78

92 7 21
                                        



Eric'in doğum gününü kutlamak için göl kenarında gözlerden uzak bir ev tutmuştuk. Tek amacımız hafta sonu birlikte güzel vakit geçirip her şeyden uzak rahat rahat takılmaktı. 

Mia ile birlikte akşam yemeğinin bulaşıklarını toparlarken Mia'nın telefonu çaldı. O kulağında telefonla gittikten sonra mutfakta yalnız kalmıştım. Dolabın en arkasına gizlediğimiz pastayı çıkarıp üzerine mumları tek tek dikerken içimden Eric için iyi dileklerimi tutuyordum.

Birkaç dakika sonra Mia telefonu kapatıp geri gelince ikimiz de birbirimize gülümseyerek pastayı oturma odasına taşıdık. Eric koltukta Jason ile bir şeyler konuşuyordu. 

"İyi ki doğdun Eric!" 

 Eric önce şaşkınlıkla yerinden sıçradıktan sonra o meşhur gülümsemesi yüzüne yayıldı.
Sigarasını indirip mumları derin bir nefes alıp tek seferde söndürdü. Alkışlarımız arasında gülerek "Bunun olacağını tahmin etmeliydim." dedi.

Bu sırada Jason cebinden beyaz bir zarf çıkarıp ona uzattı. "İçinde işine yarayacak bir şeyler var." 

"Baba olduğundan beri kendini aştın." diyerek göz kırptı Eric.

Jason eliyle ensesini ovuştururken ortamdaki anlık gerginliği dağıtmak istercesine sahte bir gülümsemeyle başını salladı. O lanet bebeğin lafının geçtiği her an üzerimize çöken o ağır gölge bu mutlu anı bile zehirlemeye çalışıyordu ama bugünün mahvolmasına izin vermeyecektim.

Derin bir nefes alıp arkamda sakladığım parlak hediye paketini çıkarıp Eric'e uzattım."Bu da benim hediyem."

Eric de gülümseyerek kutuyu açıp içindeki sweatshirt'ü görünce "Tam senlik bir hediye." diyerek beni kendine çekip sıkıca sarıldı. 

''İstersen deneyebilirsin.''

Eric kurnazca sırıtarak tişörtünü başından sıyırdı ve sweatshirtü hızlıca üzerine geçirdi. Neyse ki bedenine tam oturmuştu. Kollarını iki yana açıp aynaya bakıyormuş gibi yaparak "Bunu hemen favori kıyafetlerim listesinin başına ekliyorum." dedi.

"Sıra bende doğum günü çocuğu." dedi Mia.

Eric merakla paketi açtığında içinden çıkan telefonla yüzü aydınlandı.

''Çok iyi bir şey değil..Ama işine yarar.'' dedi Mia omuz silkerek.

Eric dayanamayıp kollarını Mia'ya doladı ve onu sıkıca sarıp havaya kaldırdı. "Sen var ya, çok fenasın Mia! Erkeklerden hoşlansaydın yemin ederim sana asılırdım!''

"Yok, kalsın Eric.'' dedi Mia.''Senin bana asıldığın bir dünyayı hayal etmek istemiyorum.''

Gülerek onları izledim. Uzun zaman sonra ilk defa her şey biraz olsun rayına oturmuş gibi hissediyordum. Jason'la her şey iyiye gidiyordu..Eric iyileşiyordu, mutluydu, Mia yanı başımdaydı..En yakın arkadaşlarım yanımdaydı. İçimde adeta tatlı bir huzur dalgası yayılıyordu. Kendimi gerçekten iyi, uzun zaman sonra ilk kez gerçekten nefes alıyor gibi hissediyordum.Ama kalbimin en derininde sinsi sinsi büyüyen o zehirli his yakamı bırakmıyordu..Bu kasabada güzel olan hiçbir şeyin uzun ömürlü olmadığını, kurduğum bu kırık dökük mutluluğun her an parmaklarımın arasından kayıp gideceğinden ödü kopuyordu.

Pastalarımızı alıp hep birlikte verandaya çıktık. Eric cebinden sigara paketini çıkarıp bir tane yaktı, dumanı gölün üzerinde süzülürken derin bir iç çekti. "Burada, sizinle olmak..cidden iyi geldi." dedi.

O an verandanın sessizliğinde sadece huzur ve dostluk vardı. Andrew'un karanlık gölgesinden veya yaklaşan felaketten habersiz sadece anın tadını çıkarıyorduk. Bir süre daha gölün durgun suyuna bakarak sohbet ettik, birbirimizle dalga geçtik, kahkahalarımız ormanın derinliklerinde yankılandı. Verandadaki huzurlu hava Mia'nın telefon konuşması bitip tekrar yanımıza dönmesiyle biraz daha gevşemişti. Ben Jason'ın omzuna başımı yaslamış sakin gölü seyrediyordum. Bu sırada Eric elindeki sigarayı söndürüp cebinden bir şeyler çıkarmaya çalışırken "Doğum günümde şöyle sağlam bir fırt çeksem ölmem herhalde, değil mi?" dedi.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin