes alabiliyordum ve yanımda gerçekten de sevdiğim arkadaşlarım vardı.

Eric kartları Jason'a doğru fırlattı. "Dağıt bakalım başbelası.''

Hepimiz o göl kenarında yaklaşan fırtınayı görmezden gelerek sanki hiçbir şey olmamış gibi o eski örtünün üzerinde toplanmıştık. Günler sonra üzerimizdeki tüm o lanet maskelerini çıkardığımız an buydu. Güneş batarken alkol ve gülüşmeler birbirine karıştı. Jason'ın elini sımsıkı tutuyordum.

Biraz sonra Mia üzerindeki ince hırkayı ve tişörtü çıkarıp kenara attı. "Hava çok sıcak!" dedi saçlarını gelişi güzel toplayarak. "Hadi atlayalım!"

Eric tereddüt etmeden omuz silkti ve koşarak gölün serin sularına daldı. Birbirimize baktığımızda Jason ile birbirimizin gözlerinde çocuksu neşeyi gördük. Ah..her şey o kadar güzeldi ki..Sulara daldığımızda üzerimizdeki tüm yükler sanki suyun dibine çöküp gitmişti. Su serindi ama içimizi ısıtıyordu. Birbirimize su atarak, sanki hayatımızda hiç dert yokmuş gibi salakça yüzme pozları vererek kahkahalar attık. 

Bir ara suyun ortasında gökyüzünün kızıla dönerken Jason bana doğru yüzdü. Su damlaları güzel yüzünden süzülürken elleri belimi buldu. Etrafımızdaki dünya tamamen yok olmuştu. Sadece suyun sesi, sıcak nefeslerimiz ve o anın masumiyeti kalmıştı. Dudaklarımız birleştiğinde her şeyin geçeceğine dair bir yemin gibiydi bu. Gölün bu tenha köşesinde günler sonra ilk kez gerçekten "biz" olabilmiştik. Jason ıslak vücudunu bana bastırırken daha derin bir şekilde öpüşmeye başladık. Sıcak parmakları tenimi bulduğunda irkilerek iyice ona sokuldum. Islak dudaklarımız birbirinin üstünde geziniyordu.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin