Kitabımı sınıfta unuttuğumu fark edince boş koridordan geri dönüp tekrar sınıfa yöneldim. Kapıyı hafifçe araladığımda içerisi loştu, sadece tahtaya vuran güneş ışığı havada uçuşan toz zerrelerini aydınlatıyordu. Arka sıraya doğru ilerleyip kitabımı sıranın altından çekip aldım. Tam dönüp çıkacakken ön sırada bana dik dik bakan Victoria ve Christian'ı farkettim. Onları gördüğüm an içimdeki öfke yine tetiklenmişti.
"Ne o?" dedim imalı bir şekilde. "Beni mi zorbalayacaksınız? Yoksa sıradaki kurbanınız kim, onu mu konuşuyorsunuz?"
Victoria yüzünde o meşhur aşağılayıcı gülümsemesiyle bana baktı. Christian ise alaycı bir şekilde gülerken sandalyede geriye yaslanıp beni tepeden tırnağa süzdü.
"Seninle uğraşacak halimiz yok, Alice." dedi Victoria. "Zaten kasabanın maskarası olmuşsun, kendi kendine yok olmanı bekliyoruz."
"Yangını sizin çıkardığınızı biliyorum." dedim onlara yaklaşarak."Ve bunu sizin yanınıza bırakmayacağım pislikler. İkiniz de o ateşin içinde kendi sonunuzu hazırladınız."
Victoria bir anlığına duraksadı, ve sonra kahkahayı bastı. "Bana bak varoş, sen gerçekten delisin! Kafayı iyice yemişsin." dedi Christian'a dönüp göz devirerek. Ayağa kalktı ve üzerindeki formayı düzelterek başını havaya kaldırdı. "O yangınla bizim hiçbir alakamız yok, bunu o küçük kafana sok! İlaçlarını içmezsen böyle halisülasyonlar görürsün."
"Yalan söylüyorsun! "
Christian da ayağa kalkıp üzerime doğru bir adım atarak aramızdaki mesafeyi kapattı. "Kanıtın var mı? Yok. O yüzden o lanet çeneni kapat ve defol buradan..Yoksa gerçek bir yangın görmen için sana yardımcı oluruz tatlım. Tamam mı?"
''Beni tehdit mi ediyorsun?''dedim.
"Tehdit?" dedi Christian dudaklarında o aşağılayıcı gülümsemeyle. "Bu bir tehdit değil Alice, bu sadece senin için bir tavsiye. Senin gibi deli bir varoşun bize kafa tutmaya çalışması..Sonunda sadece kendi canını yakarsın."
Victoria onun omzunun arkasından sanki bir böceğe bakıyormuş gibi bana bakmaya devam etti. "Bırak şunu Christian." dedi."Zaten biraz daha delirirse yine tımarhaneye kapatacaklar.''
Sırtımı dikleştirip, geri adım atmadan onların o özgüvenli bakışlarına meydan okudum.
''Şu halinize bakın.''dedim dudağımı büzerek."Benim için söylediğiniz saçmalıkların hiçbiri benim hayatımdan daha berbat değil. Beni daha fazla neyle tehdit edeceksiniz ki?"
Sınıftaki hava söylediklerimle birlikte bir anda ağırlaştı. Victoria'nın üstten bakan gülümsemesi kısa bir anlığına bozuldu, sanki beklediği tepkiyi almamıştı. Korkmamı, geri çekilmemi ya da savunmaya geçmemi istiyorlardı ama ben artık o lanet oyunun bir parçası değildim.
Christian üzerime bir gölge gibi eğildi. "Hayatının ne kadar berbat olduğu bizi ilgilendirmiyor küçük sürtük." dedi. "Ama o berbat hayatını daha da karartabileceğimizi gayet iyi biliyorsun.''
"Deneyin de görelim." derken sesimdeki kararlılık beni bile şaşırtıyordu.
"Sen gerçekten kaşınıyorsun, değil mi?" dedi Christian."Deneyelim öyleyse.''
Christian Victoria'nın omzuna yaslanıp sanki çok eğlenceli bir şey düşünüyormuş gibi gülümsedi. Aralarında o sessiz, karanlık anlaşmayı yaptıklarını bakışlarından anlayabiliyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
